AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE

  El etek öptürmek, yalakalık ve yalakalar. Bu iki söze bayılıyorum, özellikle son günlerde çok popüler ve geçim kaynağı olmuş olan bu iki söz üzerine bir şeyler yazmak istedim.  Popüler olmak, şimdiki zamanda popülarite yakalama aracı olarak kullanılmakta olan bu iki söz, aslında toplumların, kişilerin ve kişiliklerin çürümüşlüklerinin ve kokuşmuşluklarının da göstergesi olarak kullanılmaktadır. Toplumlarda […]

AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE

 

El etek öptürmek, yalakalık ve yalakalar. Bu iki söze bayılıyorum, özellikle son günlerde çok popüler ve geçim kaynağı olmuş olan bu iki söz üzerine bir şeyler yazmak istedim.  Popüler olmak, şimdiki zamanda popülarite yakalama aracı olarak kullanılmakta olan bu iki söz, aslında toplumların, kişilerin ve kişiliklerin çürümüşlüklerinin ve kokuşmuşluklarının da göstergesi olarak kullanılmaktadır. Toplumlarda hak etmeyenlere, hak etmedikleri değerleri vermek üzere, veya o kişilerde olmayan değerleri varmış gibi göstermek üzere (Dünkü dalkavuklar ve saray soytarılar yerine) beslenen kişi ve kişilerden oluşmuş şahıs ve gruplar, bugün bu kavramın kapsama alanı içerisine girmiştir.

 

Hani eskilerin bir sözü vardı; “El öpmeyle dudak aşınmaz” diye. Bu cümle aslında çok masumane büyüklere ve hak edenlere hak ettikleri saygıyı göstermek üzere oluşturulmuş bir görgü kuralının ifade edildiği bir cümledir. Bu kurala uymak asla insanları küçültmez. Aksine bizim toplumumuzda değerine değer katar.

 

Ancak herhangi bir maddi ve manevi menfaat elde etmek için, hak etmeden bir yerlere ulaşabilmek için, el etek öpmek çok onur kırıcı ve utanç verici bir durumdur. El etek öpmekle insanların dudakları ve ağızları aşınmayabilir. Ama insan onuru, kişiliği, şeref ve haysiyeti öyle bir aşınır ki bu çok kötüdür. Tamiri de mümkün değildir.

 

Yalakalık önceleri aç- tok , kuvvetli- zayıf , zengin – fakir, gibi ikililer arasında oluşurken ,zamanımızda belli makamlara gelmedeki ehliyeti ölçü alan, kesin kuralların olmayışı veya olduğu halde uygulanmayışıyla yeni bir model oluşturmuştur. Bu model bir dönem sonra kısır döngüye uğrayarak bir yalakalık zinciri oluşturacak, böylelikle bir makama gelmenin yolu bilgi, beceri liyakat değil yalakalıktan geçecektir.

 

Yalakalık bir sanat dalıdır. Yalaka ise bir sanatçıdır. İnsan istese de yalaka olamaz. Yalakalık sanatının oluşmasında yalaka kadar yalakalık yapılan kişinin de emeğini inkar etmemek lazımdır. Yalakalık yapılan kişinin işi daha da zor gibidir. Kendisinde olmayan vasıflarla anılmaya ve övülmeye başlandığında muhatabını susturmayıp aksine, bundan hoşlandığını belli eden bir tavır sergilemek için epey gayret sarf etmesi gerekir.

 

Eskiden kralın biri patlıcanı çok severmiş. Patlıcandan her bahsettiğinde, soytarısı iç geçirir kralı tasdik edermiş.

Kral; ‘’Patlıcan dolma gerçekten mükemmel bir yemek’’ diye konuşsa, soytarı atılır ‘’evet patlıcan dolmanın üzerine yemek tanımam’’ dermiş. Kral patlıcan musakkadan bahsetse ‘’ ah var mı patlıcan musakka gibi bir yemek’’ diye söze başlarmış. Kral ‘’ üç öğün patlıcan kızartma olsa yerim’’ dediğinde, ’’bir ömür patlıcan kızartma yiyebilirim’’ dermiş.

Gel zaman git zaman kral patlıcandan bıkmış nefret eder olmuş.’’ Bu patlıcan yemeğini nasıl yerler bilmem. Böyle tiksindirici bir yemek daha olamaz’’ demiş.

Soytarı.’’ Haklısınız kralım millette ne mide var. Aslında tüm patlıcan yemeklerini yasaklamak lazım’’ demiş.

Soytarının daha önceki söylediklerini bilen biri ‘’ Yahu! daha dün sen değimliydin patlıcan yemeğini öve öve göklere çıkaran?’’ diye sorduğunda soytarı atılmış.

Ben kralın soytarısıyım patlıcanın değil.

 

Bu anlamlar birer utanç vesikasıdır. Tabi utanmasını bilenler için. Birde olaya öbür taraftan bakmak gerekir. Yani el etek öptürenler. insanları yalakalık yapmak zorunda bırakanlar cephesinden; Ben karşı tarafa yapacağı bir yardım, bir iyilik karşılığında el ve eteklerini öptürenlerin, öpenlerden daha kötü bir kişiliğe sahip olduklarını düşünmüşümdür. Hele hele insanları el etek öpmeye mecbur bırakanların, ellerindeki imkan ve olanakları, kendi el ve eteklerinin öpülmesini sağlamak için kullananların, insanlıktan ve insani değerlerden  nasiplenmediklerini düşünüyorum. Al birini vur ötekine.

-Bütün okurlarımızın yeni yılını kutluyorum.

İbrahim Kızıler

 

 

 

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.
haber teması | film izle