Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı

  Bu hafta Türk kadınlarına Milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilmesinin 81.yıldönümü. Bundan dolayı bu haftaki sohbet konumuz kadınların siyasi ve sosyal hakları üzerine olacak. Önce tarihsel süreçten başlayalım. Uygarlık tarihinde ilk yerleşik hayata geçiş tarımla olmuştur. Tarımı ise kadınlar başlatmıştır. Neolitik çağda kadınların tohumları toprağa atması ile tarım başlamış ve ardından ilk yerleşmeler ortaya […]

Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı

 

Bu hafta Türk kadınlarına Milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilmesinin 81.yıldönümü. Bundan dolayı bu haftaki sohbet konumuz kadınların siyasi ve sosyal hakları üzerine olacak. Önce tarihsel süreçten başlayalım.

Uygarlık tarihinde ilk yerleşik hayata geçiş tarımla olmuştur. Tarımı ise kadınlar başlatmıştır. Neolitik çağda kadınların tohumları toprağa atması ile tarım başlamış ve ardından ilk yerleşmeler ortaya çıkmıştır. Bu ilk yerleşmelerde anaerkil bir düzen kurulmuştur. Bu düzende egemen olanlar kadınlardır. Bu yerleşmeler zamanla kentlere dönüşmüş ve toplumda iş bölümü ortaya çıkmıştır. Bu dönemin inancı da Ana Tanrıça inancıdır. Fakat bu kentlerin ihtiyaçlarından fazla üretim yapıp ticarete başlamaları ile savaşlarda başlamıştır ki bu savaşlar asker ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bir ara kadınlar askerlikte yapsalar tıpkı amazonlar gibi yine de erkeklere yenilmişlerdir. Erkeklerin askerlik meslekleri ile kısa zamanda yönetimi ellerine geçirmeleri kolay olmuştur. Böylece toplum anaerkillikten ataerkilliğe dönüşmüştür. Tabi bu durum her yerde hemen olmamıştır. Fakat toplumların ataerkilliğe dönüşmesi ile kadınlar toplumda ikinci sınıfa düşmüşler ve tüm haklarını da kaybetmişlerdir.  Bu durum hala sürmektedir. Dünya da savaşlardan geçilmemektedir.

Türkler Orta Asya’da göçebe bir hayat süren bir toplumdur. Bundan dolayı kadınların da ekonomik hayata katılmaları zorunludur. Bunun için Türkler anaerkil yapıyı tamamen silip atmamışlardır. Kadın toplum içindeki yerini uzun yıllar muhafaza etmiştir.Bunu o dönemlerin yazılarında bulmaktayız.Kadınlar Kağan’ın yanında toplantılara katılmaktadır.Kağan’ın eşi devlet yönetiminde söz sahibidir.Kağan’ın olmadığı zaman devleti hatun yönetmektedir.Kadınlar söz sahibi olduğundan erkekler eşlerine Han’ım diye hitap etmektedirler.Yani benim efendim benim buyurganım demektir.Bugün eşlerimize bizim hanım diye hitap etmemiz bu geleneğin devamından başka bir şey değildir.

Türklerin İslamiyet’e girişleri ile beraber kadınların durumları da biraz karışmıştır. Kentlerde yaşayan kadınlar sosyal hayattan çekilmişler ve evlere kapanmışlardır. Bu kadınlar sokaklara da çıkamaz hale gelmişlerdir. Çarşaf denilen bir örtü ile örtünerek eşleri yanında sokağa çıkabilmişlerdir. Bu tür giysiye Afganistan’da Burka adı verilmektedir.Oysa kırsal kesimdeki kadınlar kentteki kadınlara göre daha özgürdürler.Çünkü buradaki kadınlar tarımda çalışmaktadırlar.Ayrıca hayvanların sağılması ve işlenmesi hep kadınların görevidir.Bundan dolayı köylerde kadınlar ile erkekler arasında kaç göç yoktur.Kadın erkek beraber iş görürler.Kadınlar yüzlerini kapatmazlar.Düğünlerde derneklerde hep beraber yaşarlar.

Osmanlının her döneminde kadın kıyafetleri sorun olmuştur. Özellikle 19.y.y.başında tüm toplumda sosyal yaşam gereği kıyafet değişikliği zorunlu hale gelmiştir. Avrupa ordularında ateşli silahların kullanılmaya başlanması ile ateşli silahlarla donatılmış birlikler ortaya çıkmıştır. Bu birliklerin savaşırken vücuda yakın giysi giymeleri gerekmiştir.Çünkü askerin siper alması gereklidir.Bu ise ceket ve pantolon ile yapılabilmektedir.Osmanlı’da ilk ceket ve pantolonu 3.Selim hazırlattığı Nizamı Cedit askerlerine giydirmiştir.Daha sonra 2.Mahmut bu giysiyi askerlerden başka devlet memurlarına da zorunlu kılmış ve ceketli pantolonlu devlet memurları görünmeye başlamıştır.Askerler ile devlet memurları ceket pantolon giyerlerken halk  yerel kıyafetlerini giymeye devam etmiştir.Kentlerdeki kadınlar ise başlarındaki çarşafları atıp sokağa öyle çıkmaya başlamışlardır ki bu büyük tartışmalara neden olmuştur.Osmanlı’da ilke seçimler 1876 yılındaki 1.Meşrutiyetle yapılmıştır.Daha sonra 1908 yılındaki 2.Meşrutiyetle seçimler yapılmıştır.1917 yılında kadınlar toplumda oldukça hak kazanmıştır.Fakat seçme ve seçilme hakları yoktur.Kurtuluş savaşı sırasında kadınlarda mücadeleye katılmışlar ve gerek cephe gerisinde gerekse cephede büyük yararlıklar göstermişlerdir.Bugün sırtında mermi taşıyan kadın resmi o dönemleri anlatır.Özellikle gerek 1.Dünya savaşı sırasında gerekse Kurtuluş savaşı sırasında erkekler cephede olduğundan kadınlar tarımsal üretimi devam ettirerek tüm toplumu beslemişlerdir.Kurtuluş savaşının kazanılmasından sonra Ulu Önder Atatürk Cumhuriyeti ilan edince devrimlere başlamış ve köhnemiş ortaçağ toplumu yerine uygar, aydın bir toplum yaratmaya çalışmıştır.1924 yılında Eğitim Birliği ile başlayan devrimler toplumu aydınlığa çıkarmaya başlamıştır.1930 yılında kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.Bazı kadınlarımız belediye meclisine ve başkan yardımcılığına seçilmişlerdir.1933 yılında ise kadınlara muhtar seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.Bu yasa ile ilk kadın muhtarlar göreve başlamışlardır.5.Aralık.1934 tarihinde ise kadınlara Milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilerek hakları tamamlanmıştır.Bu hakkın verilmesinden sonra 1935 yılında 17 kadın milletvekili seçilmiştir.3.Aralık.1934 tarihinde Bazı kıyafetlerin kamu alanında giyilemeyeceği hakkında yasa çıkmıştır.Böylece kamu alanındaki kıyafet kargaşasına da son verilmiştir.

Bugün maalesef yine kadınların elde etmiş olduğu haklar ellerinden alınmaya çalışılmaktadır. Kadınlar yine evlere kapatılıp toplumsal hayattan uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır.Tüm kadınlarımızın ve erkeklerimizin bu tür faaliyetlere müsaade etmemesi gerekmektedir.Saygılarımla.

 

Yorumlar

yorum