RUSYA BİZE SALDIRMAKTA NEDEN ISRAR EDİYOR

Suriye sınırında Rus uçağının düşürülmesinden sonra olayı bilinçli olarak daha da büyütmeye çalışan bir Rusya ile karşı karşıyayız. Bizimkilerin her ne kadar alttan almaları, yanlışlıkla oldu, bilseydik düşürmezdik gibi özür niteliğine gelen açıklamalarına rağmen dizginlenemeyen bir Rusya var karşımızda. Rusya’nın bu şekilde davranmasının arka planında ne olabilir sorusunu kendimize sormamız gerekir bu aşamada. Zira her […]

RUSYA BİZE SALDIRMAKTA NEDEN ISRAR EDİYOR

Tamer KAYIKÇI

Suriye sınırında Rus uçağının düşürülmesinden sonra olayı bilinçli olarak daha da büyütmeye çalışan bir Rusya ile karşı karşıyayız.

Bizimkilerin her ne kadar alttan almaları, yanlışlıkla oldu, bilseydik düşürmezdik gibi özür niteliğine gelen açıklamalarına rağmen dizginlenemeyen bir Rusya var karşımızda.

Rusya’nın bu şekilde davranmasının arka planında ne olabilir sorusunu kendimize sormamız gerekir bu aşamada. Zira her iki ülke de birbirine hem stratejik açıdan hem de ekonomik yönden çok bağımlı bir hale gelmiş durumda.

Rusya bize yılda 30 milyar dolar civarında mal satıyor. Bunun yanında Türkiye’deki en büyük yatırım projelerini yürütenler de kendileri. Bizim ise sattığımız rakam Rusya’nınki yanında biraz küçük kalsa da inşaat şirketlerimizin azımsanamayacak büyük yatırımları bulunuyor. Yanı sıra zaten devam eden ekonomik krizde Rus turistlerin can simidi gibi geldiğini bir kez daha hatırlatalım.

Bütün bunlara rağmen Rusya bölgede Türkiye ile neden beraber hareket etmeyip de üzerimize saldırıp duruyor.

Bu soruya cevap verebilmek için Türkiye’nin bölgedeki konumuna bir göz atalım.

ABD’nin Saddam döneminden kalma Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında ilk önce Irak devletinin paramparça edilmesi, ardında da Arap Baharı senaryoları ile Ortadoğu coğrafyasındaki tüm ülkeleri içine alan bir kaos ortamı ile karşı karşıyayız. Bu kaos ortamının sonucunda yeni devletçikler, yönetimler, kaos, terör ve batı için en kritik gelişme olan göç meselesinin ortaya çıkması batı dünyasını iyiden iyiye kaygılandırmış görünüyor.

Milyonlarca mültecinin Avrupa sınırlarına dayanmış olması aynı zamanda kaosun Avrupa’ya da taşınması demek.

Mültecilerin büyük çoğunluğu Suriye’den IŞID teröründen kaçanlar. Suriye’nin bugünkü ortamı yaşamasının en büyük sorumlularından biri hatta baş aktörü Türkiye. Türkiye derken siz onu burnunun ucunu göremeyen AKP ve Kaçak Saraydakinin politikaları olarak okuyun. Zira kendileri olayların ilk başladığı zamanlarda bir hafta içinde Şam’da Cuma namazı kılacaklarını söylüyorlar ve Suriye’nin içindeki tüm muhalif grupları destekliyorlar, onlara yardım gönderiyorlar, o teröristlerin Türkiye sınırları içinde toplantı yapmalarına, tedavi olmalarına müsaade ediliyordu. Suriye’deki muhaliflerin ve IŞID’ın en büyük lojistik üssü ne yazık ki ülkemizdir.

  1. Dünya savaşı esnasında ABD önderliğindeki batı ve Rusya dünyanın başına bela olan Hitler’den kurtulmak için nasıl anlaşıp işbirliği yaptılarsa belki de o günlerden bu yana ilk kez dünyanın başına bela olan IŞID terörü ve mülteci belasından kurtulmak için tekrar anlaştılar ve işbirliğine girdiler.

Suriye’de Rusya’nın devreye girmesiyle beraber işin şekli değişmeye başlamış, o güne kadar ABD’nin göstermelik olarak yaptığı hava akınlarının yerini Rusya’nın etkili operasyonları almıştır.

Türkiye’nin Rus uçağını vurmasıyla beraber Rusya beklediği fırsatı yakalamış ve Suriye’nin tamamını Türkiye’ye kapatmıştır. Ortamın iyice gerilmesiyle beraber Türkiye eski kampı olan Batı ve NATO’ya iyice yaslanmış, karşısındaki süper güç nedeniyle zaten iyice etkisizleşen dış politika tamamen ABD’nin yörüngesine girmiştir.

Hatırlarsanız buna benzer bir politikayı da 2. Dünya savaşından sonra Stalin yönetiminin Boğazlar üzerinde hak iddia etmesiyle gözü korkan Türkiye soluğu NATO’da almıştı. Oysa Yalta Toplantısında Türkiye zaten batı kulübüne bırakılmıştı.

Bugün oynanan oyun da o gün oynananla aynı.

Peki Rusya’nın buradaki çıkarı nedir? Yaşadığı büyük ekonomik krizlere rağmen bu kadar büyük partnerini Rusya neye feda etmiştir.

Görünen o ki Rusya bunun karşılığında Suriye’ye iyice yerleşmiştir. Zaten Suriye Sovyet döneminden bu yana da kendi etkisinin altındaydı ve orada askeri üsleri mevcuttu. Şimdi burasını iyice sağlamlaştırmış ve yüzyıllardır hayalleri olan sıcak denizlere inme hedeflerini az da olsa gerçekleştirmiş oldular.

Bununla beraber Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesiyle başlayan itiraz sesleri de bıçak gibi kesilmişe benziyor.

Kısacası geçici de olsa Türkiye’den gelecek dolarları feda ederken bunun karşılığında Suriye ve Kırım’ı bir güzel cebine indirmiş görünüyor. Bizimkiler ise ufak efelenmeler ile Rusya’ya kafa tuttuklarını sanıyorlar. Çok yakında Suriye’nin tekrar eski düzenine kavuştuğunu, IŞID’ın yok olduğunu görürseniz çok şaşırmayın. Çünkü karar vericiler çoktan yenidünya düzeni için anlaşmış görünüyorlar.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum