AKAN KANI NASIL ÖNLERİZ

  Bilindiği üzere 1 Kasım Pazar günü yeni bir seçime daha gidiyoruz. Yapılacak olan 26. Dönem Milletvekili seçimlerinin başta aziz milletimiz olmak üzere, bütün insanlığın saadetine vesile olmasını temenni ediyor, teşriflerinizden dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Değerli basın mensupları, kıymetli kardeşlerim, Hepinizin bildiği gibi, 7 Haziran seçimlerinden bu yana milletçe bir tiyatro izledik. Başrolünü […]

AKAN KANI NASIL ÖNLERİZ

 

Bilindiği üzere 1 Kasım Pazar günü yeni bir seçime daha gidiyoruz.

Yapılacak olan 26. Dönem Milletvekili seçimlerinin başta aziz milletimiz olmak üzere, bütün insanlığın saadetine vesile olmasını temenni ediyor, teşriflerinizden dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.

Değerli basın mensupları, kıymetli kardeşlerim,

Hepinizin bildiği gibi, 7 Haziran seçimlerinden bu yana milletçe bir tiyatro izledik.

Başrolünü AKP’nin oynadığı, figüranlıklarını ise diğer partilerin üstlendiği bu tiyatronun maliyeti, maalesef ülkemiz için çok ağır oldu.

Her gün ocaklarımıza ateş, yüreklerimize acı düşerken, gencecik fidanlarımızı toprağa verirken, koskoca bir ülke, taht oyunlarına kurban edildi.

“Akan kanı nasıl önleriz, ülkede huzuru, barış ve kardeşliği nasıl sağlarız?” diye kafa yorması gerekenler, tam tersine, “Oylarımızı nasıl arttırabiliriz’in” telaşına düştü.

Ülke kaynakları siyasi ihtiraslar uğruna heba edilirken, çalışan tek şey milletvekillerinin maaşları oldu.

Bütün bu gidişatın ve milletin sırtına yeni bir seçim külfeti yüklemenin sorumluları, bir önceki seçimlerde yaklaşık yüzde 96 oy aldıkları halde, milletin iradesine razı olmayıp, hükümeti kurmayan meclisteki dört partidir.

Meclisteki 4 partinin hükümeti kuramayışında ve yeni bir seçime karar verilmesinde Saadet Partisi’nin hiçbir payı ve sorumluluğu yoktur.

Değerli hemşehrilerimiz,

Milletimiz kavgadan, umutsuzluktan, yarını düşünmekten bıktı.

Tek isteği; onurlu, güvenli, insanca bir yaşamdır.

Bu böyle gidemez;

1 Kasım’da bu oyunu bozacak, bu figüranları sahneden indireceğiz.

7 Haziran’da denedik, gördük.

Saadet Partisiz olmuyor, olmuyor, olmuyor.

Çünkü Devlet yönetimi, basiret ister, feraset ister, vizyon ister, tecrübe ister. Çünkü bu işler aşk işidir, heyecan işidir, inanç işidir, iman işidir.

Bu yüzden aziz milletimize sesleniyoruz;

Eğer kendi ikbalini değil, Memleketin istikbalini düşünen bir Meclis istiyorsan tek çare; Saadet Partisidir.

Hesabın değil hasbiliğin, öfkenin değil, aklıselimin hâkim olduğu bir Meclis istiyorsan tek çare; Saadet Partisidir.

Siyasi rakiplerimizce yapılacak olan, ‘seçim barajını aşamaz, oylar boşa gider, oylar şu partiye hizmet eder’ gibi iftiralara aldanmayalım.

Bizim baraj sorunumuz yok. Anayasa değişti, bir ilde milletvekili seçilecek kadar oy alabilen adaylar, (Partisi barajı aşamasa bile), bireysel hak ihlali sebebiyle Anayasa Mahkemesi kararıyla o ilden vekil seçilebiliyor. Oylar boşa gitmiyor.

