SORUNSUZ BİR ÜLKE

Konu çok hassas, Ülkemiz tam bir trajedi içerisinde, İktidar çevremizdeki ülkeler ile sıfır sorun diyerek iktidar olmuştu, şimdi sorunun asıl merkezi bizim iktidarımız gibi görünüyor. Bugünkü iktidar ile tüm sorunları aşacağımız beklentisi içerisine sokulan halkımız, içine sokulduğumuz bu sorunlar yumağından nasıl kurtulacağımızı kara, kara düşünmeye başladı. İnsanlarımız etnik ve mezhepsel kutuplaştırmalardan nasıl kurtulacağını düşünürken bir […]

SORUNSUZ BİR ÜLKE

Konu çok hassas, Ülkemiz tam bir trajedi içerisinde, İktidar çevremizdeki ülkeler ile sıfır sorun diyerek iktidar olmuştu, şimdi sorunun asıl merkezi bizim iktidarımız gibi görünüyor. Bugünkü iktidar ile tüm sorunları aşacağımız beklentisi içerisine sokulan halkımız, içine sokulduğumuz bu sorunlar yumağından nasıl kurtulacağımızı kara, kara düşünmeye başladı. İnsanlarımız etnik ve mezhepsel kutuplaştırmalardan nasıl kurtulacağını düşünürken bir de çevremizde sorun yaşamadığımız hiçbir komşu devlet kalmadı vesselam.

Suriye ile hiçbir sorunumuz yokken, Kendi ülkemizde demokrasiyi tüm kurumlarıyla yerleştirmiş, İnsan hak ve hürriyetlerini olabildiğince genişletmiş, Hukuk’u, yargı bağımsızlığını sağlamış, Laikliği en üst seviyesinden uygulamaya sokmuşlar gibi, Suriye’nin iç işlerine ve yöneticilerine karşı akıl almaz suçlamalarda bulunuyorlar. 2002 yılından bu yana ülkemizde açılım süreci adı altında PKK ile mücadeleyi rafa kaldıran, Oslo görüşmeleri, Habur’dan PKK’lıları yurdumuza sokanlar kendileri değilmişçesine 07 haziran 2015 seçimlerinden sonra kaybolan oy oranlarını arttırabilmek, milliyetçi oyları ve Kürt kökenli seçmenleri kendilerine çekebilmek için terörle mücadele adı altında anlayamadığımız bir politikayı uygulamaya başladılar. Ülkemiz adeta bir kan gölüne dönüştü. Ardından Suriye konusunda emperyalistlerin yarım kalan “Arap baharı” oyununun devamı için IŞİD le girdikleri çatışmalar. TSK’nın hudut ihlali yaptığı savı ile Rus savaş uçağını düşürmesi ile ortaya çıkan çok tehlikeli süreç, Irak da Musul’a asker gönderilmesi işin tuzu biberi oldu adeta. Musul’a asker gönderilmesiyle Irak devletiyle de ilişkiler iyice gerildi. Irak bölgesel Kürt yönetimi lideri Barzani’nin ülkemize yaptığı ziyaret kafalarda soru işaretlerinin daha da çoğalmasına yol açtı.

Sorunlar yumağı çoğaldıkça ekonomi dibe doğru hızla yol almaya başladı. Emek, emek örgütleri, iş ve işçi sorunları, çalışanların ekonomik kayıpları çığ gibi büyümeye başladı. Özgürlüklerimiz ve yaşama alanlarımız kısıtlandı. Eğitim sistemi adeta bir eğitimsizlik sistemine dönüştürüldü.

Hal böyle olunca aklıma eskilerde “ bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete” isimli cem Karaca’nın söylediği bir şarkı geldi.

Eskilerde bir hikaye dinlemiştim onu sizlerle paylaşarak yazıma son vermek istiyorum.

Adamın birisi, bir haftanın yorgunluğundan sonra pazar sabahı kalktığında bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü. Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu.

-Baba oğluna söz vermişti bu hafta sonu sinemaya götürecekti ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti. Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni  sinemaya götüreceğim dedi sonra düşündü;

-oh be kurtuldum en iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez diye düşünerek rahatladı.

–Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi ve baba haritayı düzelttim artık sinemaya gidebiliriz dedi.

-Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de halen hayretler içindeydi ve bunu nasıl başardın diye sordu.

-Çocuk; sevgili babacığım bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı

-İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ. Dedi.

İbrahim Kızıler

 

Yorumlar

yorum