Burhaniye Aksoy ve Mumcu’yu unutmadı

Adalet ve Demokrasi haftası etkinliğinde Prof. Muammer Aksoy ve Gazeteci Uğur Mumcu anıldılar. İlk tören Burhaniye uğur Mumcu Bulvarı girişinde Uğur Mumcu Maskı önünde yapıldı. Anma törenine katılanlar ilk olarak ellerinde ki kırmızı karanfilleri maska bıraktılar. Burada yapılan basın açıklamasını ÇYDD Derneği Başkanı Av. Erman Pazarbaşı yaptı. Pazarbaşı” Tarih 21 Ocak 1993… 23 yıl önce […]

Burhaniye Aksoy ve Mumcu’yu unutmadı

Adalet ve Demokrasi haftası etkinliğinde Prof. Muammer Aksoy ve Gazeteci Uğur Mumcu anıldılar.

İlk tören Burhaniye uğur Mumcu Bulvarı girişinde Uğur Mumcu Maskı önünde yapıldı. Anma törenine katılanlar ilk olarak ellerinde ki kırmızı karanfilleri maska bıraktılar. Burada yapılan basın açıklamasını ÇYDD Derneği Başkanı Av. Erman Pazarbaşı yaptı.

Pazarbaşı” Tarih 21 Ocak 1993… 23 yıl önce bugün…
Yazdığı kitaplarla, makalelerle, yaptığı gazetecilikle, her zaman gizli kalmışı aydınlatmaya çalışan, içinde yaşadığı topluma sevdalı olduğu için, kendini o toplumu aydınlatmaya adayan ve bunun için de korkusuzca gerçeği arayan ve gerçeği bulduğunda da yine korkusuzca bu gerçeği ifade eden, “sakıncalı piyade” Uğur Mumcu; Ankara’da hain bir suikasta kurban gitti. Ölümü, yaşamının antitezi gibiydi. Hep açıktan yaşadı; korkmadan, saklanmadan, karanlık odaklarla iş çevirmeden, yazdığının altına korkusuzca ve mertçe imzasını atarak yaşadı; ama ne hazin ki; haince bir bombalı tuzağın kurbanı oldu. Onu öldürenler, ölüm emrini verenler karanlıklardaydı; çünkü gizli kalması gerekenlerdi onlar; Uğur Mumcu ise yaptıklarıyla ve yazdıklarıyla mutlaka ortadan kaldırılması gereken biriydi. Ve ortadan kaldırılması da onun arkasından gelebileceklere ibret vesikası olmalıydı. O yüzden haince ve gaddarca öldürüldü.
Atatürkçüydü Mumcu, inadına laik, inadına özgürlükçüydü. Antiemperyalist idi. Atatürkçülüğü de “sömürü” Atatürkçülüğü değildi; sorgular, eleştirir ve her zaman doğruyu bulmaya çalışırdı. Atatürkçü aydınların içinde yakın Cumhuriyet tarihimizi tartışmaya açan ilk aydınlardandı. Sözde, Atatürk adına hareket eden ama kendi iktidarları için küresel emperyalizmle kol kola girebilecek kadar gözü dönmüş olan karanlık odakları ortaya çıkarmak için elinden geleni yaptı. “Siyasal İslam”ın tehlike olabileceğine ilk dikkat çekenlerdendi; terör örgütleriyle devletin karanlık ilişkilerinin üzerine hiç çekinmeden ve korkmadan gitti.
Ve bu gerçeği aramaya ve ortaya çıkarmaya duyduğu derin tutkunun; Atatürkçülüğü’nün ve antiemperyalist tavrının bedelini 21 Ocak 1993’te aracına konan bombayla ödedi.
Ölümü ülkemizde esaslı bir şok dalgası yarattı. Dönemin politikacıları art arda açıklamalar yaptı; katillerin mutlaka yakalanacağını söylediler durdular.
Ama 23 sene sonra hala Mumcu’nun katillerini bilmiyoruz. Ancak Uğur Mumcu’nun mirası hala yaşıyor. İnadına Atatürkçüyüz, inadına antiemperyalistiz. Ve gerçeğin hala orada bir yerde olduğunu biliyoruz. Ve Uğur Mumcu’nun ardında bıraktığı “bir keskin kalem, bir kırık gözlük” hatırasına sahip çıkacak “yürekli yiğitler”in biz olduğumuzun bilincindeyiz.
Hepimiz Uğur Mumcu’yuz, hepimiz Atatürkçü’yüz!” dedi.

Uğur Mumcu maskı önünde yapılan basın açıklaması sonrası Adalet ve Demokrasi Haftası anma etkinliği Reha Yurdakul Konferans salonunda devam edildi.

