Özgür basın susturulamaz!

  Burhaniye Emek Ve demokrasi Güçleri Cumhuriyet meydanında Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin Öldürülmesini ve Gazeteciler Can Dündar ile Erdem Gül’ün tutuklanmasını protesto etti. Demokratik kitle örgütlerinin katıldığı basın açıklamasını Avukat Filiz Sonsuz yaptı. Sonsuz konuşmasında şunları söyledi.  “Nesini söyleyeyim canım efendim, gayri düzen tutmaz telimiz bizim. Arzuhal eylesem deftere sığmaz, omuzdan kesilmiş kolumuz bizim”. […]

Özgür basın susturulamaz!

 

Burhaniye Emek Ve demokrasi Güçleri Cumhuriyet meydanında Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin Öldürülmesini ve Gazeteciler Can Dündar ile Erdem Gül’ün tutuklanmasını protesto etti.

Demokratik kitle örgütlerinin katıldığı basın açıklamasını Avukat Filiz Sonsuz yaptı. Sonsuz konuşmasında şunları söyledi.  “Nesini söyleyeyim canım efendim, gayri düzen tutmaz telimiz bizim. Arzuhal eylesem deftere sığmaz, omuzdan kesilmiş kolumuz bizim”. Nesini, hangi birini söyleyeyim? Ankara’dan mı başlayalım? Suruç’tan mı? 77 1 Mayıs’ını Taksim’in taşına toprağına mı soralım? Dersim’den, Zilan’dan, Ağrı’dan mı anlatalım Aydın Ortaklara gidip, Şeyh Bedrettin’den mi dinleyelim. Nereden başlayalım.  Binlerce yıl öncesine gider tarihi. Mülkiyetle, sömürüyle, kölelikle yaşıttır faşizm. Şu koca dünya, hele de üzerinde yaşadığımız şu coğrafya, binlerce yıldır evlatlarını vermiştir kana doymaz canavara, “ Her biri vaz geçilmez cihan parçası”, her biri Spartakus.  Spartakus, “Cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi ve gerillası”. Ve prometheus… Ateşi tanrılardan çalıp, canı pahasına insanoğluna  armağan eden adam. Ölümsüzdür ikisi de. Can olur, erdem olur, Tahir olur yaşarlar yiğitler. Ne diyordu Can Dündar tutuklanmadan önce adliye koridorlarında? “Şahsi bir beklentimiz yok. Halkın gerçeği bilme hakkıdır derdimiz.” “Savunduğumuz her şey basın özgürlüğü, gazetecilik hakkı. Ama ondan öncesinde halkın bilgi alma hakkını savunuyoruz. Ve iktidarın yalan söylemesine karşı bizim bunu ifşa etme özgürlüğümüzü savunuyoruz. Hiçbir despot, hayatı boyunca bu hakkı gasp edemedi. Biz de kendi despotumuza bu hakkı vermeyeceğiz” Ve Erdem Gül diyordu ki, “ yaptığımız haber dışında suçlu olduğumuza dair hiçbir delil sunamadılar” Bu haksızlığa Diyarbakır’dan ses veriyor bir can. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi diyor ki, “ Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasına şiddetli bir toplumsal refleks gösterilmezse dönüşü olmayan karanlık tünelden geri dönüş zor olacaktır. “ bunu söyledikten iki gün sonra, güpe gündüz, herkesin gözleri önünde ve bir sembolün ayaklarının dibinde katlediliyor Tahir Elçi. Faili meçhullerin,  insan hakları ihlali mağdurlarının kararlı savunmanı, faşizmi korkutan adam Tahir Elçi katlediliyor. Dokuz bin yıllık kadim kent Diyarbakır’ın sembolü 4 ayaklı minarenin yaralı ayaklarının dibinde, “çatışma istemiyoruz. Silah istemiyoruz” derken vuruluyor Tahir Elçi. Saray ve AKP hükümetinin savaş politikaları, kullandıkları devlet şiddeti, saldırgan dilleri ve üslupları, dünyanın hiç yerinde görülmeyen keyfi hukuk ve insanlık dışı sokağa çıkma yasakları,  sivillere yönelik saldırı ve katliamlar, Suriye’deki iç savaşta El Kaide türevi İŞİD ve benzeri örgütlerin destekçisi olma politikaları bu suikastın nedenleridir.  Can Dündar, Erdem Gül ve Tahir Elçi… Zeki, inançlı, cesur üç adam. Gerçeğin, adaletin, eşit ve kardeşçe yaşamanın peşinde üç yiğit yürek. Barıya, demokrasiye, güzel günlere inanmış üç savaşçı. Gerçeği ve adaleti aradıkları için tutuklandılar, katledildiler. Gerçeklerden ve adaletten ve adaletten korkanlar, üç güzel adamı cezalandırdıklarını sandılar. Onlar, başlarına geleni bir şeref madalyası gibi göğüslerinde, adlarının önünde, gururla taşıyacaklar. Faşizmin sahnesinde dekor ve oyuncular değişse de senaryo hep aynı. Yoksullukla, işkenceyle, sürgünle, ölümle korkut… Sustur, boyun eğdir. Oyunu fark etmek, oyuna gelmenin ilk koşuludur. Oyuna gelmeyeceğiz. Ayrışmayacağız. Korkmayacağız, susmayacağız, boyun eğmeyeceğiz. Her birimiz 4 ayaklı minarenin birer ayağı olacağız. Biri diğerinden ne kısa, ne de uzun. Bir birimize dayanarak sahip çıkacağız hayatımıza, özgürlüklerimize, dim dik birer granit blok olup gögüseyeceğiz faşizmin saldırılarını. Yüzlerce yıldır görüp geçirdiği bütün felaketlere, akınlara nasıl direndiyse dört ayaklı minare, işte öyle direneceğiz.

Şenol TORLAK

Yorumlar

yorum