BARO BAŞKANI ELÇİ VE ŞEHİT POLİSE RAHMET DİLEYEN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: “KARDEŞLERİMİZE SIRTIMIZI DÖNEMEYİZ” 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’da çatışmada hayatını kaybeden Baro Başkanı Tahir Elçi ile şehit olan polise rahmet ve yaralı polise ise acil şifalar dileyerek, “Bu olay Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığının ne kadar doğru olduğunu göstermiştir. Aynı kararlılıkla buna devam edeceğiz” dedi. Lazkiye’nin kuzeyinde DAEŞ diye bir terör örgütü olmadığının altını çizen Erdoğan, “Kimse kimseyi aldatmasın. […]

 BARO BAŞKANI ELÇİ VE ŞEHİT POLİSE RAHMET DİLEYEN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: “KARDEŞLERİMİZE SIRTIMIZI DÖNEMEYİZ” 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’da çatışmada hayatını kaybeden Baro Başkanı Tahir Elçi ile şehit olan polise rahmet ve yaralı polise ise acil şifalar dileyerek, “Bu olay Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığının ne kadar doğru olduğunu göstermiştir. Aynı kararlılıkla buna devam edeceğiz” dedi. Lazkiye’nin kuzeyinde DAEŞ diye bir terör örgütü olmadığının altını çizen Erdoğan, “Kimse kimseyi aldatmasın. Suriye halkı güvende olmazsa biz de güvende olmayız. Egemenlik haklarımızın ihlaline sürekli izin verirsek, iz olur, orası bizim toprağımız olmaktan çıkar. Yaşanan hadiseden dolayı gerçekten üzgünüz. Rusya ile aramızda baş gösteren mesele büyümesin. Tarafların çok daha olumlu yaklaşım göstermesini istiyoruz. Paris’te yapılacak zirve bir fırsat olabilir. Her iki ülkenin diğerini gözden çıkarma lüksü yoktur. Biz bu konuda istekli ve ümitliyiz” diye konuştu.
Çeşitli açılış ve temaslarda bulunmak üzere Balıkesir’e gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Burhaniye Pelitköy Ticaret Odası Özel Eğitim Uygulama Merkezi ve Özel Eğitim İş Okulu ile yapımı tamamlanan çok sayıda tesisi hizmete açtı. Erdoğan’ı, engelli öğrencilerden oluşan Bizim Çocuklar Mehter Takımı karşıladı. Erdoğan, konuşması öncesi, Diyarbakır Baro Başkanlığı’nca Dört Ayaklı Minare’de düzenlenen basın açıklaması sonrasında çıkan çatışmada hayatını kaybeden Baro Başkanı Tahir Elçi ile şehit olan polise rahmet, yaralı polise ise acil şifalar diledi. Erdoğan, “Bu olay Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığının ne kadar doğru olduğunu göstermiştir. Aynı kararlılıkla buna devam edeceğiz” dedi.
Balıkesir’in körfez ilçelerine yapılan 50 trilyonluk yatırımların hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, “Bu yatırımların kazandırılmasında emeği geçen kamu, hayırsever ve özel sektör firmalarını tebrik ediyorum. Çok çalışacağız, gayret edeceğiz ve muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacağız. Dün Bayburt’taydım. 156 trilyon liralık yatırımın açılışını yaptım. 13 yılda 467 kilometre bölünmüş yol yaptık. Şimdi İstanbul-İzmir oto yolunu inşa ediyoruz. Bu aslında Balıkesir’in projesi. İzmir-Turgutlu-Kemalpaşa arasındaki bağlantı yolu açıldı. Körfez geçişinin yapımı önümüzdeki yılın mart ayında bitecek. Bu yıl sonuna kadar Altınova-Gemlik kesimi de bitiyor. Projenin tamamı 2018 yılına kadar tamamlanacak. Bir değir proje Çanakkale boğaz köprüsüdür. Demir yolu da Balıkesir üzerinden geçiyor. Balıkesir 13 yılda çok büyük hizmetlerle buluştu. Bu dönemde Balıkesir’e yapılan kamu yatırımlarının tutarı eski rakamla 16 katrilyon Türk lirasıdır. İnşallah önümüzdeki dönemde bu hizmetler katlanarak devam edecek. Balıkesir Kurtuluş Savaşı’nda milli mücadeleyi başlatan ilimizdir. Çanakkale’de en çok şehit veren ildir. Balıkesir annelere giden kara haber pahasına ülkesi için hiçbir fedakarlıktan kaçınmamıştır. Balıkesirlinin deli gönlü uslanmaz. Uslanmasın. Çünkü bu ülkenin, bu milletin Balıkesir’in mertliğine, yiğitliğine, kahramanlığına, ahde vefasına her zaman ihtiyacı var” diye konuştu.

