UĞUR MUMCU’ YU ANMAK

  Pazar Günü Uğur Mumcu’ yu anacağız. Katledileli 23 yıl olmuş.   Yine salonlarda toplanılacak, mumlar yanacak, karanfiller konacak. Uğur Mumcu’ nun esaslı sözleri, en güzel devrim şiirleri okunacak, O’ nun için yazılmış türküler söylenecek, Ankara’ nın taşına, gözlerinin yaşına bakılacak Ruhi Su’ nun bas bariton sesiyle.   Yine bir süreliğine salonlardaki insanlar “Mustafa Kemal’ […]

UĞUR MUMCU’ YU ANMAK

 

Melih BağcıPazar Günü Uğur Mumcu’ yu anacağız. Katledileli 23 yıl olmuş.

 

Yine salonlarda toplanılacak, mumlar yanacak, karanfiller konacak. Uğur Mumcu’ nun esaslı sözleri, en güzel devrim şiirleri okunacak, O’ nun için yazılmış türküler söylenecek, Ankara’ nın taşına, gözlerinin yaşına bakılacak Ruhi Su’ nun bas bariton sesiyle.

 

Yine bir süreliğine salonlardaki insanlar “Mustafa Kemal’ in Askerleri” olacak. Ve yine bir süreliğine Türkiye laik olacak ve bundan böyle de laik kalacağı haykırılacak. Gazi Kemal uyanacak, şu feleğin işine bakılacak.

 

Daha sonra salonlar boşalacak ve salonlardaki insanlar kentin sokaklarına dağılacak. Dağılan insanlar yoksul bacalardan tüten, devletin dağıttığı kalitesiz kömürden çıkan karbonmonoksitli dumanı soluyacak.

 

Herkes üstüne başına bakacak, üzerlerinde üniforma olmadığını fark edecek. Ama yine o aynı herkes nedense, fantastik bir şekilde “Mustafa Kemal’ in Askerleri” olmayı düşlemek yerine, gerçekte “Mustafa Kemal’ in Sivilleri” olması gerektiklerini anlayamayacak, sorgulamayacak.

 

Neden öldürüldü Uğur Mumcu?

 

Bunu anlayabilmemiz için bugünü de yorumlamak zorundayız. Bugün Türkiye’ de olgunlaştırılan kimlik temelli içsavaş şartlarını değerlendirmek zorundayız. Bugün barış, demokrasi, eşitlik diyen herkesin üzerinde başlatılan cadı avını görmeden, “Uğur Mumcu neden katledildi?” sorusunun cevabını bulamayız.

 

Hatırlayın, Mumcu Suikastı 1993’ de oldu. Doksanlı yıllar! Güneydoğu’ da kayıplar, faili meçhuller ve terörün en yoğun yaşandığı yıllar. Hangisinin devlet adına, hangisinin PKK adına işlendiğini bugün hala bilemediğimiz cinayetler, köy yakmalar, sürgünler. Askeri üniformalı teröristler ve terörist görünümlü askerler. Her şeyin karmakarışık olduğu ve görünen tek gerçeğin kan ve ölüm olduğu yıllar. Devlet için kurşun yiyeninde, kurşun sıkanında şerefli olduğu, böyle düşünmeyen herkesin şerefsiz olduğu, İbrahim Şahin’ li, Mehmet Ağar’ lı, Yeşil’ li, kontrgerillalı yıllar.

 

Adım adım yaklaşan, Amerika’ nın Irak işgalinin öncesinde yeniden planlanan Ortadoğu senaryosunu göremediğimiz yıllar. Türkiye’ nin; demokratik, herkesin barış içinde yaşayacağı bir ülke olmayı hedeflemek yerine yapay bir şekilde oluşturulan çarpık bir “İrtica geliyor” kaygısı ile 28 Şubat’ ı getiren yıllar. Madımak’ ın yakıldığı, misillime olsun diye Başbağlar’ ın basıldığı, yakıldığı yıllar.

 

Uğur Mumcu’ nun ekranlarda gezen katillerini, İran’ da aradığımız yıllar.

 

İşte tam da bu yıllarda bir aydın aracına bomba konarak öldürülüyor. Neden öldürüldüğü üzerine düşündüklerimiz, yıllardır O’ nun için yaptığımız anmalarda konuştuklarımız ne kadar gerçek?

 

Uğur Mumcu, Atatürkçü olduğu için mi öldürüldü?

 

Ya da cumhuriyet, laiklik önemlidir dediği için mi öldürüldü?

 

Elbette hayır!

 

Uğur Mumcu, Türkiye bugün yaşadığı sıkıntıları yaşayabilsin diye öldürüldü.

 

Uğur Mumcu sadece bir araştırmacı gazeteci değildi. Ancak hem gazetecilik birikimi hem de, inandığı siyasal değerler üzerinden öngörüler geliştirdiği, bu öngörülerden yola çıkarak haklılık payı yüksek önemli tezler ortaya koyduğu için katledildi.

 

Şimdi Ortadoğu’ da yaşanan savaşa ve bu savaşın Türkiye’ ye yansıyan boyutuna baktığımızda Doksanlı yılların yanlış tahlillerinin eserlerini maalesef acılar içinde görüyoruz. Uğur Mumcu bu tahlillerin yanlışlığını vurguladığı ve yerine doğru denklemler kurmaya çalıştığı için öldürüldü.

 

Kürt siyasetinin açmazlarını ve bu açmazlardan doğan boşluğa yerleşmek amacıyla yeşertilen tarikat ve mafya örgütlenmelerini öngördüğü için öldürüldü.

 

Geldiğimiz noktada miting meydanlarında elde Kürtçe Kur-an gezdirenler ve sonrasında akademisyen kanıyla duş almak isteyen adamlar türedi.

 

İşte bu anlayışın eseridir; Sur, Cizre, Nusaybin, şehitler, cenazesi kaldırılamayan çocuklar kadınlar.

 

Uğur Mumcu’ yu sevgiyle saygıyla analım, ama bunun yanında barış için vicdanla demokrasi için de bilinçle analım, anlayalım.

 

Yorumlar

yorum