TERMİK SANTRALLER ÖLÜM SANTRALERİDİR

CHP Balıkesir Milletvekillerimiz Mehmet Tüm, Namık Havutça ve Ahmet Akın ile birlikte Şirinçavuş’ta yapılması planlanan Termik Santrale karşı basın açıklaması düzenlediler. Ahmet Akın; Değerli Basın Mensupları;Ülkemizin kalkınması, halkımızın refahının artması için enerjiye ihtiyacımız olduğu hepimizin kabul ettiği bir gerçek. Ancak enerjiyi nasıl temin edeceğimizle, nasıl üreteceğimizle ilgili tercihlerimiz AKP’den farklı. Bugün için enerjide büyük oranda dışarıya […]

TERMİK SANTRALLER ÖLÜM SANTRALERİDİR

CHP Balıkesir Milletvekillerimiz Mehmet Tüm, Namık Havutça ve Ahmet Akın ile birlikte Şirinçavuş’ta yapılması planlanan Termik Santrale karşı basın açıklaması düzenlediler.

Ahmet Akın; Değerli Basın Mensupları;Ülkemizin kalkınması, halkımızın refahının artması için enerjiye ihtiyacımız olduğu hepimizin kabul ettiği bir gerçek. Ancak enerjiyi nasıl temin edeceğimizle, nasıl üreteceğimizle ilgili tercihlerimiz AKP’den farklı.

Bugün için enerjide büyük oranda dışarıya bağımlı olduğumuz ortada. İthalatta en yüksek parayı ödediğimiz kalemi enerji girdileri oluşturuyor.

Bir taraftan dış ticaret açığının en büyük sorumlusu olarak enerji girdileri gösteriliyor; diğer taraftan izlenen politika ile ithal enerji girdilerinin katlanarak artmasına neden olacak uygulamalara imza atılıyor.

AKP hükümeti hazırlamış olduğu strateji belgesinde 2013-2018 yılları arasında kömüre dayalı elektrik üretiminde %83’lük bir artış öngörüyor. Uygulamada bu orana ulaşılamayacağı görülse de kömüre dayalı elektrik santrallerinde de bir yatırım artışı olduğunu gözlemlemekteyiz.  Yeni yatırımların pek çoğunun ithal kömüre dayalı olduğu ortaya çıkıyor. Balıkesir’de yapılması planlanan Paşaköy ve Bandırma Termik santrallerinde de ithal kömür kullanılacak.

Bugün için elektrik üretimimizin %30’u kömüre dayalı termik santrallerden elde ediliyor. Bu santrallerde yakılacak kömürün de önemli miktarını dünyanın uzak ülkeleri dahil olmak üzere çeşitli başka ülkelerden temin ediyoruz.

Sadece santrallerin yakıtı anlamında değil, enerji üretim teknolojileri ve ekipmanlarında da dışarıya bağımlı durumdayız. Bu alandaki yerli katkı; inşaat, müteahhitlik, yardımcı ekipmanlar ile bazı elektromekanik malzemelerle sınırlı olup %30-35 civarındadır.

Termik santrallerin çevre ve insan sağlığı üzerinde nasıl etkileri olduğunu da artık biliyoruz. Her ne kadar bu zararların alınan önlemlerle minimize edildiği belirtilse de, pek çok başka alanda olduğu gibi bu alanda da etkili denetim ve yaptırımların yetersizliği de bir gerçek.

Balıkesir’de biri Paşaköy’de diğeri de Bandırma Şirinçavuş’ta olmak üzere şimdilik iki termik santral yapılmasının planlandığı anlaşılıyor. Şimdilik diyorum, çünkü daha kaç tane yapılacağını net bilmiyoruz. Bu konuda çeşitli iddialar var. Başka santrallerin de yapılmasının planlandığından bahsediliyor.

Balıkesir Milletvekili olarak bu konuda bir soru önergesi verdim. Balıkesir il genelinde yapılması planlanan, ön lisans, lisans için müracaat edilen proje sayısını sordum. Enerji Bakanlığına buradan çağrıda bulunuyorum. Bu sorulara kısa sürede yanıt versinler. Balıkesir halkı endişe içinde.

Şirinçavuş’ta kurulması planlanan santralde bir yılda oluşacak ve ağır metaller ile radyoaktif elementler içeren 550 bin ton uçucu kül, 30 bin ton taban külleri ve 168 bin ton alçıtaşı sadece santralin içinde bulunduğu alan için değil civarında, etki alanında bulunan tüm yerleşim alanları için de tehlike oluşturuyor.

