BİRİLERİNİN ASKERİ Mİ? CHP’NİN NEFERİ Mİ OLMALI?

Genel seçimlerin üzerinden bir ay bile geçmeden “CHP” de kurultay sesleri yüksek sesle dillendirilmeye başlayınca ilçe kongreleri hız kazandı. Delege seçimleri sonuçlandı ama akıllarda kalanlar hiç de hoş değil. Çok partili sisteme geçtiğimiz tarihten bugüne kadar CHP genel başkanları içerisinde en çalışkan, gecesini gündüzüne katarak partiyi sırtlayan sayın Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine söylemler artarak devam ederken, […]

BİRİLERİNİN ASKERİ Mİ? CHP’NİN NEFERİ Mİ OLMALI?

Genel seçimlerin üzerinden bir ay bile geçmeden “CHP” de kurultay sesleri yüksek sesle dillendirilmeye başlayınca ilçe kongreleri hız kazandı. Delege seçimleri sonuçlandı ama akıllarda kalanlar hiç de hoş değil. Çok partili sisteme geçtiğimiz tarihten bugüne kadar CHP genel başkanları içerisinde en çalışkan, gecesini gündüzüne katarak partiyi sırtlayan sayın Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine söylemler artarak devam ederken, bu söylemlerin sahipleri aynanın karşısına geçerek hiç kendileri ile yüzleşme gereğini dahi duymuyorlar. İl ve ilçe örgütleri sayın genel başkanın hızına asla yetişemedi. Bırakın yetişmeyi bu konuda çok gerilerde kaldılar. Seçimden seçime köy ziyaretlerini maharetmiş gibi çalışma olarak bizlere göstermeye çalışıyorlar. Ama alınan sonuçlara baktığımızda oylarımızın yerinde saydığını görüyoruz. Yerinde say komutu ile bulunduğumuz bölgelerde oylarımızı 1 cm. ileri taşımayı başaramayan bu yerel örgüt yönetim kadroları şimdi de çok iş başarmışçasına yeniden örgüt yönetimlerini ellerinde tutmaya çalışmaktadırlar. RTE’nin “Ya taraf olacaksınız yada bertaraf” sözünün taraftarıymış gibi hareket eden CHP içerisindeki bazı kişiler, Körfezimizde maalesef birilerinin askeri olmayı değil, CHP’nin neferi olmayı gönüllerine yazmış kişileri partiden bertaraf etmeye ant içmiş gibi hareket etmektedirler. Delege seçimleri ve sonrasındaki hareketler, CHP gibi cumhuriyeti kuran kadroların düşüncelerine sahip kişileri partiden silip süpürmeye yönelikmiş gibi algılanmaktadır. CHP gibi sosyal demokrat bir partide Üyelere güvenmeyen bu kişiler seçimlerde çarşaf liste yerine blok listeyi savunmaktadırlar. Blok liste parti üyelerinin düşünce ve fikirlerini yok saymaktır. Gerçek bir CHP’li kendi iradesi doğrultusunda oy kullanabilecek erdeme sahip kişidir. Onları delegeler asla temsil edemezler. Çünkü delege seçimlerinin nasıl yapıldığını hangi pazarlıklar doğrultusunda kotarıldığını çok iyi bilmektedirler.

CHP’nin altı okundan habersiz veya altı oku sayamayacak kişileri partiye üye kaydederek delege yapanlar işte Blok liste savunucularıdır. CHP gibi bir partide artık delege baronlarının oluşmasını istemiyorsak, partide delege sisteminin tarihe gömülmesini, her kademe seçimin üye bazında ve yargı denetiminde yapılmasını savunmak zorundayız. Blok liste gibi üyeyi yok sayan uygulamaları ve bunları savunanları da partiden uzaklaştırmalıyız. Her bireyin kendi aklı vardır ve kendisini temsil etme yetisine sahiptir. 2000-3000 üyeye sahip bir örgütte ilçe kongreleri 200 delegeyle mi yapılırsa demokrasiye uygundur, yoksa 2000-3000 üyenin katılımıyla mı yapılırsa demokrasiye uygundur. İşte asıl soru budur.

