DÜNYA YERİNDEN OYNAR; KADIN ÖZGÜR OLUNCA!

    Edremit Kadın Demokrasi platformu 25 Kasım Kadına yönelik şiddete karşı uluslararası Mücadele ve Dayanışma günü  nedeni ile basın açıklaması yapmak, ve  duruşması olan Balıkesir BES Şube Yöneticisi Özgül Erdem Coşar’ destek olmak amacı ile Edremit Adliyesi önünde topladı. Kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele ve danışma gününe ilişkin basın bildirisi platform sözcüsü Fikriye […]

DÜNYA YERİNDEN OYNAR;  KADIN ÖZGÜR OLUNCA!

 

 

Edremit Kadın Demokrasi platformu 25 Kasım Kadına yönelik şiddete karşı uluslararası Mücadele ve Dayanışma günü  nedeni ile basın açıklaması yapmak, ve  duruşması olan Balıkesir BES Şube Yöneticisi Özgül Erdem Coşar’ destek olmak amacı ile Edremit Adliyesi önünde topladı.

Kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele ve danışma gününe ilişkin basın bildirisi platform sözcüsü Fikriye Yadırgı tarafından okundu.

Okunana basın bildirisinde Özetle şu ifadelere yer verildi: ”25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günümün simgesi Mirabel kız kardeşlerin Dominik Cumhuriyetinde diktatörlüğe karşı yürüttükleri özgürlük mücadelesi nedeniyle katledilmesinin üzerinden yarım yüz yılı aşkın zaman geçti. Ancak dünyanın her yerinde kadınlar hala sömürülüyor, baskı ve şiddete maruz kalıyor, tecavüze uğruyor, katlediliyorlar. Kadınların rengi, dili, yaşadıkları coğrafya değişiyor ama uğradıkları şiddetin kaynağı değişmiyor. Kadınlara yönelik her türlü şiddet, tek tek bireylerin kendi çıkmazlarından, geriliklerinden kaynaklanmıyor. Bilakis, erkek egemen sistemin kendisi bu şiddeti bin yıllardır yeniden üretiyor.

 

ERKEK-DEVLET ŞİDDETİYLE KATLEDİLİYORUZ!

 

Her gün yaklaşık 5 kadın katlediliyor. Her yıl yüzlerce kadın babaları, kocaları, sevgilileri, en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor. Yüzlerce kadın ve kız çocuğu tecavüze ve cinsel istismara maruz kalıyor. Yanı başımızdaki kadını korumaya çalıştığımız için, yemeği tuzsuz yaptığımız için, boşanmak istediğimiz için, aşklarına karşılık vermediğimiz için, barışmayı reddettiğimiz için, sadece kadın olduğumuz için, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğimiz farklı olduğu için şiddete maruz kalıyor, katlediliyoruz. Evimizde, kapımızın önünde, İşyerimizde, sokakta, mecliste, kısacası yaşamın her alanında erkek-devlet şiddetiyle yüz yüze kalıyoruz.

Eril akla göre işleyen devlet kurumlan kadına yönelik şiddete karşı önlem almak bir yana, cinsiyetçi söylem ve pratiklerle bu şiddete zemin hazırlamakta ve suça ortak olmaktadırlar. Erkek yargı sistemi kendilerini korumak için meşru müdafaa haklarını kullanan kadınlara verilen cezaları az bulurken, nefret suçu işleyenleri ve kadın katillerini “haksız tahrik, iyi hal. aşırı sevgi ve saygın tutum” gibi akla ziyan indirimlerle ödüllendirmektedir. Ne acıdır ki bu şiddeti uygulayan faillerin yaptıkları yanlarına kar kalmakta, yaşama hakkı ellerinden alınan kadınlar tekrar tekrar öldürülmektedir. Haksız tahrik indirimleriyle sonuçlanan davalar göstermiştir ki; devlet, kadını toplumsal hayat içinde bir birey, bir yurttaş olarak görmemekte, kadınlara uygulanan her türlü baskı, tecavüz, taciz ve şiddet normal ve doğal bulunmaktadır.