“SÜREKLİ BEDEL İSTEYEN BİR COĞRAFYADA YAŞIYORUZ”
“Çünkü biz güzel olduğu kadar sürekli bedel isteyen bir coğrafyada yaşıyoruz” diyen Erdoğan, şunları söyledi:
“Anadolu’da ilk devletimizi kurduğumuz yıldan beri kesintisiz şekilde bu bedeli ödedik ve ödüyoruz. Coğrafyamızın kaderiyle milletimizin kaderi adeta birleşmiştir. Gönül sınırlarımızın dahilinde yer alan tüm kardeşlerimizle de aynı şekilde kökleri tarihin derinliğine ulaşan kader birliği içindeyiz. Bugün Türkiye’de yaşanan her güzel gelişme, Balkanlar’dan Kafkaslara kadar, geniş bir alanda gönül birliği içinde olduğumuz kardeşlerimizi sevince gark ediyor. Aynı şekilde ülkemizin yaşadığı her sıkıntı bu kardeşlerimizi kedere boğmaktadır. Millet olarak bu sorumluluğu görmezden gelemeyiz. Kardeşlerimize sırtımızı dönemeyiz. Türkiye dün Bosna’da yaşananlarla, diğer Balkan ülkelerinde, Karabağ’da yaşananlarla niçin ilgiliyse, bugün Suriye’de, Irak’ta yaşananlarla aynı sebeple ilgilidir. Hatay’ın hemen yanı başında, Bayır Bucak Türkmenleri zulüm altında ezilirken, biz yüzümüzü başka tarafa çevirip oturamayız. Elbette bu kardeşlerimize elimizden gelen her türlü yardımı yaptık ve yapacağız. Ama birilerinin, Milli İstihbarat Teşkilatı’mızın kalkıp da Bayır Bucak Türkmenlerine, Özgür Suriye Ordusu’na götürdüğü yardımları ihbar etmek suretiyle, Milli İstihbarat Teşkilatı’mızı adeta düşman gibi gösterme gayretlerini görmemezlikten gelemeyiz. Ecdadımızın bize bıraktığı en önemli miras, dünyanın neresinde olursa olsun mazlumun yanında olmaktır”.

“YARDIM KURULUŞLARININ ÇOĞUNUN BAŞKA HESAPLARI VAR”
Dünyada Türkiye kadar insani yardım faaliyeti gösteren başka ülke olmadığına dikkat çeken Erdoğan, “Bugün Suriye’den gelen göçmenlerle ilgili olarak, belki yüze yakın ülkeye mensup yardım kuruluşunun faaliyeti var. Ama biz bunların çoğunun geri planda başka hesapları olduğunu gayet iyi biliyoruz. Buna rağmen güvenliğimizi tehdit edecek bir unsur ortaya çıkmadıkça onlara engel olmuyoruz. Bizim Suriye ile ilgili gelişmelerle yakından ilgilenmemizden tabii bir şey yok. Bu ülkeyle 911 kilometrelik sınırımız var. Sınırın her iki yanında yaşayan insanlar binlerce yıllık ortak bir kültüre, akrabalık bağlarına sahiptir. Bunları nasıl görmezden geliriz? Birinci Dünya Savaşı’nın ardından hiçbir tarihi, insani, ahlaki ölçü gösterilmeksizin, tamamen projesi ürünü olarak çizilen sınırlar sadece acı üretmiş, sorun çıkarmıştır. Bugün Suriye halkı bir yandan Esed rejiminin, diğer yandan DAEŞ ve diğer terör örgütlerinin ve bunlarla birlikte bölge üzerinde çeşitli hesapları olanların zulmü altında inim inim inlemektedir. Rejimin 380 bin masumu alçakça katletmesi karşısında seslerini çıkarmayanlar, devlet terörü estiren katil Esed karşısında seslerini çıkarmayanlar, proje ürünü her halinden belli bir örgütü bahane ederek bu suça ortak olacak bir tavır içinde girmektedirler. Esed rejimiyle DAEŞ terör örgütü arasında hiçbir fark yoktur. Aynı şekilde Esed rejimiyle PYD ile YPG terör örgütleri arasında fark yoktur. Bunların hepsi de Suriye halkına karşı işlenen insanlık suçlarının ortaklarıdır. Doğrudan veya dolaylı olarak Esed’in, DAEŞ’in, YPG’nin, PKK’nın arkasında yer alanlar da aynı insanlık suçunun failleridir” dedi.

