İLÇE KONGRELERİNE DOĞRU

-Ülkemiz siyasetine baktığımda hep bir şeye kafamı takarım. Siyasi partiler kişilere endeksli politika mı yapmalı, yoksa kişiler parti ilke ve prensipleri doğrultusunda politika mı yapmalı? Gözümüzü siyaset arenasında gezdirdiğimizde sağ siyasi yelpazeye baktığımızda karşımıza hep aynı şey çıkmaktadır. Kişilere endeksi politika ve partiler. -Çok partili sisteme geçtiğimizden bu yana kurulan sağ partilerin tamamı parti ilke […]

İLÇE KONGRELERİNE DOĞRU

İbrahim Kızıler-Ülkemiz siyasetine baktığımda hep bir şeye kafamı takarım. Siyasi partiler kişilere endeksli politika mı yapmalı, yoksa kişiler parti ilke ve prensipleri doğrultusunda politika mı yapmalı? Gözümüzü siyaset arenasında gezdirdiğimizde sağ siyasi yelpazeye baktığımızda karşımıza hep aynı şey çıkmaktadır. Kişilere endeksi politika ve partiler.
-Çok partili sisteme geçtiğimizden bu yana kurulan sağ partilerin tamamı parti ilke ve prensiplerine göre değil, parti genel başkanlarının düşünceleri ve dünya görüşleri doğrultusunda hareket ettiklerini görürsünüz. Onun içinde sağ partilerin hiç birisi uzun ömürlü olmamıştır. Kurulurlar, parlarlar, iktidar olurlar, tabela partisi konumuna düşerler ve sonrasında siyasi tarihin tozlu sayfalarına doğru hızla yol alırlar ve kaybolurlar. Demokrat Parti, Millet Partisi, Güven Partisi, Cumhuriyetçi köylü millet partisi, milli Nizam partisi, Selamet Partisi, Refah partisi Vs. İşte o partilerden akıllarda kalanlardan bazılarıdır.
-Türkiye cumhuriyetinde, cumhuriyetimizin kuruluşu ile aynı yaşta bir parti vardır. İlk adı “Halk Fırkası Kuruluşu; 09.09.1923” bu parti Cumhuriyetimizi kuran kadroları içerisinde barındıran devletimizde ki ilk partidir. Daha sonra bu parti 10.11.1924 tarihinde isim değiştirerek Cumhuriyet Halk Fırkası, daha sonrada 09.05.1935 tarihinde tekrar isim değiştirerek Cumhuriyet Halk Partisi adını almış ve bugüne kadar siyaset tarihinde varlığını sürdürmüş olan tek partidir. 1927 yılında “Cumhuriyetçilik”, “Halkçılık”, “Milliyetçilik” ve “Laiklik” CHP’nin dört temel ilkesi olarak benimsenmiştir. 1935 yılında “Devletçilik” ve “Devrimcilik” ilkeleri de eklenerek Partinin ilkeleri altıya çıkarılmıştır. Partinin amblemi olan 6 ok da bu ilkeleri simgelemektedir.
-Günümüz Türkiye’sinde tüm siyasi partilerin iktidar partisi dururken saldırdıkları ve yıpratmaya çalıştıkları, asıl niyetlerini gizleyerek CHP’liymiş gibi davranıp ele geçirmek için içine sızdıkları partidir Cumhuriyet Halk Partisi. Partinin Altı oklu sembolündeki ilkeleri sayamayacak olan, Altı ok ile ifade edilen ilkelerin anlamlarından bir haber olanların, siyasi politik hayatlarında bu ilkeleri partide yaşatma amacı gütmediği halde, bu partinin ön saflarını kapma mücadelesi veren kişilerin varlıklarını parti üyelerinin sonlandırmasını beklemek her CHP’linin vazifesi olmalıdır diye düşünüyorum. Partimiz içerisinde maddi varlıklarına güvenerek, partimizde ele geçirdikleri makamları kullanarak, Üyelerimizi ekonomik ilişkiler ağı ile kendisine koşulsuz bağlı destekçiler haline getirmeye çalışanların varlıklarını da sonlandırmak her üyemizin vazifesi olmalıdır. Ekonomik ilişkileri baskı aracı olarak kullanmak ve böylelikle partimizi ele geçirmek isteyenlere fırsat vermemeliyiz. Her zaman inanarak yazdığım gibi CHP’sini günümüz siyasetinde var etmek istiyorsak bu gibi kişilere fırsat vermemeliyiz. Partimizde söz sahibinin Üyeler olduğunu (delegeler değil), Partimizde delege baronlarının oluşmasını önlemek için her kademe seçimin üye bazında ön seçim olduğunu, Delege sisteminin kaldırılması ve bunun dışında hiçbir şeyin kabul edilmemesi gerektiğini savunmalıyız.
-CHP gibi sosyal demokrat bir partide kişiler üzerinden değil, parti ilke ve prensipleri doğrultusunda hareket edilmesini, Kişiler üzerinden siyaset yapılmasının partimizi küçülttüğünü ve halk nezdinde itibarsızlaştırdığını, Kişiler ve şahıslar üzerinden politika yapılmasının seçimleri kaybettirdiğini görmek zorundayız. Ben merkezli politika yapanların parti içi demokrasi yarışında kutuplaşmalara ve gruplaşmalara neden olduğunu, Küskünlük ve kırgınlıklara sebep olduğunu görmeliyiz. Parti yönetim kadrolarını ellerine geçirdiklerinde üyelerin çalışkanlık, yetenek ve becerileri doğrultusunda değil, kendisine yakınlık ve bağlılığına göre değerlendirdiklerini de unutmamalıyız.
-Partimiz CHP kongre sürecine girmiştir. Parti yönetimlerini ellerine geçirmek isteyen ben merkezli düşünen, parti tabanını oluşturan üyelere güvenmeyen, ikili yakın ilişkilere, hatta birinci derece akrabalarını, ekonomik ilişki içerisinde bulunduğu, hatta yanlarında çalıştırdıklarını dahi parti delegesi yaparak kongre kazanmayı amaçlayan bu kişilerle partimizin nerelere sürükleneceğini görmek zorundayız. CHP sinin İlke ve prensipleri doğrultusunda politika yapmayı bir kenara bırakarak kişiler üzerinden siyaset yapanlara hak ettiklerini vermek zorundayız. Kendileri veya kendi yandaşları parti yönetim kadrolarına seçilmeyince partimize sırt dönenleri bütün üyelerimiz bilmektedir.
-İlçe kongrelerinde kişiler üzerinden değil, partimizin ilkeleri ve prensipleri doğrultusunda hareket etmeyiz. Yapılacak kongrelerin partimize hayırlı olmasını diliyorum.

Yorumlar

yorum