Şairhane: Hazırlayan Hüseyin EROĞLU (Bu hafta; AŞIK İBRETİ)

Asıl adı Hıdır Gürel olan, Aşık İbreti’nin dedeleri Malatya’nın Akçadağ ilçesinden kalkmış, Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Kırkısrak köyüne gelip yerleşmişler. Babasının adı Ali, annesinin adı ise Sultan’dır. Babası o günün zor koşullarında, at sırtında köy köy dolaşıp meyve ve öteberi satarak geçimini sağlarmış. Rumi 1336, Miladi 1920 doğumlu olan İbreti’ye Hıdır adı konulmuş. Hıdır, üç […]

Şairhane: Hazırlayan Hüseyin EROĞLU (Bu hafta; AŞIK İBRETİ)

Asıl adı Hıdır Gürel olan, Aşık İbreti’nin dedeleri Malatya’nın Akçadağ ilçesinden kalkmış, Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Kırkısrak köyüne gelip yerleşmişler.

Babasının adı Ali, annesinin adı ise Sultan’dır. Babası o günün zor koşullarında, at sırtında köy köy dolaşıp meyve ve öteberi satarak geçimini sağlarmış.

Rumi 1336, Miladi 1920 doğumlu olan İbreti’ye Hıdır adı konulmuş. Hıdır, üç yaşına gelince annesini kaybetmiş ve öksüz kalmış. Babasının evlendiği  Hatice isimli ikinci annesinden Ali, Rıza, İbrahim, Sultan ve Meryem adlarında beş kardeşi dünyaya gelmiş. Bunlar halen hayatta olup yaşamlarını İstanbul’da sürdürmektedirler.

İbreti henüz daha onyedi onsekiz yaşlarında iken evlenir. Hanımı teyzesinin kızı Sultan’dır. Köşkerlik (ayakkabı onarımcılığı) yapar ve giderek ayakkabı üretimiyle geçimini sağlar. Askere gider. Üç yıl askerlik yapar. Askerde iken babasını da kaybeder. Askerlik dönüşü Maraş’ın Afşin ilçesine giderek on sekiz gün gibi kısa bir zamanda biçki, dikiş öğrenen İbreti Sarız’a döner. Bu sanatını da onsekiz yıl devam ettirir. Bu arada saza ve söze büyük ilgi duyar. Okuma merakı artar. Geceleri gaz lambasının ışığında sabahlara dek okuduğu günler olur. Kendini yetiştirir.

İbreti bu gayretli çalışmasının yanı sıra peş peşe altı çocuk sahibi de olur. Sırasıyla Sultan, Haydar, Hüseyin, Hıdır, Kemal ve Gülbeyaz hanesinde yer alır. Çok çocuklu İbreti,  geçim darlığı çektiği için çeşitli mesleklere atılır. Saz yapıp satmak, diş çekmek, madencilik, en son fotografçılık gibi işler yapar. Madencilikte yaptığı kazılarda yüzde seksen isabet kaydetmesine karşın ekonomik yetersizlik nedeniyle bu işi sürdüremez. Bulduğu krom, gümüşlü kurşun madenleri toprak altında kalır.

Son olarak fotografçılık mesleğini yapmakta olan İbreti Sarız’da elektrik olmadığı için uzun müddet işini zor sürdürür, daha sonra Elbistan’a göçer. Burada fotografçılık mesleğini sürdürür iken 1967’de patlak veren Elbistan olayında Alevilere saldıran fanatik bir grubun saldırısından İbreti ‘de nasibini alır. Dükkanı tahrip edilir, kendisi ise canını zor kurtarır. Tekrar Sarız’a döner. Ancak geçim darlığı nedeniyle 1972’de İstanbul’a göçer ve 5 Kasım 1976 tarihinde de hakka yürür.

Çocuklarından kendi adını taşıyan Hıdır, henüz otuzdört yaşındayken 1992 yılında hakkın rahmetine kavuşur. Eşi Sultan 2000 yılı Şubat ayında, büyük oğlu Haydar 2001 yılı Ekim ayında ve büyük kızı Sultan 2006 Aralık ayında, küçük oğlu Kemal 2014 Mart ayında vefat ederler. Oğlu Hüseyin Balıkesir Altınoluk’ta ve kızı Gülbeyaz Londra İngiltere’de yaşamlarını sürdürüyorlar.

*Özgeçmiş http://www.ibreti.net/  sitesinden alınmıştır.

 

DÜNYAYI BAŞINA ZİNDAN EDERLER

Askın Pazarına Uğrarsa Yolun
Ateşlere Yakıp Seyran Ederler
Gönül Kaptır Da Bak, Görürsün Halın
Din,İman Bırakmaz Talan Ederler

Kimi Selvi Boylu, Şahin Bakışlı
Kimi Tavus Gibi, Göğsü Nakıslı
Kimi Tatlı Dilli, Melek Gidişli
Seni Varlığından Üryan Ederler

Kimi Kası Kara Kirpikleri Ok
Kimi Çok Sevimli, Şivesi Pek Çok
Kiminin Yüzünde Hiç Pervası Yok
Alemin Diline Destan Ederler

Kimi Çokça Sever, Sözü Yerinden
Kimisi Ah Çeker, Gayet Derinden
Kimisi Mahmur Gözlü, Sevda Serinde
Bir Bakışta Mesti Hayran Ederler

İbreti, Güzeller Nazik Edalı
Nerde Asık Varsa, Bası Belalı
Çöllere Düşürür Mecnun Misali
Dünyayı Basına Zindan Ederler

 

BİLMEM HÜKÜMET Mİ, DÜZEN Mİ BOZUK

Bilmem hükümet mi, düzen mi bozuk
Yoksulluk bir dert mi, yara mı böyle
Ağalar düşünsün, bize de yazık
Hep alın yazımız kara mı böyle

İşsizlik, mahrumluk hergün bu adet
Yoksa ahrette mi verilir kısmet
Ne bu sıkıntı, bu bir rezalet
Kıyamete kadar süre mi böyle

Kimi ağalara bağ, bostan kazar
Kimi zayıfları durmadan ezer
Kiminin yorganı sırtında gezer
Yoksa zaten adet, töre mi böyle

Her imkân zorbanın, ortada hile
Elbet bir gün sona erer bu çile
Eşimiz hizmetçi, kendimiz köle
Özgürlük, mutluluk göre mi böyle

İBRETİ, belâlar başında hergün
Senin için gam, keder ellere düğün
Hiç yüzün gülmedi, olmadın sakin
Her zaman yüreğin yara mı böyle

 

 

DEĞİLİZ

Minareye Çıkıp Bize Bağırma
Haberimiz Vardır, Sağır Değiliz
Sen Kendini Düşün Bizi Kayırma
Sizlerle Kavgaya Uğur Değiliz

Her Yerde Biz Hakk’ı Hazır Biliriz
Olgun İnsanları Hızır Biliriz
Bundan Başkasını Sıfır Biliriz
Tahmininiz Yanlış, Biz Kör Değiliz

Eğer İnsanlıksa Doğru Niyetin
Nefsini Islah Et Varsa Kudretin
Bize Lazım Değil Senin Cennetin
Huriye Gılmana Esir Değiliz

Arapça Duaya Değiliz Mecbur
İster Müslüman Bil İstersen Gavur
İnsanı Hor Görmek En Büyük Küfür
Buna İnanmışız, Münkir Değiliz

İbreti, Bu Hale İnsan Acınır
Ham Sofular Bu Sözlerden Gücenir
Aslına Ermeyen Elbet Gocunur
Onu Avutmaya Mecbur Değiliz

Yorumlar

yorum