“KİMSE KİMSEYİ KANDIRMASIN”
Kimsenin kimseyi kandırmamasını isteyen Erdoğan, “Kimse kimseyi kandırmasın. ‘Suriye bizi çağırdığı için gittik’. Kimse kusura bakmasın. 380 bin insanı öldüren bir terör örgütünün davetine gitmeye mecbur musunuz? Mecbur değilsin. Orası mağdur değil ki, mazlum değil ki? Gayri meşru olan bir terör devleti var ortada. Çağırdı, gittin. Hesap başka. Dert başka. Bunun perde arkasını biz gayet iyi biliyoruz. Bugün kimse kimseyi aldatmasın. Bugün DAEŞ ile mücadele değil, bu örgüt üzerinden küresel bir hesaplaşma söz konusudur. Bayır Bucak Türkmenlerinin olduğu bölgede, Lazkiye’nin kuzeyinde, buralarda DAEŞ diye bir terör örgütü yoktur, kimse kimseyi aldatmasın” diye konuştu.

“HESAP, O BÖLGEYİ BOŞALTIP KENDİ ART NİYETLİ EMELLERİ İÇİN KULLANMAKTIR”
“Hesap, o bölgeyi boşaltmak, boşalttıktan sonra da art niyetli emelleri için orayı kullanmaktır” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“DAEŞ ile mücadele konusunda Türkiye kadar kararlı bir mücadele ortaya koyan bir ülke yoktur. Suriye’ye yönelik müdahalenin maksadı DAEŞ’i bitirmek değil, bölgede söz sahibi olmak. Türkiye olarak biz sadece ve sadece Suriye halkının huzurunu, geleceğini düşünüyoruz. Çünkü Suriye halkı güvende olmazsa biz de güvende olmayız. Şimdi soruyorum: Halep’ten kaçan kardeşlerimiz nereye gidecek? Gaziantep’e. Lazkiye’nin kuzeyinden, Bayır Bucak Türkmenlerinin olduğu bölgeden kaçanlar sığınacak bir yer olarak nereye gidecekler? Başka gidecekleri bir yer var mı? Var. Lazkiyeliler ya denizde boğulacaklar, ya da kaçarsa başka yere kaçacaklar. Ama batı onları kabul etmiyor. Ama bizim kapımız açık”.

“BAYIR BUCAK TÜRKMENLERİ TÜRKİYE’YE GELMEK YERİNE ŞEHİT OLMAYI İSTİYOR”
Son aldığı bir bilgiyi paylaşan Erdoğan, “Ekranları başında izleyen vatandaşlarım da bunu duysun. Bayır Bucak Türkmenleri kardeşlerimize biz kapılarımızı açtık. Ne diyorlar, biliyor musunuz? ‘Hayır, biz gelmeyeceğiz. Biz bu topraklarda şehit olacak, ama gelmeyeceğiz’ diyorlar. Tablo bu. Hala uçaklarla bombalayacaksınız, ondan sonra yok şöyle, yok böyle diyeceksiniz. Rejim bombalıyor buraları. Onlara hayat hakkı tanımıyor. Bunlar aynı zamanda Suriye’nin vatandaşları, ama bizim soydaşımız, akrabamız. Onlar bu bombalara rağmen o çadırlarda şimdi kışa hazırlanıyoruz” dedi.

“EGEMENLİK HAKLARIMIZIN İHLALİNE ASLA İZİN VERMEYİZ”
Türkiye’nin egemenlik haklarını korumakta kararlı olduklarını, ihlal ve tecavüzlere asla müsaade etmeyeceklerini dile getiren Erdoğan, “Birileri binlerce kilometre öteden gelip Suriye üzerinde söz sahibi olmaya çalışıyor, buna karşılık bizi de 911 kilometrelik sınırımızın ve halkıyla akrabalık ilişkilerimiz olduğu bölgeden tecrit etmenin hesabını yapıyor, buna gayret ediyorlar. Nasıl bir iştir bu? Kimse kusura bakmasın. Biz buna asla rıza göstermeyiz. Hele egemenlik haklarımızın ihlaline, tecavüzüne asla izin vermeyiz. Egemenlik haklarımızı koruduğumuz bizi eleştirenler, hele ülkemde, ana muhalefeti de, terör örgütünün arkasında olan parti de kalkıp bizi eleştiriyorlar, maalesef orada kardeşlerimize bomba yağdıranları savunuyor, onların yanında oluyorlar. Siz kimden yanasınız ya? Böyle bir günde bile eğer biz bir olamıyorsak, beraber olamıyorsak ne zaman beraber olacağız. Siz kimden yanasınız ya? Böyle bir duruma biz rıza gösteremeyiz, inanıyoruz ki milletimiz de rıza göstermez. Kurtuluş Savaşı’nda milletimiz kendilerini işgal edenlere karşı mücadeleyi başlatmıştır. Balıkesir’de Alaca Mescit’te Kuva-i Milliye’yi kuranlar bir yerden emir alanlar değildi. Adana’da, Antep’te, Maraş’ta, düşman tehdidi altına giren her yerde bu gelişmeleri görüyoruz. Bizim bu gelişmeleri tribünden seyretme lüksümüz yok. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir kabile devleti değildir.

