ALEVİ KÜLTÜR DERNEĞİ ELÇİ’NİN ÖLDÜRÜLMESİNİ PROTESTO ETTİ

  Türkiye’nin yıllardır kanayan yarası olan ve 40 bini aşkın insanımızın yaşamına mal olan Kürt sorununun barışçı yollarla çözülmesini, halkların kardeşçe bir arada yaşamasını istemeyenler katliamlarına bir yenisini ekledi. Diyarbakır Barosu Başkanı, Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümünü savunan Avukat Tahir Elçi, başından tek kurşunla vurularak öldürüldü. Bir süredir hem iktidar hem de ırkçı çevreler tarafından […]

ALEVİ KÜLTÜR DERNEĞİ ELÇİ’NİN ÖLDÜRÜLMESİNİ PROTESTO ETTİ

 

Türkiye’nin yıllardır kanayan yarası olan ve 40 bini aşkın insanımızın yaşamına mal olan Kürt sorununun barışçı yollarla çözülmesini, halkların kardeşçe bir arada yaşamasını istemeyenler katliamlarına bir yenisini ekledi. Diyarbakır Barosu Başkanı, Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümünü savunan Avukat Tahir Elçi, başından tek kurşunla vurularak öldürüldü.

Bir süredir hem iktidar hem de ırkçı çevreler tarafından tehdit edilen, hakkında dava açılan Elçi, bir kültür varlığı olan Diyarbakır’daki Dört Ayaklı Minare’nin kurşunlanmasına karşı yapılan basın açıklaması sonrasında, ülkeyi kan denizine çevirme kararı alanların hedefi oldu.

Muktedirin oyuncağı haline gelmiş olan kimi yargı mensupları Elçi’yi gözaltına alıp tutuklamaya çalıştılar ve bundan hukuk adına zerre kadar utanç duymadılar. Elçi’nin fikirleri ve mücadelesi ile baş edemeyen insanlık düşmanları onu öldürerek susturmayı seçtiler.

Elçi’yi gece yarısı apar topar Diyarbakır’dan İstanbul’a götüren zihniyet, Elçi’nin hedef haline gelip katledilmesine davetiye çıkarmıştır. Diyarbakır, Suruç ve Ankara Katliamları gibi Tahir Elçi cinayeti de göz göre göre gerçekleştirilmiştir. Elçi’nin öldürülmesindeki sorumluluğu üstlerinden atmaya ve taze kanlar dökmeye hazırlandıklarının haberini de veriyorlar. Bilmeliler ki bu katliamın sorumluları, sınır ötesi operasyonlara evet diyenler ve İŞİT’le dirsek temasında olanlardır.

Aylardır sivil polisler, özel harekatçılar, toplar tanklarla kuşatılmış Diyarbakır’da, tetikçi kimsenin engeline takılmadan geliyor, hepsinin gözü önünde bir baro başkanını vuruyor, kaçarken polis sadece “dur, kaçma” diye sesleniyor.

7 Haziran seçimlerinden sonra tırmandırılan savaş politikaları artık ülkede barış, demokrasi ve insan hakları savunanları hedef alma noktasına vardırılmıştır.

1 Kasım seçimlerinden önce “Biz gidersek beyaz Toroslar gelir” diyen Başbakan Davutoğlu’nun kurduğu 64. Hükümetin savaş politikalarını tırmandırmakta ısrar etmesi, ülkeyi JİTEM döneminden beter bir kirli savaşın içine sürüklemektedir.

Irkçı, şoven politikalarını sürdürerek halkların barış içinde bir arada yaşama umudunun önüne set çekmek isteyenler Elçi’nin katli ile pervasızlıklarını bir kez daha gözler önüne serdiler.

Kendinizi hapsettiğiniz evlerinizi güvenli zannediyoruz. Tahir Elçi’nin yerde yatan bedenine iyi bakacak olursak, Ona sıkılan kurşun, bizim sessiz kaldığımız onlarca sivile sıkılan kurşunun yeni bir aşaması olduğunu görürüz.

Ey, istikrar için oy veren yüzde 49!  Size soruyorum; hiç vicdan azabı duyuyor musunuz? İstikrar” kanla, katliamla, savaşla da sağlanabiliyor mu?

Barış güvercini;  Seni hepimiz özleyeceğiz ama: en çokta parası olmayanlar özleyecek. Roboski mağdurları, Lice mağdurları, Suruç’ta, Diyarbakır’da katledilenlerin yakınları ve bölgenin yoksulları özleyecek.

Reyhanlı, Roboski, Suruç,  10 Ekim Ankara katliamında olduğu gibi Tahir Elçi suikastının katilleri de bellidir. Bu katliamlarda tetiği çekenler ve çektirenler ortaya çıkarılıp yargılanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

Ancak bilinmelidir ki dün olduğu gibi bugün de böylesi saldırı ve katliamlar halklarımızın barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesini engelleyemeyecektir.

Bizler,  yıllardır barışa, kardeşliğe, demokrasiye hasret bırakılan bu ülkenin halklarının yanında olmayı sürdüreceğiz. Farklılıklarımızla bir arada, eşit haklara sahip yurttaşlar olarak yaşayacağımız, demokratik özgür bir Türkiye’ye doğru uzanan yolda her zaman barıştan, halkların kardeşliğinden yana olmaya devam edeceğiz.

Bu alçakça saldırının sorumluları ve bunların bağlantıları acilen ortaya çıkartılmasını ve bu suikast karşısında Türkiye’nin tüm demokrasi ve barış güçlerini, vicdan sahibi yurttaşlarını, meslek örgütlerini ve sivil toplum kuruluşlarını, siyasi partilerini seslerini yükseltmeye, demokratik tepkilerini göstermeye çağırıyoruz.” Şenol Torlak

 

Yorumlar

yorum