ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ İLE BURHANİYE KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİNDEN KONSER

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 77. yılında Reha Yurdakul salonunda “Atatürk’ün en sevdiği şarkılar” ile yad edildi. Atatürkçü Düşünce Derneği ile Burhaniye Kültür ve Sanat Derneğinin birlikte düzenlenen gecede Atatürk’ün en sevdiği  şarkılar seslendirildi. Konser arasında günün anlamına değinen konuşmayı ise Atatürkçü Düşünce Derneği şube başkanı Güler Akıncı yaptı. Akıncı yaptığı konuşmada şunları söyledi […]

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ İLE BURHANİYE KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİNDEN KONSER

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 77. yılında Reha Yurdakul salonunda “Atatürk’ün en sevdiği şarkılar” ile yad edildi.
Atatürkçü Düşünce Derneği ile Burhaniye Kültür ve Sanat Derneğinin birlikte düzenlenen gecede Atatürk’ün en sevdiği  şarkılar seslendirildi. Konser arasında günün anlamına değinen konuşmayı ise Atatürkçü Düşünce Derneği şube başkanı Güler Akıncı yaptı. Akıncı yaptığı konuşmada şunları söyledi “Bugün Türk Milletinin kaderini ve tarihin akışını değiştiren bir baş komutanın, ülkemizi, devletimizi, Cumhuriyetimizi, kısacası her şeyimizi borçlu olduğumuz büyük insan, önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 77. Yıl dönümü. Atatürk üstlendiği tarihsel görevle, yokluk ve yoksunluk içerisinde, emperyalist devletlere karşı vermiş olduğu bağımsızlık ve özgürlük mücadelesiyle, bizlere dünyanın en güzel ülkesini kazandırmış. Çağdaş, özgür ulus olmanın nimetlerini öğretmiş, laik Türkiye Cumhuriyet’ini kurarak. Halka, padişah kulluğundan, birey olma, sorumlu vatandaş olma şansını vermiştir. Her 10 Kasım’da, ilkokul ve ortaokul yıllarımdaki anma törenlerini anımsarım. İç Anadolu çocuğu olduğumdan, yaşadığım şehirde 10 Kasım’lar da hava soğuk olurdu. Okul bahçesinde sınıflar, sıra sıra dizilirdik. Öğretmenlerimiz sessiz olmamız ve ciddi durmamız için yoğun bir çaba harcarlardı. Daha sonra sirenler çalar, ardından saygı duruşunda bulunulurdu. Okul bahçesinde bulunan Atatürk büstünün yanına konulmuş kürsüden okul müdürü veya yardımcısı günün anlam ve önemini anlatan bir konuşma yapardı. konuşmanın birkaç öğrencide şiir okurdu ve böylece Atatürk’ü anmış olarak sınıflara girerdik. Sınıflarımızın duvarlarında, özellikle ilkokulda, Atatürk’ün yapmış olduğu devrimleri anlatan resimli kartonlar vardı. bunlardan biri, yerde bağdaş kurarak oturmuş, önünde  rahlesi, yanında uzun sopası bulunan sarıklı bir hoca karşısında yine yerlere dizlerinin üzerine oturmuş fesli erkek çocukları bulunan resimli karton ile harf devrimi anlatılırdı. Bir diğerinde ise kıyafet devrimini anlatan çizgiyle ikiye bölünmüş karton vardı. çizginin bir tarafında çarşaflı, peçeli bir kadın ile fesli, poturlu bir erkek, diğer tarafında ise etek ve ceket giymiş modern giysili şapkalı bir kadın ile takım elbiseli başında şapkası olan bir erkek bulunurdu. 10 Kasım günü bütün derslerde Atatürk’ün hayatı anlatılırdı. Kaç yılında nerede doğduğu, anne ve babasının adı, dayısının tarlasında kovaladığı kargalar, matematik öğretmeni tarağından verilen Kemal ismi, Kurtuluş savaşı ile düşmanı yurdumuzdan kovduğu ve Cumhuriyeti kurduğu, Siroz hastası olduğu ve Dolmabahçe’de dokuzu beş geçe öldüğünden bahsedilirdi.   Ve Atatürk’ü anma günü tamamlanırdı. Bugün geçmişte yaşanılanlara baktığımda tüm bu yapılanların Atatürk’ü sıradanlaştırmak için yapıldığını görüyorum. Sıradanlaştırmayı öyle bir hale getirdiler ki, Atatürk’ün 100 doğum yılı dolayısıyla 1981 yılında Kiraz festivalleri, turşu festivalleri düzenlendi. İktidarda kim vardı dersiniz? Atatürk Cumhuriyetini kolama ve koruma görevini üstlenerek yönetime el koyan Atatürkçü (!) Evren cuntası. Oysa Atatürk böylemi anılmalıydı, böylemi anlatılmalıydı? Bizlere Atatürk’ün bu topraklarda bir Aydınlanma devrimi yaptığı anlatıldı mı? Bu aydınlanma devrimi ile kadınlara batıdaki en medeni ülkelerden bile önce seçme ve seçilme hakkı verildiği ve bu hakkın ne kadar önemli olduğu öğretildi mi? Miras paylaşımında kız evlatlarında erkek kardeşleriyle eşit haklara sahip olmalarının Atatürk’ün aydınlanma devrimi içerisinde yer alan hukuk reformu ile gerçekleştiği, bu reform öncesinde kızların erkek kardeşlerinden aldığı payın ancak yarısını aldığı anlatıldı mı? Genç kızlarımıza, Atatürk’ün Aydınlanma Devrimi sayesinde okuyabildikleri, çalışarak hayatlarını kazanabilecekleri, kendi seçtikleri kişiler ile evlenebilme özgürlüğüne kavuştukları anlatıldı mı? Hayır. Oysa ki Atatürk önderliğinde gerçekleştirilen ve yabancılar tarafından Türk mucizesi olarak adlandırılan Aydınlanma Devrimiyle, Avrupa’daki devletlerin yüzyıllar içerisinde gerçekleştirdikleri atılımlar yapılmıştır. Bu topraklarda büyük bir devrim gerçekleştiren Mustafa Kemal Atatürk’ü, ne yazık ki Türk ulusu tanıyamamış ve kimsenin hiçbir partinin tekelinde değildir. Çünkü Atatürk herkesin, hepimizin ortak değeri, milli kahramanıdır. Bu gün hepimize düşen en büyük görev, Atatürk’ü tanımak, anlamak, en büyük eserim dediği Cumhuriyet’in değerlerini her koşulda korumak, Atatürkçü düşünceyi benimseyerek Türkiye’yi aydınlık yarınlara taşımaktır. Ülkemizin içerisinde bulunduğu durum ve bölgemizdeki yaşananlara baktığımızda, ülkemizin ulusal birliği ve aydınlık yarınları için Atatürk’e onun akıl ve bilimi önceleyen ideallerine her zamankinden daha çok sahip çıkmak zorunda olduğumuzu görürüz. Atatürk’ün dediği gibi; “Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar” dedi. Atatürçü Düşünce Derneği tarafından burs verilen 4 öğrencinin Atatürk anılarını anlattığı konserin şefliğini Ali Özcan yaparken,   Burhaniye Kaymakamı Hüseyin Öner, CHP ilçe Başkanı Tarık Erdil, MHP ilçe başkanı Hüseyin İnceefe ve müzik severler katıldı.  Şenol Torlak

Yorumlar

yorum