Kıymetli kardeşlerim,

Millî Görüş’ün geçmişte yaptıkları ortada ve bilhassa Refah-Yol döneminde yapılanlar, herkesin hafızasında tazeliğini koruyor. Biz iktidardan ayrılalı    18 yıl oldu. Türkiye’nin durumu 1996-1997’ye nispetle şimdi daha mı iyi?

Toprak ayaklarımızın altından kayıp gidiyor. Üslerimiz, Limanlarımız Emperyalist Batının emrine tahsis ediliyor. Terör tırmanıyor, ekonomi tepetaklak, hayat pahalılığı, işsizlik had safhada. Mutfakta yangın var…     Dış politikada tam bir iflas yaşanıyor.Türkiye bir ateş çemberinin içerisinde bulunuyor.

Durumun vahameti ortada iken, devletin üst kademelerinde bulunanlar, şimdiye kadar sebep oldukları kamplaştırmalar yetmezmiş gibi, şimdi de ‘ya istikrar, ya ölüm’ ifadeleriyle milletimizi tehdit ediyorlar.

Tamda bu noktada sormak gerekmez mi?

İstikrar, çözüm süreci adı altında doğu ve güneydoğuyu PKK’nın kucağına atmak mıdır, PKK’nın bölgeye silah yığmasına sessiz kalmak mıdır?

İstikrar, lider değil model ülke olmak mıdır, İslâm Birliği ve D-8 i unutup, İslâm coğrafyasına çullanan Batı ile stratejik ortak olmak mıdır?

İstikrar, İncirlik Hava Üssünü ABD’ye açıp, buradan kalkan ABD uçaklarının İslâm coğrafyasını bombalamasına yardımcı olmak mıdır?

İstikrar, 22 İslâm Ülkesinin sınırlarının yeniden çizilmesini amaç edinen BOP’nin eş başkanlığını yapmak mıdır?

İstikrar, kan emici küresel sermayenin can damarı olan faiz politikalarını desteklemek, Türkiye’yi et ve saman ithal eder duruma getirmek midir?

İstikrar, ülkeyi ve milleti borç batağına batırmak mıdır?

İstikrar, ülke topraklarını yabancılara satmak mıdır?

İstikrar, özelleştirme adı altında milletin en değerli ve stratejik kurumlarını yabancılara peşkeş çekmek midir?

İstikrar, AB uğruna bir milletin manevi hassasiyetlerini aşındırarak, domuz etini yedirmek midir?

10-İstikrar, Avrupa Birliği uğruna zinaya, lezbiyenliğe hürriyet tanımak

mıdır? Ve sayılabilecek daha onlarca konu başlığı…

Peki öyleyse; istikrarın ölçüsü nedir diye sormamız gerekmez mi?

-13 Yıldır Mecliste görev yapan, tek başına hükmeden siz değil misiniz?

-13 Yıldır kol kola hareket ettiğiniz, ‘Ne istediler de vermedik’ dediğiniz. Cemaat için, şimdi ‘Aldatılmışız’ diyen siz değil misiniz?

-13 yılın sonunda “Bize oy verin, yoksa beyaz Toroslar gelir” diye milleti tehdit eden siz değil misiniz?

-13 yılda ülkemizi “Sıvasın doğusuna bile gidilemez” hale getiren siz değil misiniz?

-13 yılda Devleti/Milleti borç batağına batıran siz değil misiniz?

-Yolsuzluklara karşı olduğunuzu söylerken, yolsuzluğa bulaşmış 4 Bakanı AK-LAYAN siz değil misiniz?

Sizin tek başına iktidarınız bu millet için tam bir yıkım olmuştur.

Saadet Partisi olarak bizim kanaatımız o ki; söylemler istikrarı, icraat inkırazı (yıkımı) işaret ediyor.

Değerli basın mensupları, sevgili hemşehrilerimiz,

Gerçek olan şu ki; 13 yıl önce var olan huzur ve güven ortamı bugün yok, herkes diken üstünde, kötü şeyler olacak beklentisi içindedir.