13 yıllık cinsiyetçi pratiğiyle, kadınları sosyal, siyasal, ekonomik ve toplumsal yaşamdan koparmaya çalışan AKP iktidarı, kadın düşmanı politikalarına hız kesmeden devam ediyor. Mecliste halk iradesiyle seçilen kadın vekillerin ve Toplu Sözleşme masalarında kadın taleplerini dile getirmek isteyen kadın emekçilerin konuşmasına gösterilen tahammülsüzlük. Tarım ORKAM Sen Kadın sekreterimiz Suzan Kotay’ın Suruç katliamı sonrası IŞİD vahşetini kınadığı için memuriyetten ihraç edilmesi bu örneklerden sadece bir kaç tanesidir.

Savaşa karşı barışı ve yaşamı savunmaya devam edeceğiz!

 

İŞ GÜVENCEMİZ, YAŞAM GÜVENCEMİZ İÇİN DİRENİYORUZ!

 

Zaten alabildiğine sınırlanmış olan iş güvencemizin, 1 Kasım seçimlerinin hemen akabinde 657 sayılı yasada değişiklik yapılarak tamamen ortadan kaldırılmasının gündeme getirilmesi tesadüf değildir. Savaş bütçesi hazırlığında olan AKP hükümeti kamu personel rejiminin son halkası olarak iş güvencemizi ortadan kaldırarak, güvencesiz, sendikasız, örgütsüz emekçiler yığınında biat kültürünü geliştirmek istiyor. Ulusal istihdam stratejilerinde iş ve aile yaşamının uyumunu sağlama gerekçesiyle yeni sömürü düzeni hazırlanıyor. Ev içi bakım emeği annelik kutsanarak kadının asli işi olarak sunulurken, esnek ve yarı zamanlı çalışma biçimleriyle güvencesizlik kadın emekçilerden başlatılarak temel çalışma biçimine dönüştürülmek isteniyor. Sözüm ona kayıt dışılığı ve işsizliği yok etmek için geliştirilen bu politikaların esas amacı, kayıt dışı olarak sürdürülen çalışma biçimlerini ve sömürüyü yasal hale getirmektedir. En az üç çocuk söylemleriyle desteklenen doğum teşvik paketlerinin asıl hedefi kadınları tekrar eve kapatmak ve sermayeye yeni, ucuz iş gücü üreterek ataerkil kapitalist sistemin yeniden üretimine katkı sağlamaktır.

 

Biz kadınlar, erkek-devlet-sermaye işbirliğiyle yaşamımızı kuşatma altına alan saldırılara karşı, yaşam alanlarımıza, toprağımıza ve doğaya dönük talana karşı, kentlerimiz üstünde oluşturulan ablukaya karşı, toprağımızdan bizi koparan şiddet, baskı ve zora karşı; meğimize, bedenimize ve kimliğimize sahip çıkıyoruz!

Erkek Devlet şiddetinin son bulması için,

Kadın cinayetlerini durdurmak için,

Tacize ve tecavüze, haksız tahrik indirimlerine son vermek için,

Gözaltında cinsel işkence insanlık suçudur demek için,

Nefret suçlarına dur demek için,

Güvencesiz, kayıt dışı, kölece çalışmaya hayır demek için,

AKP’nin kadın düşmanı politikalarını durdurmak için,

Cizre, Suruç, Nusaybin ve Ankara katliamlarının hesabını sormak için,

Savaşa karşı onurlu bir barışın inşası için,

Tüm kadınları dayanışmayı büyütmeye, 25 Kasım direniş mirasına sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Yaşasın örgütlü kadın mücadelemiz.”

 

Okunan basın bildirisinin ardından Büro Emekçileri sendikası Merkez kadın sekreteri Meryem Çığ tarafından davası görülen Özgül Erdem Coşar davası ile kısa bilgi verildi. Meryem Çığ arkadaşları Özgül Edem Coşar’ın bir savcının daha önce takipsizlik verdiği dosyanın, arkadaşlarının sendikacı kimliği nedeni başka bir savcı tarafından tekrar açıldığını iddia etti.

Açıklamaların ardında grup Özgül Erdem Coşar’ın duruşmasını takip etmek ve ona destek olmak amacıyla adliye binasına girdiler.

 

Hüseyin EROĞLU

Yorumlar

yorum