SİLAHLAR ŞEHİRLERE YIĞILIRKEN DEVLET SEYREDİYORDU

Terör örgütü PKK ile görüştüğümüzü söyleyenler bunları ispatlamazlarsa şerefsizdirler diyenlerin bu sözü söylemesinden kısa bir süre sonra devletin Oslo’da PKK ile görüştüğü medyaya yansımıştı. Medyaya yansıyan o görüntülerden aklımızda kalan en önemli detaylardan bir tanesi de bizim MİT elamanının karşısında oturan teröriste “bütün şehirleri silah deposu haline getirdiniz, bunları görmediğimizi sanmayın” şeklindeki tepkisiydi. Haziran seçimlerinin […]

SİLAHLAR ŞEHİRLERE YIĞILIRKEN DEVLET SEYREDİYORDU

Tamer KAYIKÇI

Terör örgütü PKK ile görüştüğümüzü söyleyenler bunları ispatlamazlarsa şerefsizdirler diyenlerin bu sözü söylemesinden kısa bir süre sonra devletin Oslo’da PKK ile görüştüğü medyaya yansımıştı.

Medyaya yansıyan o görüntülerden aklımızda kalan en önemli detaylardan bir tanesi de bizim MİT elamanının karşısında oturan teröriste “bütün şehirleri silah deposu haline getirdiniz, bunları görmediğimizi sanmayın” şeklindeki tepkisiydi.

Haziran seçimlerinin arifesine kadar sürdürülen bu sözde görüşmeler esnasında ortaya somut hiçbir şey konmadı. Kervan yolda düzülür misali görüşmeler devam etsin de bakalım ne yapabiliriz gibi her iki tarafın da topu karşı tarafa atıp al sen oyna dediği zamanlardan günümüzün savaş görüntülerini yansıtan manzarasına geldik.

Bugün doğuda yaşanan çatışmalara bakınca yakın zamana kadar süren o görüşmelerin hiç de samimi olmadığı, en başta terör örgütünün bunu zaman kazanma amacıyla yaptığı çok açık olarak görülüyor. Haftalarca süren şehir çatışmalarında terör örgütünün bu kadar silahı, cephaneyi ve elamanını oralara yerleştirmesinin başka izahı yoktur.

Burada asıl düşünülmesi gereken o silahlar ve teröristler oraya yerleştirilirken ve bunu devletin bilmesine rağmen göz yumulmasıdır. Sağlıklı işleyen bir demokrasi ve bağımsız bir hukuk kurumu olsaydı buna göz yumanlardan çoktan hesap sorulurdu. Oysa iktidar partisi bu durumu ülkücüleri de yanına çekip tamamen kendisinin sorumlu olduğu bugünkü çatışma ortamından kendine avantajlı bir pozisyon çıkarmaya çalışıyor. Çıkarmaya çalıştıkça da bataklığın içine daha çok saplanıyor.

Kürtleri temsil ettiğini söyleyip seçimlere kadar barış elçisi rollerine bürünen HDP’liler de hafta sonu Diyarbakır’da yapılan kongrede özerklik istiyoruz görüntüsü altında bu ülkenin parçalanmasının önünü açacak saçma sapan isteklerde bulunarak gerçek yüzünü ortaya çıkardı.

Son tahlilde her iki tarafın gerçek niyetlerinin ne olduğunu artık biliyoruz. Daha önce terör örgütüyle çatışmalar kırsal alanda devam ederken orada yaşayan halk bu derece çatışmalardan etkilenmiyordu. Oysa şimdi çatışmaların göbeğinde yaşıyorlar.

Evlerini terk eden yüz binlerce kişi, kapanan okullar ile yarım kalan eğitim, silah sesleri altında ruhsal durumları bir ömür boyu düzelmeyecek olan insanlarımız…

Başbakan Davutoğlu şehir şehir, sokak sokak her yeri teröristlerden temizleyeceğiz diyor. Temizlenmeli de! Temizlendiği zaman tüm sorunlar çözülecek mi peki?

İlk önce yok olup giden bir eğitim yılında okullarından olan yüz binlerce öğrencinin hakkını kim geri verecek? Onların içinde bu yıl içerisinde sınavlara girecek olanlar nasıl olur da diğer bölgelerdeki öğrencilerle aynı şartlar altında yarışa katılacaklar?

Bu çatışma ortamında devlete olan güvenlerinin sarsılmasından sonra yerlerini yurtlarını terk eden ve psikolojik bunalıma giren insanlarımızı bu topraklarda tek ülkü etrafında nasıl bir daha bir araya getirebileceğiz?

Ülke yönetimde iç politikalar ile dış politika bir birine uyum sağlamak zorundadır. Ne yazık ki uzun yıllar süren AKP iktidarı döneminde öncelikle dış politikada adım adım başarısızlıklar birbirini kovaladı, yurtta barış, cihanda barış görüşü terk edilerek Ortadoğu’nun karanlık dünyasına balıklama atladık. Suriye’nin yakılıp yıkılmasında, IŞID canilerinin hortlamasında başrolü oynadık. Şimdi sınırlarımızın dışarısında uğradığımız o başarısız politikalar kendi gündemini bize dayatıyor. Suriye paramparça oldu, tüm şehirleri yıkıldı, milyonlarca insanı tüm dünyaya göç etti derken aynı manzaraları kendi yurdumuzda bizim insanlarımızla yaşamaya başladık.

Hem iç politikada hem dış politikada 14 yıldır ülkeyi getirdiği bu karanlık ortamdan sorumlu olan AKP’li kadroların hesap vermeleri beklenirken demokrasinin cilvelerinin arkasına sığınarak hala ülkenin yönetiminde bulunabiliyorlar ve hatta oy yüzdelerini daha da artırarak dünyada eşi benzeri görülmeyen bir durumla karşı karşıya bırakıyorlar. Sonumuz iyi olur inşallah!

Acısıyla tatlısıyla ama sorunların giderek büyüdüğü bir yılı geride bırakıyoruz. İnsan umutlarla var olur. Yeni yılda tüm insanlığın huzur ve barış bulacağı umudumuzu yenileyerek herkesin yeni yılını kutluyorum.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum