DAĞ FARE DOĞURMADI

Yaklaştı, geldi dediğimiz CHP kurultayı hafta sonu gerçekleşti. İki gündür kurultay üzerine yapılan yorumları takip etmeye çalışıyorum. Genelde söylenen dağ fare doğurdu türünden eleştiriler. Ben tam tersini savunuyorum. Zira ortada bir dağın yüce bir dağ doğurması beklentisi yoktu. Zaten CHP şu an kendisi bir dağ değildi. Böyle olunca da olmayan bir dağdan yeni bir dağ […]

DAĞ FARE DOĞURMADI

Tamer KAYIKÇI

Yaklaştı, geldi dediğimiz CHP kurultayı hafta sonu gerçekleşti.

İki gündür kurultay üzerine yapılan yorumları takip etmeye çalışıyorum. Genelde söylenen dağ fare doğurdu türünden eleştiriler.

Ben tam tersini savunuyorum. Zira ortada bir dağın yüce bir dağ doğurması beklentisi yoktu. Zaten CHP şu an kendisi bir dağ değildi. Böyle olunca da olmayan bir dağdan yeni bir dağ doğmasını beklemek garip olurdu.

Bu kurultaydan yeni bir CHP’nin doğmayacağını daha önce söylemiştik. Böyle bir beklentinin doğması için o yeni söylerim yer aldığı rüzgarın aylar öncesinden esmesi, yelkenleri doldurması ve içine yığınları alması beklenirdi.

Kurultayda üç beş cümle söyleyerek, Cumhurbaşkanına, AKP’ye laf atarak bu havanın yakalanması mümkün müydü? Kılıçdaroğlu’nun kurultayda yaptığı konuşmanın Salı günleri grup toplantısında yaptığı konuşmadan bir farkı var mıydı?

Olması gereken Kasım ayındaki seçim yenilgisinden sonra Kılıçdaroğlu’nun görevi derhal bırakması ve adil bir ortam yaratılarak diğer adayların da bu seçime katılmasını sağlamak olmalıydı.

Burada şunu da söyleyelim kurultayda genel başkanlığa adaylığını koyacaklarını açıklayıp daha sonra vazgeçenler de eğer başkan seçilseydiler değişen bir şey olmayacaktı. Ortalıkta dolaşan adayların hiçbirisinde halka umut vaat edecek yeni bir söylem yoktu.

Nasıl bir hava esecekti ki kitleleri arkasından sürükleyecek, halkın beklentilerini karşılayacak ve 14 yıldır sürdüğünü söylediği bu karanlık dönemin sonunu getirecekti?

Bahsettiğimiz o hava Yunanistan’da SYRİZA, İspanya’da Podemos’un yarattığı değişim havasıydı. Sahte solculuk oynamadan, gerçek solun değerlerine sahip çıkarak, sermayenin uşağı olmadan vahşi kapitalizme son vererek ve halkın gerçek iktidarını sağlayarak o hava yaratılabilir.

Yeri gelmişken bugün dünya coğrafyasında SYRIZA, Podemos gibi ortaya çıkan hareketleri de masaya yatırmakta fayda var. Vahşi kapitalizme bir tepki olarak ortaya çıkan bu tür hareketler bugün kendi ülkelerinde önemli bir konuma gelmiş durumda. SYRIZA Yunanistan’da iktidarda. Fakat iktidara geldiğinden bu yana başına neler geldiğini hepimiz biliyoruz. Emperyalist batı sistemine tamamen ters hizmet eden bu hareketin aynı çevreler tarafından nasıl boğulmak istendiğini, SYRIZA’nın yapmak istemesine rağmen programından nasıl uzaklaştırıldığını ve sistemin istediklerini yapmazsa Yunanistan’ın iflasa nasıl sürükleneceğini gördük. Aynısını Podemos’da yaşayacaktır ve ya dünyanın başka bir coğrafyasında benzer bir oluşum gerçekleştiği zaman da aynısı yaşanacaktır. İşte Güney Amerika’da Venezuela ve Bolivya’da yaşadıklarımız.

Bu tür hareketlerin başarısızlığa sürüklenmesinin temel nedeni karşısındaki sermayenin uluslar arası olarak örgütlenmesidir. Sermaye için ülke sınırları kalkmıştır fakat emek dünyası emperyalizmin koyduğu sınırlar içinde boğulmaktadır.

Yunanistan’da, İspanya’da halkın şikayet ettiği konuların aynısını İngiliz halkı da yaşamaktadır ve bundan ötürü son seçim yenilgisinden sonra Avrupa’nın en köklü sol partilerinden olan İşçi Partisinin başına özelleştirmeleri eleştiren ve daha önce kamunun elinde olan bazı yapılanmaları tekrar kamuya geri alacağını, partiyi sosyalist kökenlerine geri döndüreceğini söyleyen Jeremy Corbyn seçildi. Kendi partisinden bazı milletvekillerinin bile dalga geçtiği Corbyn liderliğindeki İşçi Partisi bugün İngiltere’de çok değişik bir havanın doğmasına neden olmuştur.

Burada bir hatırlatma daha yapalım. Corbyn’in aday olabilmesi için 35 imza gerekmektedir. Partinin kongresinde sırf demokratik yarış olsun diye bazılarının öylesine imza verdiği Corbyn sürenin dolmasına 2 saat kala aday olabilmiş ama partinin liderliğine seçilmiştir.

Hafta sonu CHP kurultayında aday olan Mustafa Balbay’ın 92 imzada kalıp ihtiyaç duyduğu 28 imzanın bulunamaması ayrıca sorgulanmaya değer. Kılıçdaroğlu’nun karşısına başka bir aday çıkması hoş olmaz mıydı?

Bu anlattıklarımızdan hareketle halkın içinden doğan sol hareketlerin sermaye karşısında boğulmaması için tüm dünya çapında çok daha güçlü bir havanın esmesi ve sermeyenin bu güç karşısında kendine çeki düzen vermesi gerekmektedir. Ülke çapında küçük çaplı bu tür hareketler uluslar arası destekten yoksun kaldığı sürece uluslar arası sermeye tarafından boğulmaya mahkumdur.

Aslında CHP’nin kökeni de böyle devrimci bir hareketten gelmekte. Kurtuluş savaşı emperyalizme vurulan ilk tokattır. Bugün SYRIZA’nın, Podemos’un yapmaya çalıştığının çok daha büyüğünü Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki CHP yapmıştır ve o zaman da o emperyalist takımı bu hareketi boğmakla tehdit etmiştir. Hatırlayınız; Lozan’da İsmet İnönü’nün bütün dayatmalara karşı çıkıp dik durması karşısında geri adım atan İngiliz heyetinin başındaki Lord Curzon İnönü’ye dönerek bugün istediklerimizi ret ederek kazandığınızı zannediyorsunuz, oysa ben onları şimdi cebime koyuyorum, para bende ve zamanı gelince hepsini tekrar önüne kayacağım demişti. Koymuştur da!

Tüm dünyaya kafa tutarak doğan CHP hafta sonu yapılan kurultayda acaba bu genlerinden bir kırıntı kaldığını hiç haklına getiriyor mu? Kurultayı kazanarak, parti meclisine girerek amaçlarına ulaşanlar acaba bu ülkenin kurtulması için seçim kazanmayı ne zaman düşünecekler?

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum