BURHANİYE’DE CANLARIN AŞURE LOKMASI YOĞUN GEÇTİ

Burhaniye Cem ve Kültür evinde aşure lokması dağıtıldı. Yoğun bir kalabalığın katıldığı Aşure dağıtımında herkes memnun olarak ayrıldı. Burhaniye Alevi Kültür Derneğinin hazırladığı Aşureye üyelerin haricinde başka vatandaşlar da katıldı. Katılımcılar Cem evine sığmayınca, bahçede masalar kurularak aşure yenildi. Aşure dağıtımı başlamadan önce Alevi Kültür Derneği Başkanı Durmuş Türkmen katılımcılara bir konuşma yaptı. Başkan konuşmasında […]

BURHANİYE’DE CANLARIN AŞURE LOKMASI YOĞUN GEÇTİ

Burhaniye Cem ve Kültür evinde aşure lokması dağıtıldı. Yoğun bir kalabalığın katıldığı Aşure dağıtımında herkes memnun olarak ayrıldı.

Burhaniye Alevi Kültür Derneğinin hazırladığı Aşureye üyelerin haricinde başka vatandaşlar da katıldı. Katılımcılar Cem evine sığmayınca, bahçede masalar kurularak aşure yenildi.

Aşure dağıtımı başlamadan önce Alevi Kültür Derneği Başkanı Durmuş Türkmen katılımcılara bir konuşma yaptı. Başkan konuşmasında aşağıdaki noktalara değindi.

“Değerli dostlar ve Canlar; Hepiniz hoş geldiniz. Bu önemli günde bizlere verdiğiniz bu destek nedeniyle hepinize üyelerim ve yönetim kurulum adına teşekkür ederim. Bizlere 12 gün boyunca lokma vererek desteklerini esirgemeyen canların lokmaları Hak katında kabul olsun. Dualarıyla yanımızdan ayrılmayan Şevki Bakır dedemizin duaları kabul olsun, emeğine, yüreğine sağlık.

Aşure çağlar ötesinde günümüze yansıyan mitolojik bir yiyecek ve lezzet olma yanında, bir kazanda kaynamanın, kaynaşmanın, hemhal olmanın  kültürel ve inançsal farklılıkları koruyarak aynı kazanda pişebilmenin bir simgesi olarak algılanmalıdır. Kaynayan bu kazanda aynı istediğimiz yaşamdaki gibi herkes kendi varlığını korumalı, kimse ötekini kendine benzetmeye çalışmamalıdır.

Alevilikte oruç tutarken sahura kalkmak yoktur. Matem Orucu bitiminde Aşure pişirilir. Aşure, tatlı bir çorba olup, birlikte yenilir veya evlere dağıtılır. Buğday, fındık, ceviz veya meyvelerden oluşan 12 değişik üründen yapılır.

Oruç gerek tek tanrılı dinlerde gerekse çok tanrılı dinler ve diğer inançlarda yer verilen bir inanç pratiği olarak karşımıza çıkmaktadır. Geleneksel kesimde Muharrem ayı süresince akşamları oruç açıldıktan sonra evlerde toplanılarak, bilenler tarafından Kerbela vakası anlatılmakta ya da kitaplardan okunmakta, Hz. Hüseyin’e mersiyeler söylenmektedir. Günümüzde bu uygulamalar kentlerde cem evlerinde de icra edilmektedir.

Muharrem orucunun tutulmasında inanç açısından herhangi bir zorlayıcılık söz konusu olmamak ve orucu tutup tutmama tamamen bireyin özgür iradesine bırakılmıştır.

Muharrem’de tutulan oruçla Hz. Hüseyin’in Kerbela’da çektiği acılar, uğradığı haksızlıklar hatırlanarak, aynı acılar yüreklerde hissedilip Yezit’e lanet okunur. Hz. Hüseyin ve Kerbela birer simgedir. Hz. Hüseyin

Yezit’e biat etmemiştir. Devamında Aleviler Nesimi,Pir Sultan, Kalender Çelebi, Şeyh Bedrettin ve Denizler  gibi biat etmeyenleri de anarlar ve anlatırlar.

