YAKLAŞAN CHP KURULTAYI

CHP kurultayının yapılmasına iki hafta gibi kısa bir süre kaldı. Görünürde Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte üç adayın daha yarışa gireceği. Kurultay yaklaştıkça gerekli desteği göremeyeceklerini sezinleyen Umut Oran ile Muharrem İnce’nin adaylıktan çekileceği söylentileri yaygınlaşmışken uzun bir maraton koşucusu olduğunu bildiğimiz Mustafa Balbay son nefese kadar yarışa devam edeceğe benziyor. Son bir yıl içinde birçok […]

YAKLAŞAN CHP KURULTAYI

Tamer KAYIKÇI

CHP kurultayının yapılmasına iki hafta gibi kısa bir süre kaldı. Görünürde Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte üç adayın daha yarışa gireceği. Kurultay yaklaştıkça gerekli desteği göremeyeceklerini sezinleyen Umut Oran ile Muharrem İnce’nin adaylıktan çekileceği söylentileri yaygınlaşmışken uzun bir maraton koşucusu olduğunu bildiğimiz Mustafa Balbay son nefese kadar yarışa devam edeceğe benziyor.

Son bir yıl içinde birçok seçimi geride bıraktık. Yapılan bu seçimlerin hepsinde CHP ana muhalefet olarak yenilgiyle karşılaştı. Yenilginin sebebi nedir diye sorarsak birçok cevaba ulaşabiliriz ama halkın yarınlara iyi gözle bakabilmesi için aradıkları ve CHP’de bulamadıkları tek bir şey vardır: Umut!

Son yapılan genel seçimlerde CHP’nin vaatlerini dinlediğimizde güzel noktalara değindiğini, diğer partilerin de CHP’den alıntılar yaparak seçim propagandasına girdiğini biliyoruz. Buna rağmen CHP’nin istenen oyu alamaması, tüm başarısızlıklarına rağmen AKP’nin ezici bir çoğunlukla iktidara gelmesinin en büyük sebebi halkın iyi bir seçim bildirisine rağmen CHP’de onu gerçekleştirecek kadrolarda aradığı umudu bulamamasıdır.

Şimdi karşımızda duran dört aday var. Seçimlere şunun şurasında 10 günlük bir süre kalmasına rağmen bu adaylardan hangisinde bu kısır döngüyü değiştirebilecek bir ışık görüyorsunuz?

Hangi isim adaylığını açıkladığında gerek partide gerekse ülke çapında bir heyecan uyandırabildi? Hangi adayda hadi peşime düşün, ülkeyi tekrar şaha kaldırıyoruz deyip kitleleri peşinden sürükleyebilecek bir potansiyel görüyorsunuz?

Verebilecek bir cevabınız yok değil mi? Benim de yok.

O zaman bu kurultay CHP’ye ne getirecek? Ne değişecek?

İl ve ilçe kongrelerine baktığımızda bir şeyin değişmeyeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu kongrelerde az çok öne çıkan söylem partinin sola kayması, partinin vitrinine konan liberal görünümlü adaylardan vazgeçilmesi gerektiği. Bunun haricinde kitleleri etkileyecek bir kadro hareketi görebiliyor musunuz? Hayır!

İl ve ilçe kongreleri bir ideolojinin peşinde koşanların yarışmasından çok sen kazandın ben kazandım havasında birbirinden çok da farkları olmayan ekipler arasında sürüp gitti. Sonuçta da genel merkezin etkisiyle mevcut yönetime pek ses çıkarmayan kadrolar seçimi kazanmış gibi görünüyor. Bu tablodan da partiyi tekrar ayağa kaldıracak yeni bir yönetimin ortaya çıkmasını beklemek tarlaya soğan ekip patates yetişmesini beklemek gibi olur.

Kalan 10 günlük süre içinde çok büyük bir sürpriz gelişme yaşanmazsa Kılıçdaroğlu göreve devam edecek gibi görünüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu görevi Baykal’dan devraldığında parti içi demokrasinin yolunu açacaklarını, partiye emek sarf edenlerin adil bir yarış sonucunda ulaşmak istedikleri hedefe ulaşabileceklerini belirtmişti. Hakkını yemeyelim bu konuda da söz verdiğini yaptı ama uygulamalara baktığımız zaman çok farklı bir tablo ile karşılaşıyoruz.

Kurultaylarda çarşaf listesi uygulanacaktır diye tüzük değişikliğine gidip il ve ilçe seçim kongrelerinin çoğunda blok liste uygulaması yapılması, kadın ve gençlik kotalarına uyulmaması, seçimlerde partiyle hiç ilgisi olmayan sağcı adayların aday gösterilmesi gibi fiiliyatta yaşadıklarımız gösterebileceğimiz birkaç örnek. Yine söylentilere bakılırsa büyük kurultayda da blok liste uygulamasına gidileceği ve bunun da partide başlattıkları değişim hareketinin yarım kalmaması gerekçesinin arkasına sığınmaları aslında kendilerini inkar etmekten başka bir şey olmayacaktır. Zira Baykal da aynı gerekçeler ile yıllar boyu partide tüm delegeler üzerinde egemenliğini kurmuş ve kurultaylar noter görevinden başka bir şey yapmaz olmuşlardı. Kılıçdaroğlu’da aynı yola girmiş görünüyor.

Bu yol başkanlıktan ben gidersem her şey yarım kalır, parti dağılır mantığından başka bir şey değil. Partide benden başka lider gelişmez mantığıdır ki sol bir partide düşünülmesi dahi çok vahim sonuçlar verir. Kendinden başka kimseye güvenmemektir.

Kılıçdaroğlu genel başkanlık koltuğuna oturduğundan bu yana girdiği tüm seçimlerden yenik çıktı. Genel başkanlığın ilk yıllarında girdiği seçimleri kaybetmesine rağmen yeni olduğu için kendisine kredi verilebilir diye geçiştiriliyordu fakat aradan geçen uzun zamana rağmen partide gerekli değişimi yaratamamış ve seçimi kaybeden biri olduğu için kendisinin doğal olarak görevden ayrılmasını beklerdik ama çağdaş demokrasilerde gördüğümüz bu kuralı kendisinden göremedik.

Önümüzde yakın bir zamanda seçim görünmüyor ama kaçak saraydakinin başkanlık hevesini gerçekleştirmek için baskın bir halk oylaması ihtimali hiç de uzak görünmüyor. Ülkenin genel havasına bakarak yapılacak bu halk oylamasında da başkanlık dayatmasının kaçınılmaz bir şekilde gerçekleşeceğini görebiliyoruz. Kılıçdaroğlu da mevcut anlayışıyla bu gidişatın karşısında duramayacağını ve radikal bir değişime önayak olamayacağını bildiği halde neden hala genel başkanlık koltuğunda oturmaya devam ediyor?

 

Yorumlar

yorum