Verimli toprakları, zengin bitki örtüsü, temiz havası, bol oksijeni ve turizm olanakları ile Balıkesir ülkemizin gözde şehirlerinden birisidir.  Balıkesir halkı yaşadıkları yerin bu özelliklerinin yok olmasına razı değildir.

Değerli Basın Mensupları,

Bandırma’da daha önce de termik santral kurma girişimleri oldu. 2009 yılında AKP’li eski bir Bakanın oğlu tarafından kurulmak istenen termik santral projesi Bandırma’lıların karşı duruşu, Belediye başkanımızın girişimi sonucu Danıştay tarafından durdurulmuştur. O dönem Bandırma, AKP’li siyasetçi yakınlarının rant alanı olmaktan kurtarılmıştı.

2013 yılında Şirinçavuş için bir termik santral projesi yine gündeme gelmişti. Gösterilen tepkiler üzerine dönemin AKP Balıkesir milletvekili santral projesinin iptal edildiğini, sonsuza kadar bittiğini açıklamıştı.

Öyle anlaşılıyor ki termik santral projesi AKP milletvekilinin açıkladığı gibi sonsuza kadar bitmemiş; yaklaşan yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler için sadece ötelenmiştir. Bu yaklaşımla Bandırmalılar oyalanmış, hatta AKP tarafından kandırılmıştır.

Ancak Bandırma’da termik santral kurma ısrarından bir türlü vazgeçilmiyor. Şirinçavuş’ta kurulacak santral için süreç seçimlerden sonra yeniden başlatıldı.

Değerli basın mensupları

Dünya kömüre dayalı dayalı santralleri uzun süredir tartışıyor. Biz, elektriğimizin %30’nu kömür yakıtlı santrallerden üretiyoruz.

Tıpkı bizim gibi elektrik üretiminin üçte birini kömür yakıtlı santrallerden üreten İngiltere 2025 yılına kadar kömür yakıtlı santrallerin tamamını kapatacağını daha birkaç gün önce açıkladı.

Yerli ve yenilenebilir enerji potansiyelimizin toplam tüketimimizin üç katı olduğunu biliyoruz. Örneğin, güneş bakımından zengin olanaklara sahip ülkemizde 400 milyar KWh güneş enerjisi potansiyelimiz var. Bu muazzam olanağa rağmen halihazırda güneşten ürettiğimiz elektrik, istatistiklerde bile yer alamayacak kadar küçük miktarlardadır. Yine potansiyelimize rağmen rüzgardan elektriğimizin sadece %3,3’nü üretiyoruz.

Pek çok ülke yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmiş durumda. Pakistan dünyanın en büyük güneş tarlalarından birini kurdu.

Bütün dünya yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yaparken, bizim hala fosil yakıt enerjisinde ısrar etmemiz, bu süreci kaçırmamıza yol açacak gibi görünüyor.

İhtiyacımız olan enerjiyi kısa vadelerde yüksek karlar elde etmek amacıyla; toprağımızı, havamızı zehirleyerek; zeytinliklerimiz başta olmak üzere orman ve su varlıklarımız ile tarihi ve doğal varlıklarımızı yok ederek mi üreteceğiz; yoksa çevreyi, doğayı doğal ve tarihi varlıklarımızı koruyarak, bölge halkının taleplerine saygı göstererek mi üreteceğiz. Enerji üretim politikamızın temelinde yer alan temel soru ve tercih aslında bu noktada ortaya çıkmaktadır.

AKP’nin yürüttüğü enerji üretim politikası ve bu konudaki uygulamaları ortadadır. İthal girdilerle enerji üretimine dayalı bu politika, ülkemizi enerjide tamamen dışa bağımlı hale getirmiştir. Ayrıca ithalata dayalı enerji politikası, bu alanın birilerinin yüksek kazanç alanı haline gelmesini sağlamıştır.

Değerli Basın Mensupları,

Genelde tüm ülkemizin özelde ise Balıkesir’imizin havası ve toprağı ithal kömüre dayalı enerji üretimine feda edilemez. Alternatiflerimiz vardır. Temiz, yeşil, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeliyiz, bu konudaki araştırmaları ve yatırımları desteklemeliyiz.

Çağdaş, yenilikçi, temiz, doğaya, çevreye, insana, yaşama uygun yeni bir enerji politikası oluşturmalıyız. Ülkemizin enerji kaynakları fazlasıyla enerji ihtiyacımızı karşılayabilecek durumdadır.

İthal kömüre mahkum değiliz. İnsanların yaşam alanlarına sahip çıkmasına; havasıyla, toprağı ile, suyu ile, doğası ile daha temiz bir ortamda yaşamak istemelerine saygı gösterilmelidir.

Buradan AKP iktidarını göreve, halkımızın sesini duymaya davet ediyorum.” Dedi.