“İHLALLERE GÖZ YUMARSAK İZ OLUR, ORASI BİZİM TOPRAĞIMIZ OLMAKTAN ÇIKAR”
Türkiye’nin sürekli sınır ve hava ihlallerine göz yumması halinde bunun iz olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben sizlere bir hikaye anlatacağım: Anadolu’da bir çifti, tarlasını sürerken, bir çoban sürüsüyle oraya yaklaşıyor. Çiftçiye, ‘Sürümü şu karşı tepeye götüreceğim. Tarlayı dolaşırsam mesafe çok uzar, şu köşeden geçsen olur mu’ der. Çiftçi ‘peki’ der. Çoban sürüsünü geçirir. Çoban başka gün tekrar gelir, izin ister. Çiftçi karşı çıkar. ‘Eğer şimdi de izin verirsem iz olur, bu tarla benim olmaktan çıkar, senin sürünün yolu haline dönüşür’ der. Evet, biz, egemenlik haklarımızın ihlaline sürekli izin verirsek, iz olur, orası bizim toprağımız olmaktan çıkar. Eğer hava sahamızın ihlaline bir değil, iki değil, üç değil, dört değil, ses çıkarmazsak, iz olur, iz. Onun için egemenlik haklarımızı korumalıyız. Biz bu konuda geçmişte gerekli müsamahayı ziyadesiyle gösterdik. Görüşmelerimizi yaptık. İhlallerin devam etmemesi için her düzeyde ikazlarımızı açıkça yaptık. Buna rağmen, ihlallerin devam etmesi, dostlukla, iyi niyetle bir ilgisi yoktur. Davetsiz misafir olmaz. Yaşanan hadiseden dolayı gerçekten üzgünüz. Biz böyle olmasını arzu etmezdik. Ama maalesef böyle bir şey oldu. Temenni ederim ki bundan sonra böyle bir şey olmaz” dedi.

“GERİLİMDEN TARAF DEĞİLİZ”
Türkiye olarak hiçbir zaman gerilimin, çatışmanın, husumetin, acının tarafında yer almadığının altını çizen Erdoğan, “Biz bölgemizde ve tüm dünyada barışın, huzurun, yaşatmanın, güvenli bir geleceğin peşindeyiz. Egemenlik haklarımıza dokunulmadığı sürece, mücadelemizi diplomatik kanallarla, diplomatik imkanlarla, uluslararası hukuk ve anlaşmalar çerçevesinde sürdürmekte kararlıyız. Rusya ile aramızda baş gösteren meselenin büyümesi, yıpratıcı bir hal alması, belki de geleceğe yönelik bizi üzücü neticeler doğurmasın diyoruz. Bu noktada tarafların çok daha olumlu yaklaşım göstermesini özellikle istiyoruz. Rusya’ya diyor ki, gelin bu meseleyi de aramızda, kendi sınırları içinde konuşalım ve çözüme kavuşturalım. Konuyu tüm ilişkilerimizin zarar göreceği boyuta vardırıp kimseyi sevindirmeyelim. Pazartesi günü Paris’te yapılacak iklim değişikliği zirvesi, bana göre bir fırsat olabilir. Bunu fırsata dönüştürmek suretiyle orada bu görüşmeleri yapma imkanımız da olabilir. Rusya Türkiye için önemli olduğu kadar, unutmayalım, Türkiye de Rusya için o denli önemli bir ülkedir. Her iki ülkenin diğerini gözden çıkarma lüksü yoktur. Biz bu konuda istekli ve ümitliyiz. Rus tarafının da en kısa sürede bu çizgide olmasını, bu çizgide buluşmamızı ümit ediyoruz” şeklinde konuştu. (İHA)

Yorumlar

yorum