DEVEYE SORMUŞLAR “NEDEN BOYNUN EĞRİ”

Atasözleri halk kültürünün ortaya koyduğu en önemli edebi ürünlerden birisidir. Yüzyılların deneyimi ile oluşmuş olan bu  sözler, milletin tecrübe, düşünce ve gönül dünyasının söze yansımasıyla meydana gelir. Atasözleri hayatın hemen her anında başvurduğumuz bir rehber vazifesi görür. Kullanılışındaki yaygınlıktan ötürü, milletin bütün üyelerinin gönül verdiği ortak bir kültür ve fikir dünyasının oluşabilmesinde bu sözlerin azımsanmayacak […]

DEVEYE SORMUŞLAR “NEDEN BOYNUN EĞRİ”

Atasözleri halk kültürünün ortaya koyduğu en önemli edebi ürünlerden birisidir. Yüzyılların deneyimi ile oluşmuş olan bu  sözler, milletin tecrübe, düşünce ve gönül dünyasının söze yansımasıyla meydana gelir. Atasözleri hayatın hemen her anında başvurduğumuz bir rehber vazifesi görür. Kullanılışındaki yaygınlıktan ötürü, milletin bütün üyelerinin gönül verdiği ortak bir kültür ve fikir dünyasının oluşabilmesinde bu sözlerin azımsanmayacak bir yeri vardır. Bunlardan iki tanesi bugünlerde özelliklede siyasetin ve ülkemizin yönetiliş durumunu görünce “cuk oturmuş” dedirtircesine duruma en uygun olanıdır.

-Deveye “Neden boynun eğri?” diye sormuşlar, “Nerem doğru ki?” demiş.

-“Papaza kızıp oruç bozulur mu ?”

Bu iki söz yapılan işin bir yerinin değil, her tarafının kusurlu olduğu anlamında bir sözdür. Bilim adamları insan genlerini incelerken, denek olarak kesinlikle “Siyasetçiyi” de incelemeli !..

Yarım yüzyılı biraz geçmiş olan ömrümde siyasetin ve politikacının değişik örneklerini çok gördüm, geçmişte de oluyordu. Şimdilerde de oluyor. Demokrasi ve demokrasiden nasip almışların dik duruşunun oluşturduğu demokrat duruş maalesef ki politik arenada çok çabuk mutasyona uğratılıyor. Siyasetçiye bakıyorsunuz çok demokrat konuşmalar ve tavırlar sergiliyor, tamam işte siyasetçi böyle olmalı diyorsunuz. Sonrasında durum, zaman ve zemin değişiyor, bizim çok demokrat gördüğümüz, demokrasi havarisi gibi sözler sarf eden siyasetçimiz, demokrasiyi ve onun gereklerini unutmuş ben merkezli bir düşüncenin içerisine dalmış ha bire kürek çekiyor. Bütün yurttaşların anayasal hakkı olan “seçilme ve seçme” hakkının gasp edilmesi olan hareket ve davranışların bir numaralı savunucusu olmuş.

Siyasi partilerde maalesef ki demokrat bir duruşu sergileyecek politikacı çok azalmış. Çok uzun zaman geçmedi aradan 30 Mart 2014 seçimleri öncesinde Burhaniye de CHP belediye başkan adayının ve belediye meclis üyeliklerinin  belirlenme sürecinde CHP üyelerinin bir çoğu adayın üye bazında ön seçimle belirlenmesi gerektiğini, bu yapıldığı takdirde seçimin kesin alınacağını söylüyordu. Bunlardan bir tanesi de bendim. Hatta belediye meclis üyeliği adaylığı için partime müracaat ettim ve gerekli belgeleri hazırlayarak ilçe yönetimine teslim ettim. Edremit de başkan adayının üye bazında seçimle belirlenmesi hepimizi sevindirdi ve bu durumun Burhaniye’de de uygulanacağı beklentisi içerisine girmemize sebep oldu. Maalesef beklentimizin tam tersi bir kararla Başkan adayımız genel merkez tarafından belirlendi. Ben demokrasiye aykırı bulduğum bu durumla karşılaşınca “Demokratik bulmadığım bu uygulamayı protesto amacıyla dilekçemi geri çektim” Benimle birlikte üç arkadaşım daha dilekçelerini geri çekti. O zaman ki başkan aday adaylarından bir tanesi ve çevresinde bulunan arkadaşlar bu durumu üyelerin seçme ve seçilme hakkının gaspı olarak gördüklerini açıklayıp, genel merkezin yanlışını düzeltmesini, bu durumun devam etmesi halinde  seçimin kaybedileceğini söyleyerek, Aday belirlenmesinin “Üye bazında ön seçimle” yapılmasını sağlamak için Burhaniye CHP üyelerini tek, tek dolaşarak imza toplamaya başladılar. Bu imzayı arkadaşların evraklarına ben de attım. Neticede yapılan işlem değerlendirilmedi ve seçime gidildi, ve  seçimde kaybedildi.

-29 Kasım 2015 tarihinde ve öncesinde Burhaniye ilçesinde CHP delege seçimleri yapıldı, arkasından da ilçe kongresi yapıldı. 30 Mart öncesinde üyelerin “seçme ve seçilme haklarının gasp” edildiğini söyleyerek üye bazında ön seçim yapılması için imza toplayanlar,  ilçe kongresinde bırakın üye bazında ön seçimi, çarşaf listeye bile karşı önerge vererek “Blok liste” ile seçimin yapılmasını sağladılar. Netice tabi ki kendilerinin blok liste uygulaması ile seçtirdikleri delegeler tarafından istedikleri yönetim göreve getirildi. Kongre sonrasında da yapılan seçimin çok demokratik! yapıldığı hakkında nutuklar atılarak bitirildi.

Ben partimiz CHP’nin demokrasi gereği, tabanın sesine kulak vermesini, üyelerine saygı gereği her kademe seçimin anayasal hakkımız olan  “üye bazında ön seçimle” yapılmasını, çağımıza uymayan delege sisteminin partimizden yok edilmesi gerektiğini savunuyorum. Bunun tersi bir durumu demokratik bulmadığımı ve partimizin büyümesin önünde en büyük engel olarak gördüğümü belirtiyorum.

30 Mart 2014 tarihinde üye bazında ön seçimle aday belirlenmesi için imza toplayanların bir yıl aradan sonra tam tersi bir davranış içerisine girmelerini hiç etik bulmadım. 30 Mart 2014 tarihinde yerel seçimi kaybetmemizi sağlayan tabanın sesine kulak vermeme uygulamasının bundan sonra partimize Burhaniye de ne kazandıracağını doğrusu çok merak ediyorum. Daha demokratik, daha çağdaş, parti tabanının sesinden korkmayan, parti tabanının sesine güvenen bir yönetim özlemiyle tüm üyelerimize sevgi ve saygı gösterilmesini diliyorum.

-Allah hiçbirimizi papaza kızıp oruç bozanlardan yapmasın.

İbrahim Kızıler

Yorumlar

yorum