Demokrasi; Tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını (parti politikasını) şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir diye tarif edilir. Buna rağmen üyelerin demokratik haklarının elinden alınması, kendi hür iradesine ipotek konulması olan Delege ve Blok liste savunucularının üyeler tarafından çok iyi irdelenmesi gerektiğine inanıyorum.

Konumuz delege seçimleri ve ilçe kongreleri olunca parti adayları ve partinin üyelerinin de demokrasiden ve özellikle de Parti içi demokrasiden ne anladıkları önem kazanmaktadır. Bir insanın gönül verdiği, kendi fikrini ve ideolojisini yansıtan ve savunan bir partiye üye olmasından daha doğal bir şey yoktur. insanların davalarına sahip çıkmak ve korumak adına yaptıkları basit eylemlerdir siyasi partilere üye olmak. Kişi  kendince bir fikir sahibi olur ve bu fikrin savunucusu olduğunu düşündüğü partiye üye olur. çalışmalara katılır. Kendisini temsil edeceğine inandığı, fikirlerine değer verdiği kişileri değerlendirir , Parti içinde onları destekler, onlar adına çalışmalar yapar, tanıtmaya çalışır. Bu parti içi demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur. Bundan dolayı hiçbir üye suçlanamaz ve dışlanamaz.

Parti içi yarış sonuçlanıp adaylar belirlendikten sonra her üye ve partilinin yapması gereken, seçilen adayın adına bakmadan parti için çalışmak olmalıdır. Son dönemlerde maalesef CHP içerisinde kendisinden başkasına hak tanımayan, Ben yoksam neden çalışayım, Seçilen aday çalışsın diyen parti içi demokrasiden hiç nemalanmamış kişiler türemiştir. Yıllardır Parti içerisinde kendisinden başkasına hayat hakkı tanımayanlar yüzünden de CHP çok şeyler kaybetmiştir. Geçtiğimiz dönemlerde bu gibiler partide bir yerlere gelemeyince hemen karşı partilerle dirsek temasına geçmeyi kendilerine hak görmüşlerdir. Onun içinde maalesef partimiz bir adım ileri gitmemektedir.

Burhaniye de yaşadığım için burada yapılan seçimlerden sizlere örnek vermek istiyorum. 2009 yerel seçimleri CHP oyların %57,4’ünü alarak birinci olmuş belediye başkanlığını kazanmıştır, 2014 yerel seçimlerinde ise oyların % 39,7’sini alarak ikinci olmuş ve belediye başkanlığını kaybetmiştir. İşte burada öz eleştiriye ihtiyaç vardır. %57’ler seviyesinden % 39’lara neden düşmüş ve seçimi kaybetmiştir. Bu kaybedişin tek sorumlusu dönemin belediye başkanı ve meclisimi idi, yoksa işin içinde başka sebepler ve kişisel hırslarda mı vardı. Burhaniye CHP üyeleri bunu çok iyi bilmektedir. Seçim ben merkezli düşünen kişiler tarafından AKP’ye altın tepsi içerisinde sunulmuştur. İlçe örgütü sen-ben tartışmasının içine çekilerek seçim kaybedilmiştir. Hala da bu ikilik hasır altından sürdürülmektedir. CHP ilçe örgütünün bu iki başlı yapıdan kurtarılması gerekmektedir. Yoksa olan yine CHP’ye olacak, üzülende yine CHP’liler olacaktır. Onun için ilçe kongrelerinde bizlere düşen, birilerinin askerlerinin yerine CHP’nin neferlerini göreve getirmektir. Burhaniye de CHP’ye gönül veren herkesin istediği  parti içerisinde kırgınlık ve küslüklerin, içten pazarlıkların son bulmasıdır.

İbra

Yorumlar

yorum