HACE BEKTAŞ VELİ, BARIŞ VE DÜRÜSTLÜK

İncinsen de, incitme/ Eline, diline, beline sahip ol/  Hararet nardadır sacda değildir, Keramet baştadır taç da değildir, Her ne ararsan isen kendinde ara, Kudüs’te Mekke’de Hac’da değildir/ İnsanın cemali, sözünün güzelliğidir/ Nefsine ağır geleni kimseye tatbik etme/  Düşmanının dahi insan olduğunu unutmayınız/ Nebiler, Veliler insanlığa Tanrının hediyesidir/ Hiçbir milleti ve insanı ayıplamayınız/ Marifet ehlinin ilk […]

HACE BEKTAŞ VELİ, BARIŞ VE DÜRÜSTLÜK

İbrahim Kızıler

İncinsen de, incitme/ Eline, diline, beline sahip ol/  Hararet nardadır sacda değildir, Keramet baştadır taç da değildir, Her ne ararsan isen kendinde ara, Kudüs’te Mekke’de Hac’da değildir/ İnsanın cemali, sözünün güzelliğidir/ Nefsine ağır geleni kimseye tatbik etme/  Düşmanının dahi insan olduğunu unutmayınız/ Nebiler, Veliler insanlığa Tanrının hediyesidir/ Hiçbir milleti ve insanı ayıplamayınız/ Marifet ehlinin ilk makamı edeptir/ Arifler hem arıdır, Hem arıtıcı/ İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır/ Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu/  Kadınları Okutunuz, Kadınlarını okutmayan milletler yükselemez/ Yetmiş iki millete aynı gözle bakmayan bizden değildir.

İşte insanlığa barış ve kardeşliği tavsiye eden yukardaki sözler Alevi-Bektaşilerin pir ve mürşit’i  HünkarHace Bektaş Veli’ye aittir. Bu yüce ve ulu kişi daha mazlum bir yaratık bulamadığı için Güvercin donunda gelmiştir Anadolu’ya. Bir tarafında bir ceylan öteki tarafında  aslan. Kurtla kuzunun, ceylanla aslan’ın yan yana, barış içerisinde yaşadığı bir dünya düşlemiş. Ama onun kastettiği dış dünyada ki ceylan la aslan dan çok, insanın içindeki aslanla ceylandır. Yani kişilikle nefsin, ruhla bedenin içteki erkekle dişinin uzlaştığı bir dünya. İnsanlar arasında, ülkemizde ve Dünyada barışa giden yol içteki huzurdan geçer diyor Hace Bektaş Veli.

Alevi ve Bektaşilerin piri olan Hace Bektaş velinin orta Asya da Horasan da yaşayan Ünlü Türk mutasavvıfı Ahmet Yesevidergahında yetişen ululardan nasip aldığı sanılmaktadır. Anadolu’da Anadolu Selçuklu devleti tarafından kendisine verilen yurtluğa yerleşerek dergahını  kuranHace Bektaş Veli burada manevi öğretisini yaymağa başlar. İslam’ın orijinal kitabi şeklini uygulayan Selçuklu Anadolu’sunun yerleşik okuma yazmasını bilen şehirli Türklerine karşılık, göçebe Türkmen aşiretleri her türlü dini inanç ve öğretiyi kolayca kendi inanç anlayışları içerisinde eritebiliyorlardı. Bu durum sünni Türklerce heteredoks, sapkınlık  olarak kabul ediliyor ve çatışma kaçınılmaz görünüyordu. Tıpkı bugün ki gibi.

Hace Bektaş Veli barışa giden yolun dıştaki savaşlardan değil içteki bir savaştan, nefisle yapılan  bir savaştan, onu terbiye edip ruh ve beden bütünlüğüne ulaşmaktan geçtiğinden söz ediyor. Dıştaki savaşların ancak içteki savaş kazanılınca biteceğine işaret ediyor.  Çok da haksız olmasa gerek. Yirmi ikinci yüzyıla  geldik ama savaşlar, kıyımlar, katliamlar, zulümler hala bitmek bilmiyor. İnsanlar hala barış arıyorlar. İçinde huzura ermemiş, nefsine ve isteklerine gem vuramamış kişiler tarafından Hace Bektaş Veli’nin öğretisinin tam tersi bir durumla karşı karşıya bırakılıyor.

Dünyada ki hangi inanca bakarsanız bakınız insan olabilmenin yolunun başkalarının hakkına saygı duymaktan, dürüstlükten, adaletten, insanlar arası eşitlikten geçtiğini görürsünüz. İnsanlar arası huzuru bozan dedikodu, gıybet eylemek, hırsızlık, zina, yetim hakkı yemek. İnsanları etnik kökenine, diline, dinine ve rengine göre ayırmak, ötekileştirip ayrıştırmak, kutuplaştırmak  barışa ve kardeşliğe giden yol değildir. Hukuk’un ve  Adaletin , eşit uygulanmadığı yerde barış ve kardeşlikten de eser bulamazsınız ve sağlayamazsınız da.

Yüzde doksan sekizinin Müslüman!sayıldığı bir ülkede Evrensel insan haklarına değil de, Kur’an ayetlerine baktığımızdabile şu ayetlerle karşılaşırız.

NAHL SURESİ (90.Ayet) : Şu bir gerçek ki Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı emreder. Tüm pislikleri, edepsizlikleri, kötülükleri, azgınlık, doymazlık ve kıskançlıkları yasaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor.

RUM SURESİ (45. Ayet) : Çünkü Allah, iman edip barışa yönelik işler yapanları, öz lütfundan ödüllendirecektir. O, nankörleri sevmez.

NAHL SURESİ (97. Ayet) : Erkek yahut kadın, her kim inanmış olarak barışa yönelik bir iş yaparsa, onu tertemiz bir hayatla yaşatırız. Ve böylelerinin ücretlerini, işleyip ürettiklerinin en güzelleriyle karşılarız.

MAİDE SURESİ (38. Ayet) : Hırsızlık yapan erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah’tan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah aziz’dir, Allah hakim’dir.

NİSA SURESİ (138. Ayet): iki yüzlülere şunu muştula. Kendileri için korkunç bir azap öngörülmüştür.

NİSA SURESİ ( 145. Ayet): Şu da bir gerçek ki ikiyüzlüler ateşin en alt katındadırlar. Onlar için bir yardımcı asla bulamayacaksın.

HUCURAT SURESİ (11. Ayet) : Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin. Olabilir ki, alay ettikleri topluluk kendilerinden hayırlıdır. Kadınlarda başka kadınlarla alay etmesinler. Alay ettikleri kendilerinden daha hayırlı olabilir. Öz benliklerinizi ayıplamayın, kendi nefsinizde ayıplar aramayın, Birbirinize kötü lakaplar yakıştırmayın. İmandan sonra fasıklıkla adlanmak ne kötü bir şeydir. Kim ki tövbe etmez işte böyleleri zalimlerdir.

ENFAL SURESİ (55. Ayet): Allah katında canlıların en kötüsü, gerçeği örtenlerdir. Bunlar iman etmezler.

Yukarda da yazdığım gibi bütün kadim inanç öğretilerinin özü Barışa giden yolun tarifi ile doludur. Ama iki yüzlüler, gerçeğin üstünü örtmeye çalışanlar, baskı zulüm ve kıyımlarla halkı korkutanlar, Yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevmesi  gerekirken katledenler, Barış ve kardeşliği sağlayamazlar. Dürüstlükten söz edemezler.

İbrahim Kızıler

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.
haber teması | film izle