Kalpaksız Kuvvacı

Bu hafta Kalpaksız Kuvvacı Uğur Mumcu’nun haince katledilmesinin 22.yılı. Bundan dolayı bu haftaki sohbet konumuz Uğur Mumcu ve onun fikirleri üzerine olacak. Uğur Mumcu ülkemizin yetiştirdiği ender kalemlerden biriydi. Onun susturulması  ülkenin bazı yerlere sürüklenmesi için olmuştur.Önce Uğur Mumcu’nun kısa hayatına bakalım. Uğur Mumcu 1942 yılında Kırşehir’de dünyaya gelmiştir. Annesi Nadire Hanım, babası Tapu Kadastro memuru […]

Kalpaksız Kuvvacı

Sinan KahyaoğluBu hafta Kalpaksız Kuvvacı Uğur Mumcu’nun haince katledilmesinin 22.yılı. Bundan dolayı bu haftaki sohbet konumuz Uğur Mumcu ve onun fikirleri üzerine olacak. Uğur Mumcu ülkemizin yetiştirdiği ender kalemlerden biriydi. Onun susturulması  ülkenin bazı yerlere sürüklenmesi için olmuştur.Önce Uğur Mumcu’nun kısa hayatına bakalım.

Uğur Mumcu 1942 yılında Kırşehir’de dünyaya gelmiştir. Annesi Nadire Hanım, babası Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey’dir. Aslen Ankara’lıdırlar.Uğur Mumcu ilkokulu,ortaokulu ve liseyi Ankara Bahçelievler Deneme Lisesinde bitirmiştir.Daha sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine girmiştir.Burada öğrenciyken 1962 yılında  yazdığı “Türk Sosyalizmi” isimli makalesi ile Yunus Nadi ödülünü almıştır.Makalesi Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmıştır.Bu yazısı ile dikkatleri üzerine çekmiştir.1965 yılında Hukuk Fakültesini bitirir.1969-1972 yılları arasında kendi okulunda asis tan olarak çalışmıştır.12.Mart döneminde bir yazısında “Ordu uyanık olmalı” dediği için  mahkemeye verilir.Mahkeme kendisini suçlu bularak 7 yıl hapis cezası verir ve hapse atarlar.Yargıtay cezayı bozunca serbest kalır ve dışarı çıkar.Bu arada bir yıl hapis yatmış olur.Hapisten çıkınca askere gitmek ister.1972-1974 yılları arasında askerliğini yapar.Fakat  sakıncalı görüldüğünden yedek subay olması gerekirken er olarak askerlik yaptırılır.Ağrı Patnos’ta askerliğini yapar.Askerlik dönüşü “Sakıncalı Piyade” isimli kitabını yazar.Bu arada Yeni Ortam gazetesinde çalışmaya başlar.1975 yılında Cumhuriyet gazetesine geçer ve Gözlem başlıklı  köşe yazıları yazmaya başlar.Öldürülünceye kadarda yazar.Ölümünden sonra Cumhuriyet gazetesi Gözlem köşesini bir müddet boş yayınladı.

Türkiye’de araştırmacı gazetecilik alanında bir çığır açmıştır. Onun araştırmaları  ülkeyi yönetenlerin gizli ilişkilerini ortaya çıkarmıştır.12 Eylül’den sonra ülkeyi yönetenlerin yanlış işler yaptıklarını hep onun kaleminden öğrendik.Avrupa’daki  Diyanete bağlı imamların maaşlarının Rabıta örgütü tarafından verildiğini o duyurdu.Tarikat,ticaret ve siyasetin arasındaki bağları da o öğretti.Son olarak ta bölücü örgütün dış bağlantıları üzerinde yazılar yazmaya başlamıştı.Gazetedeki köşesinde her gün yazılar yazark en  bir de ayrıca araştırma kitapları yayınlıyordu.Bir gece bir televizyon  programında  tutucu birisi ile tartışırken ne istediğini soran sunucuya  “Ankara’nın taşına bak” türküsünü istedi.Türkü çalındı.Daha sonra cenazesinde bu türkü binlerce insan tarafından seslendirildi.Bu türkü onun simgesi oldu.Bu programda kendisini Kalpaksız Kuvvacı olarak tanımladı.Çünkü Büyük Ata kalpağını çıkarmış ve onun yerine şapka giymişti.Artık kalpaksız kuvvacı idik.O yılmaz bir Atatürkçü idi.

1993 yılı ülkemiz için bir karabasan oldu. Ocak ayı içinde ülkede bir sıkıntı vardı ve bazı olaylar bekleniyor gibiydi.24.Ocak.Pazar günü arabasına yerleştirilen bir bomba ile bedeni yok edildi.Bomba arabanın marşına bağlanmıştı.Evi karakola yakındı.Araba paramparça oldu.Parçalar hızla toplandı.Soruşturma açıldı ama cinayet tam olarak aydınlatılmadı.Hala kamu bu cinayet hakkında tam bilgiye sahip değildir.Cenazesine milyonlar katıldı.Göz yaşları sel oldu.Selda Bağcan’ın seslendirdiği “Uğurlar olsun” isimli  şarkı yakıldı.1994 yılında eşi Güldal Mumcu tarafından “Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı” kuruldu.Bu vakıf onun eserlerine topluma tanıtmaya çalışmaktadır.Uğur Mumcu toplumun belleğinde bir simgedir.Onun “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” sözü  hepimiz için bir şiardır.

Ruhu şahendesi şad olsun.Işıklar içinde yatsın.

Aynı yıl felaket haberleri bitmedi. Nisan ayı içinde Orgeneral Eşref Bitlis uçağı düşürülerek şehit edildi.Eşref Paşa bazı dostlarımızın isteklerine karşı geliyordu.Aynı yılın 2.Temmuz günü bu sefer Sivas’ta Madımak oteli ateşe verilerek yakıldı ve 36 aydın yok edildi.Tüm bunlar ülkemizi bazı uçurumları yöneltmek için yapılmış hamlelerdir.Yetişmiş aydın insanlarımızı bu şekilde maalesef kaybettik.Oysa bu topraklar kolay kolay aydın yetiştirmiyor.Güç yetiştirip kolay kaybediyoruz.Saygılarımla.

 

 

Yorumlar

yorum