BU BİR SOYGUNDUR

Hepimiz filmlerde görmüşüzdür, başına kadın çorabı geçiren adam tabancayı veznedara doğrultur; “bu bir soygundur” der ve soyguna başlar. Emperyalist ülkelerin sömürge devletleri vardı. Doğrudan sömürge devletin varlıkları büyük emperyalist devletlerin kasasına giderdi. Şimdi sömürge devletler yok ama sömürü devam ediyor. Ama nasıl? Çokuluslu büyük şirketler veya ŞİRKETLER BİRLİĞİ (konsorsiyum) vasıtasıyla. Ülkelerin en kazançlı kurumları özelleştirilip […]

BU BİR SOYGUNDUR

Hepimiz filmlerde görmüşüzdür, başına kadın çorabı geçiren adam tabancayı veznedara doğrultur; “bu bir soygundur” der ve soyguna başlar.

Emperyalist ülkelerin sömürge devletleri vardı. Doğrudan sömürge devletin varlıkları büyük emperyalist devletlerin kasasına giderdi.

Şimdi sömürge devletler yok ama sömürü devam ediyor. Ama nasıl? Çokuluslu büyük şirketler veya ŞİRKETLER BİRLİĞİ (konsorsiyum) vasıtasıyla. Ülkelerin en kazançlı kurumları özelleştirilip bu oluşumların eline geçiyor, tekelleşiyor ve istesen de istemesen de sömürge devam ediyor.

Şirketler kar amaçlıdır. Para kazanmak için ne gerekiyorsa yapması doğaldır. Asıl sorgulanması gereken, amacı halkına hizmet etmek olan iktidarların ülkelerinde o büyük şirketlere tanıdıkları ayrıcalıklardır.

BU BİR SOYGUNDUR

Günümüzde bütün insanların, köylüsü kentlisi, zengini fakiri herkesin kullanmakta olduğu ve asla vazgeçemeyeceği ELEKTRİK konusunu ele alalım.

Ben ortaokula gittiğim yıllarda köyümüze elektrik gelmişti, 70’li yıllarda.  O zaman devletin kurumuydu TEK, yani kendimizindi bir bakıma. Köylü imece usulü evinin yanında dikilecek elektrik direğinin çukurunu kendisi kazmıştı, bir kuruş beklemeden. Bende bir çocuk olarak babamla beraber kazdığımızı anımsıyorum.

Yıllar geçti, anarşi bahanesi ile 12 Eylül darbesi, 24 Ocak kararları, Turgut Özal, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Recep tayip Erdoğan ve günümüz Ahmet Davutoğlu iktidarları.

12 Eylül sonrası bu iktidarlar dönemlerinde Özelleştirmelerin ardı arkası kesilmedi. Sata sata bitiremediler. Ocağımıza incir ağacı dikecekler.. Dikecekler ama o ağaç incir vermeye başlarsa onu da satarlar.

İktidardakiler hep vesayetten şikâyet ettiler. Cumhuriyetin vesayeti ile uğraşa uğraşa vatandaşın tepesine çeşit çeşit vesayetler ördüler. YÖK, EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu), TMSF vb… kurumlar oluşturularak vatandaş çeşitli kollardan baskı altına alınmaya başlandı. El konan bankalar, tv.ler, gazeteler. Bilimden uzaklaştırılan üniversiteler….

Konumuza dönecek olursak EPDK, özleştirilen elektrik ve dağıtım şirketlerinin çalışma prensiplerini planlamaya başladı.  Bu şirketlere çeşitli kolaylıklar ayrıcalıklar tanındı.

Vatandaşa elektrik faturaları gelmeye başladı. Şikâyet şikayet üstüne. Son gelen faturaları incelediğimizde vatandaşa tek fatura da 4 çeşit bedel ödettirildiğini görüyoruz. Enerji tüketim bedeli, dağıtım bedeli, enerji fonu, TRT payı. Tüketim bedelini anlayabiliyoruz ama diğerleri? Benim kendi diktiğim elektrik direği üzerinden evime elektrik veren kurum birde tutmuş benden dağıtım bedeli diye tekrar tekrar para talep ediyor. TRT’yi izlemek zorunda mıyım, izlemiyorum da ama TRT’ye para ödüyorum. Bu nasıl adalet.

elektirk faturası

Köylüler ise iki kere soyuluyor,   yukarıda açıkladığımız soygunun yanında köylü vatandaşlar her yıl ayrı bir soyguna tabii tutuluyor elektrik faturalarıyla. Şehir merkezlerinde sayaçlar her ay düzenli okunuyor. Köylerde ise iki ayda bir. Yani şehirde oturanlar azar azar fatura öderken köylüler katlamalı birikimli ödüyor. Her yılın son okuma zamanı gelince KASIM ayında okunmuyor. Yeni yıl girince ocak ayının sonuna doğru okunuyor. Tabii tarifeler zamlandı yeni tarifeden. Hem de 4-5 aylık toplu olarak. Vatandaş nasıl ödeyecek? Aylık okunsa 5 ayda 5 kerede deyeceği faturayı bir kerede topluca ödemesi gerekiyor. Köylü vatandaş zamlı tarifeye mi üzülsün, yoksa maaşının yarısını belki de tamamını elektrik faturasına ayırmasına mı? Vatandaş maşını elektrik faturasına yatırırsa kendisine ne kalacak?

Evet bu bir soygundur. Vatandaş bu soyguna dur diyecek yetkili arıyor. Özellikle de İKTİDAR kanadından. Tabiî ki “Başkanlık” “mes-eleisi”nden fırsat bulabilirlerse!….

 

Hüseyin EROĞLU

 

Yorumlar

yorum