Warning: in_array() expects parameter 2 to be array, string given in /home/oncekorf/public_html/wp-content/plugins/wordpress-mobile-pack/frontend/sections/show-rel.php on line 37

DİYANET 2016’DA YAŞADIĞIMIZIN FARKINDA MI?

Yazar Hakkında Son YazılarıAbout Tamer KAYIKÇIAVRUPA ŞAMPİYONU fENERBAHÇE – 25 Mayıs 2017BİLİMSEL VERİYE DAYANMADAN KENDİMİZİN DOKTORU OLMAK – 17 Mayıs 2017   TOPLUMUN ÖNÜNE ALTERNATİF SUNABİLMEK – 10 Mayıs 2017   İZMİR KİTAP FUARI – 3 Mayıs 2017   BAŞINDAN TOPUKLARINA KADAR YÜZSEKSEN SANTİM TOPRAK PARÇASI – 26 Nisan 2017   ATI ALAN ÜSKÜDAR’I GEÇTİ  – 19 Nisan 2017   […]

DİYANET 2016’DA YAŞADIĞIMIZIN FARKINDA MI?

Tamer KAYIKÇI

Diyanet İşleri Başkanlığı ülkemizde en çok tartışılan kurumların başında geliyor.

Asli görevi İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek olarak tanımlanmış.

Bir cumhuriyet kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı cumhuriyetin kuruluş felsefesindeki çağdaş değerlere göre adım atmak zorunda.

Gelgelelim bu kurum bırakın çağdaş değerlere göre hareket etmeyi İslam dininde olmayan çağdışı değerlere sahip çıkarak üzerine vazife olmayan fetvalar yayınlamaktan çekinmiyor.

Son günlerde gündeme düşen iki fetvasıyla da yine gündeme oturdu. Birincisinde babanın öz kızına şehvet duyabileceğini ve bunun haram olarak kabul edilmeyeceğini söylüyor

Diğer bir fetvasında da nişanlı olanların el ele dolaşmasının caiz olmadığını bildiriyor.

Birçok icracı bakanlığın bütçesinden bile çok daha büyük bütçeye sahip olan bu kurumun milletten topladığı vergilerle bu gibi saçmalıkları yayınlamak için bünyesinde çağdışı personeli istihdam edebiliyor.

Fakat asıl sorun buradan kaynaklanmıyor. Sorunun temeli bu kurumun bu şekilde hareket etmesine ses çıkarmayan ve hatta arkasında durarak daha çok teşvik eden siyasi iktidar kendi karanlık dünyalarına hizmet etmesi için bu kurumu kullanıyor.

İslam dünyasında kadının yeri hep ikinci planda kalmıştır. Bunun tek istisnası Laik Türkiye Cumhuriyetinin Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde gerçekleştirdiği devrimlerle kadını olması gereken yere, erkeklerle aynı haklara, aynı statüye kavuşturmasıyla gerçekleşmiştir.

Muhafazakar olduğunu iddia eden 14 yıllık AKP iktidarı, görevi devraldığından bu yana kadınlara tanınan bu hakları bilinçli olarak tırpanlamaya başlamıştır.

Hemen iki örnek verelim ve ne demek istediğimizi daha net aktarmış olalım.

Bunlar göreve geldiklerinde yaptıkları ilk icraatlarından biri kesintisiz 8 yıllık eğitimi kaldırıp yerine 4+4+4 sistemini getirmek ve en sonunda da liselerde okula devam mecburiyetini kaldırarak lise çağına gelmiş olan kızlarımızın okuldan uzaklaşmalarına yol açmıştır. Hatta lisede okuyan kızların evlenebileceği yönündeki açıklamalarını da bir yere not edelim.

Bir diğer konu da kadınlarımızı daha çok çocuk doğurmaya teşvik etmek ve çalışan kadınlarımızın doğumdan sonra daha fazla izin kullanmasının yolunu açarak kadınlarımızın iş hayatından çekilmesine dolaylı yoldan zemin hazırlamıştır. İlk başta kadınlarımızı sevindirici bir gelişme olarak görünse de daha fazla izin kullanacak olan bir kadını kim istihdam edecek sorusu yanıtsız kalmaya devam ediyor.

Siyasi iktidarın kadına bakışı bu şekilde olunca onun yalaka takımı medya ordusu da üzerine düşen görevi eksiksiz yerine getirmeye çalışıyor. Baş yalaka takımından üstelik bir kadın olan sözde köşe yazarın biri diyanetin fetvasını savunurken diğer taraftan da seküler hukuk bunun daha gerisinde, böyle bir ensest ilişki de şikayet etmezsen kimseye bir şey olmuyor deyip çağdışı fetvaya sahip çıkıyor.

Diyanetin bu tür fetvalarıyla IŞID’ın uygulamaları arasında bir farklılık görmek mümkün değil.

Bugün çağdaş olarak bildiğimiz birçok ülkenin kadınından çok daha önce çağdaş hakları kazanmış kadınımızı gelişen çağdaş dünyamızın seviyesine çıkarmak yerine kadının hala ikinci sınıf olarak görüldüğü Ortadoğu ve Arap dünyasındaki ülkelerin seviyesine düşürmek hangi akla ve mantığa sığar?

Çağdaş değerlere sahip bir millet yaratmak,  çağdaş bir dünya yaratabilmek için ilk önce kadınlarımıza, kızlarımıza hak ettikleri çağdaş değerleri vermek mecburiyetindeyiz. Çünkü onlar o çağdaş değerleri çocuklara aşılayacaklar, bilinçlenmiş bir nesil yetiştirecekler.

Diyanetin başında bulunan kişi bir bürokrattır dolayısı ile bir devlet memurudur. Başka dinlerde olduğu gibi bir ruhban sınıfının temsilcisi değildir çünkü İslam’da bir ruhban sınıfı yoktur. Oysa Diyanet İşleri Başkanı bir bürokrattan çok bir ruhban sınıfının temsilcisi olarak hareket etmekte, toplantılara, televizyon kanallarına cüppesiyle çıkmaktadır. Laik bir devlette bunun yeri yoktur. Laik bir devlette bu şekilde fetva veren bir makam da yoktur.

Kanada’da geçen yıl yapılan seçimleri liberal sağ görüşlü Justin Trudeau kazandı. Dünya onu daha çok genç ve yakışıklı olmasıyla tanıdı ama 50’si kadın olan 184 kişilik milletvekillerinin içinden kabineyi oluştururken bakanların yarısını kadınlardan atadı. Neden bu şekilde yaptığını soranlara da “çünkü 2015 yılındayız” cevabını verdi.

Bizim diyanet ve siyasi iktidar acaba 2016 yılında yaşadığımızın farkında mı? Pek zannetmiyorum. Farkında olsaydı 1500 yıl öncesinin Arap yaşam kültürünü kadınlarımıza ve toplumumuza dayatmazdı.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum


Warning: in_array() expects parameter 2 to be array, string given in /home/oncekorf/public_html/wp-content/plugins/wordpress-mobile-pack/frontend/sections/show-rel.php on line 37
Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.
sanik haber