Aleviler için Kerbela olayı haksızlığa karşı tepkinin ve başkaldırmanın simgeleşmiş öyküsüdür. Saygı duyulan Hz. Hüseyin’in başkaldırısı ve direnci, üzüntüsü duyulan ise Kerbela olayının sonucudur.

Alevilerin tuttuğu Muharrem orucu, aç susuz kalarak nefsi terbiye etme amacına yöneliktir. Alevi-Bektaşi felsefesinde nefis, insanın en büyük düşmanı kabul edilmiştir. Bu nedenle de en büyük savaş “ insanın kendi içinde, kendi nefsine karşı verdiği savaştır.  Hace Bektaş Veli’nin ifadesi ile “Marifet nefsi silmek değil, bilmektir”.  Anadolu Alevilerinin inancına göre, eline, diline, beline,eşine, işine, aşına, sahip çıkmak, alın açıklığı,gönül açıklığı, ruh açıklığı, ayıp örtücü, azap yutucu, sır tutucu olmaktır.

Kerbela acısını insanlığın acısı durumuna getiren Alevi- Bektaşiler, günümüze kadar gelen tarihi süreçte , ne zalimler bitti, ne  zulümleri bitti. Nede Hüseyinler ve yiğitler bitti. Aydılık ve karanlığın savaşı günümüze kadar devam edip geldi. Maraş, Çorum, Sıvas, Gazi, Roboski, Suruç, Diyarbakır, Cizre ve en son yüreğimizi yakan Ankara.  Bir arada ortak  yaşam,  toplumsal mutabakat,   modern,  çağdaş anlamda barış,  bir arada kardeşçesine yaşama, eşit paylaşımcılık v.b adına dört bir yandan Ankara’ya yürüdüler. Hepsi Hüseyin’di. Yani hepsi bir yürek, bir candılar. Yezit’ler, kan içiciler pusularını Ankara Garının  yanında kurmuş Kan istiyorlardı. Yezitler/Karanlığın   cellatları düğmeye bastılar. Kızılca kıyamet koptu. Barış, iş, ekmek, emek, Hak, hukuk, adalet, kardeşlik, bir arada yaşama diyen canlarımızı katlettiler. Genç, yaşlı, Çoluk, Çocuk ,  kadın demeden  katlettiler. 100 üzerinde ölü, 500 ‘e yakın  yaralı sağa sola savruldu.

Aydınlık dünyanın şehitleri tek can, tek nefes oldular.Halep’te Babek, Serezde Şeyh Bedrettin, Dersimde Pir Seyit Rıza, Dar ağacında üç fidan, Deniz, İbrahim ve Mahir,Mazlum oldular. Maraş’ta, Çorum’da, Kanlı  Sivas’ta, Gazi’de ,Gezi’de , Roboski’de, Suruç’ta,Diyarbakır’da ve Ankara’da Haykırdılar. Biz size  biat et- me- yiz,  et- me- ye- ce- ğiz.

Selam olsun! Kerbela’dan  bu yana zalimlerin zulümlerine biat etmeyip toprağa düşen Hüseyinlere!

Selam olsun onurlu mücadelesiyle ölümü gülerek karşılayanlara!

Aşure lezzetinde ağız tatlılıklarının yaşanacağı daha nice aşurelerde birlikte olmak dileklerimle, bu aşurenin yapımında katkıda bulunanların, pişirip emek verenlerin, ellerine, emeklerine, yüreklerine sağlık. Hızır yardımcımız olsun.

Hepimize helal olsun. Aşk ile.”

Alevi dedesi  Şevki Bakır’ın aşure duasından sonra, ikram edilen aşureler yenildi. Şenol Torlak

Yorumlar

yorum