Mehmet Tüm;

İklim değişikliğiyle mücadele konusunda en önemli toplantılardan biri olan, Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi 30 Kasım’da Paris’te düzenlenecek.

Zirveye az bir zaman kaldı ancak yeni termik santral haberleri ülkemizin değişik yerlerinden gelmeye devam ediyor.

Hükümetin enerji politikasızlığı giderek dışa bağımlılığı arttırıyor. Enerji krizi ülkemizde giderek derinleşiyor.

Bunları yaparken yüz binlerce yılda oluşmuş ekosistemler, hak, hukuk, yasa, canlı yaşamı, bugün ve gelecek nesiller denilmeden, üç kuruşluk menfaatler uğruna tahrip ve talan ediliyor.

Hükümetin uygulamalarında ÇED süreçlerine halkın katılımı sürekli engelleniyor.  İktidar ve sermayenin elini rahatlatmak için ormanlar, kıyılar, SIT alanları, tarım arazileri, meraları etkileyecek şekilde ÇED muafiyeti genişletiliyor.

Bandırma Şirinçavuş’ta kurulacak bir enerji santrali de yine halka rağmen, hak, hukuk, adalet, doğa ve insan hiçe sayılarak yapılıyor.

Şirinçavuş’ta kurulacak bir enerji santrali yeni teknoloji kullanımı ve alınacak tüm önlemlere karşın doğal çevreyi olumsuz etkileyecektir.

Doğal çevrenin bozulması ile tarımdan turizme kadar uzanan sektörler zarar görecek dolayısıyla yerel ekonomiyi de olumsuz etkileyecektir.

Bandırma Şirinçavuş’ta termik santral kurulması halinde Bölgenin iklim özellikleri ve deniz seviyesinde bulunması göz önüne alındığında oluşacak gaz ve parçacıkların büyük bir kısmı bölge üzerinde yayılacaktır.

Tüm bu sorunlar ortadayken Bandırma Şirinçavuş’ta yapılması düşünülen termik santral ve oluşturacağı etkiler bölgede bulunan Erdek, Gönen ve Edincik’i de daha da yaşanmaz yerler haline getirecektir.

Termik santralden çıkan gazlar, tarım ürünleri, hayvanlar, su varlıkları ve ormanlar üzerinde kalıcı tahribat bırakacaktır.

Termik santrallerden çıkan ağır metallerle insanların merkezi sinir sistemini dâhil etkileyecektir.

Anormal doğumlar ve çocuklarımızda gelişme ve öğrenme sorunları yaşanacaktır.

Santrallerden çıkan küllerde var olan radon gazı radyoaktivite yayarak bu bölgede zaten yüksek olan kanser vakalarını arttıracaktır.

Hava kirliliğinin yoğun olduğu bu bölgede santrallerin bacalarından çıkan gazlar asit yağmurları oluşturacak ve yağan yağmurla toprağın kimyasal yapısını bozacaktır.

Tarımsal verim düşecek, ağaçlar kuruyacak, hayvancılık giderek yok olacaktır.

Bölgemizde yoğun kanser vakalarının görülmesinde etkili olan suyumuz daha çok kirlenecektir. Termik santrallerde kullanılan sular atık halinde toprağa, yer altı sularına, denize karışarak suyumuzu daha çok kirlenecektir.

Hükümet özel sektörün karlı bulduğu alanlara yönelik tercihlere göre enerji politikasını belirliyor.

 

Balıkesir Paşaköy’de bulunan SEKA arazisine bir termik santral kurulmasının yarattığı tepkiler devam ederken üstüne Şirinçavuş’ta Termik santral kurulması halkın hiçe sayılması anlamına gelmektedir.

Sonuçları belli olan termik santralde ısrar etmek halkımızın, gençlerimizin çocuklarımızın yaşamı ve geleceği ile oynamak anlamına gelecektir.

İçtiğimiz sudan soluduğumuz havaya ve ektiğimiz toprağa kadar her şey daha da kirli ve sağlıksız olacaktır.

Türkiye’nin her yerinde temiz, ucuz, güvenli ve yenilenebilir enerji kaynaklarını yaygınlaştırmamız gerekiyor.

Toprak ve su iktidarın değil halkındır.

Bizler çocuklarımıza temiz yaşanılabilir bir çevre ve onurlu bir gelecek bırakmak için varız.

Balıkesir’e ve Türkiye’nin hiçbir yerine yeni termik santraller istemiyoruz. Termik santraller ölüm santraleridir.

İktidarı toplumu zehirlemekten vazgeçmeye çağırıyoruz.

Yaşanılabilir bir Balıkesir ve Türkiye için termik santrallere izin vermeyelim.

 

Yorumlar

yorum