Reha Yurdakul Konferans salonunda saygı duruşu ve istiklal marşının okunması ile başlayan programda ilk konuşmayı Burhaniye ADD başkanı Güler Akıncı Yaptı. Akıncı” Bugün cumhuriyetin Atatürk devrim ve ilkelerinin ödünsüz savunucuları, Anti-emparyalist, tam bağımsızlıkçı, yurtsever aydınlarımızdan prof. Dr. Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu’yu anıyoruz. İslamcı bir örgüt tarafından, tesettür konusunda İslam’a karşı aldığı tavrı gerekçe gösterilerek, 31.Ocak.1990 yılında evinin önünde katledilen Prof. Dr. Muammer Aksoy’un cenazesinde, resmini en önde taşıyan, kısa bir süre sonra aynı kaderi paylaşacak olan Uğur Mumcu’ydu. Atatürkçü aydınlara yönelik ilk siyasi cinayetin faili olan Muammer Aksoy, emperyalizmin Türkiye’yi bölüp parçalama planlarını masaya getirildiği, palazlanmış şeriatçı hareketin dişlerini gösterdiği, Türkiye’nin Atatürk ilkelerinden saptırılmakta olduğu dönemde Atatürkçü Düşünce Deneğini kurmuştu. 8 Ay sonra da katledildi. Tam bağımsız ve laik bir Türkiye ideali için canı pahasına savaşım veren Prof. Dr. Muammer Aksoy’u 1990 yılında Uğur Mumcu’yu ise 1993 te katleden karanlık güçlerin aslında yok istedikleri aydınlar nezdinde Kemalizm’in mücadeleci özüydü. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk, emperyalizme karşı direnerek, sonuna kadar mücadele ederek zafer kazanmış bir önderdi. Kurtardığı ülkesinin kuruluşunda asıl hedefi modern, çağdaş bir cumhuriyet ve bu cumhuriyette yaşayan bağımsız, laik, demokratik çağdaş bir toplumdu. Bir toplumda adalet ve demokrasinin yeşerebilmesi için ancak haksızlığa, hoşgörüsüzlüğe, baskılara, dayatmalara direnen ve bunlarla mücadele edebilen yurttaşların çoğalması ile mümkündür. Uğur Mumcu katledildiği 1993 yılından bu yana adalet ve demokrasinin kurumsallaşması için tüm bakılara, dayatmalara ve haksızlığa karşın suskun kalmayan, mücadele eden ve direnen aydınlar ve demokratik kitle örgütlerince, 31 Ocak 1990 da katledilen Prof. Dr. Muammer Aksuy ile 24 Ocak.1993 yılında katledilen Uğur Mumcu’nun ölüm yıldönümlerini belirleyen 24-31 Ocak günleri arasındaki haftanın Adalet ve Demokrasi haftası olmasına karar verilmiştir. Burhaniye’deki demokratik kitle örgütlerinden, bileşenleri ADD. ÇYDD, ve Eğitim-İş olan Cumhuriyet platformu olarak Adalet ve Demokrasi Haftasında, güç odaklarına karşı savunmayı göze alan bir kalemi, bir basın emekçisini, CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel’i konuk ediyoruz.

Atilla Sertel 1956 Eskişehir doğumlu. Ege Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitiren Atilla Sertel meslek hayatına 1979 yılında Milliyet’te başladı. daha sonra sırasıyla Güneş, Yeni Asır, Hürriyet gazetelerinde muhabir, istihbarat şefi ve haber müdürü olarak sürdürdü. Daha sonra Gözlem Gazetesi’nde Haber Müdürü, Gazete Ege’de Yazı İşleri Müdürü olarak çalıştı ve emekli oldu.

Atilla Sertel, yedi yıl süreyle Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyeliği ve Başkan Yardımcılığı yaptı. 26 Mayıs 2009 tarihinde de başkan seçildi. 27 Eylül 2009 tarihinde de Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanlığına seçildi. Meslektaşı Ziynet Sertel’le evli olan Atilla Sertel’in Özmen Serdar Sertel ve Mustafa Sertel adında iki oğlu var. Sayın vekilimizi mikrofona davet etmeden önce söyleşimize katılımız için teşekkür ediyor, hepinizi Uğur Mumcu’nu 1974 yılında yazdığı şu sözler ile, sevgi ve saygıyla selamlıyorum.Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma karşı işlenmiş bir suçtur. Bu bilinci paylaşmak ve bu sorumluluğu yerleştirmek zorundayız. Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci, özgürlüğün de demokrasinin de tek güvencesidir. Bu güvence sağlanmadıkça, demokrasinin temeline bir tek taş bile konmuş olamaz. Unutmayalım ki” cesur bir kez, korkak ise bin kez ölür” önemli olan, insanın böyle bir toplumda ”mezar taşı” gibi suskunluk simgesi olmamasıdır” dedi.

Güler Akıncının konuşmasında sonra İzmir Milletvekili Atila Sertel” Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu’nun kişiliklerini ve demokrasi mücadelesinde harcadıkları emeklerinden bahsetti. Bugün Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu’yu katlederken hala yaşıyor ve yaşatılıyor olacaklarını bilmiyorlardı.  Atila Sertel Uğur Mumcu’yu anmaktan öte anlamak gerektiğini dile getirerek, “Onu gerçekten anlarsak Türkiye’nin temel sorunlarının çözülmesini sağlayabiliriz” uğur Mumcu bugüne kadar 24 kitap yazmış aydın ve araştırmacı bir gazeteciydi. Karanlık güçler aydınları katlederek halkın bilinçlenmesinin yanında cahil kesime de korku ve gözdağı vermeleriydi. Ama bugün burada daha çok aydın daha çok demokrasi mücadelesinde suskun kalmaycak insanlar olacağını bilmiyorlardı diyerek Uğur Mumcu ile söyleşisine devam etti. Şenol Torlak

Yorumlar

yorum