Kendileri de itiraf ediyor ki, büyük bir felaketin eşiğindeyiz. Elhak tespit doğrudur.  Ancak çözüm yanlıştır. Yine “Bize oy verin!” diyorlar. Peki, sormazlar mı felaketin sorumlusu kim? Kim ülkeyi ateş çemberine çevirdi? 13 yılda elindeki büyük güç ve imkânlarla, bu  felaketi önleyemediyse, tekrar işin başına gelmekle nasıl önleyecek?

Bu sorunun cevabını aramaya mecbur değil miyiz?

Toplumun büyük kesimi, 1 Kasım seçimlerinin hiç bir şeyi değiştirmeye-ceğine inanıyor.

Evet, Saadet Meclise girmediği müddetçe değişmeyeceğine bizde inanıyoruz.

Bütün bu sıkıntıların yaşanmaması için 7 Haziran öncesi üzerimize düşen uyarı vazifemizi yaptık, yine yapıyoruz ve aziz milletimize bir kere daha sesleniyoruz.

Ey milletim!

Siyasete atılmış bir kördüğüm var ve bu kördüğümün çözülmesi gerekiyor. Bu kördüğümü, senin desteğin ile Meclis’e girecek olan Saadet Partisi çözecektir. Görüldü ki, İçinde Saadet Partisinin bulunmadığı hiçbir Meclis çözüm üretemez. Gerçekler bütün açıklığı ile ortadadır.

Kardeşlerim, 1 Kasım seçimleri millet iradesinin ortaya konulacağı bir tarihtir. Uyanık olalım, dikkatli olalım, ikinci bir yıkıma izin vermeyelim.

Görünen o ki; Bundan böyle tek parti iktidarı mümkün değildir. Çünkü AK Parti raydan çıkmıştır. Raydan çıkan tren hızlandırılmaz, durdurulur. Hızlandırılırsa acıyı, ızdırabı, felaketi arttırır. İnanıyoruz ki, milletimiz raydan çıkan AK Parti trenini durduracaktır.

AKP ile birlikte, seçmenin tercihine saygı göstermeyen Meclis’teki diğer sözde demokrat partilere de haddini bildirecektir.

Arkadaşlar, bu gün yeniden sorumlu olma günüdür. Biliyoruz ki; Milletimiz “yüreğinin sesini dinlediğinde, Saadet’i” bulacaktır.

1 Kasım seçimlerinin bir fırsat olarak değerlendirilmesini temenni ediyoruz. Çünkü inanıyoruz ki, bu seçim Türkiye’nin kaderinin, geleceğinin belirleneceği bir seçim olacak. Gelin Saadet Partisi ile mecliste oynanan oyunlara, yaşanan tıkanıklığa son verelim. Gelin 1 Kasım’da oylarımızı tertemiz bir gelecek vaad eden,  kardeşliği önceleyen, birlik ve beraberliği savunan, güçlü, onurlu, izzetli, şerefli, şahsiyetli prensiplere sahip Saadet Partisine verelim.

Bizler mazisi tertemiz bir partiyiz. Başbakanlığı aldık, hükümet ortağı olduk, bakanlıkları yönettik, Türkiye’nin üçte ikisinin Belediyelerini kazanıp/yönettik. Hakkımızda kimse en ufak bir şey söyleyemedi.

Şimdi de, çelikleşmiş kadrolarımızla, güçlü teşkilat yapımızla ve dertlere çare olacak projelerimizle Saadet Parti’miz bu seçimlerin de tek alternatifidir.

Saadet Partisi, meselelerin farkında olduğu kadar, çözüm yollarını da biliyor.

Sizlerde Saadet Partisi’ni, Millî Görüş’ü biliyorsunuz.
BUYRUN SANDIK TA SAADET VAR…

Önümüzdeki seçimlerin Saadet Partimize bütün milletimize ve bütün İslam âlemiyle beraber insanlık âlemine hayırlar getirmesini Allah’tan diliyorum.

Teşriflerinizden dolayı tekrar teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

 

Yorumlar

yorum