İRFAN MERKEZLERİ Mİ, CEMEVLERİ Mİ?

Bıkmadan ve usanmadan iktidara geldikleri günden beri Alevilerle uğraşmaya ve Aleviliği asimile edebilmek için, çeşitli senaryolar üretmeye çabalayan AKP iktidarının, son günlerde Alevilerin tarihsel süreç içinde yarattığı, demokratik Alevi örgütlülüğü ile bunun bir üst boyutu olan Cem evlerini toplumun gözünde itibarsızlaştırıp, bunların yerine kendisinin kurduğu “irfan evleri” adlı kurumları geçirmek istiyor. AKP hükümetinin Alevilere biçtiği […]

İRFAN MERKEZLERİ Mİ, CEMEVLERİ Mİ?

İbrahim KızılerBıkmadan ve usanmadan iktidara geldikleri günden beri Alevilerle uğraşmaya ve Aleviliği asimile edebilmek için, çeşitli senaryolar üretmeye çabalayan AKP iktidarının, son günlerde Alevilerin tarihsel süreç içinde yarattığı, demokratik Alevi örgütlülüğü ile bunun bir üst boyutu olan Cem evlerini toplumun gözünde itibarsızlaştırıp, bunların yerine kendisinin kurduğu “irfan evleri” adlı kurumları geçirmek istiyor. AKP hükümetinin Alevilere biçtiği bu kefeni, Aleviler giyecek mi?

Devlet yönetmek bir sanattır. Ezilen sınıfın önderleri, devleti yönetenlerin mantığının nasıl çalıştığını anlamaları için, devlet yönetme sanatı üzerinde yazılan eserleri incelemeleri gerekir diyor ve devam ediyor Rıza Aydın.

“Ezilenlerin Pedagojisi” adlı kitabında, devleti yönetenlerin politikalarını inceleyen Paulo Freire şöyle diyor: “Ezen azınlık bir çoğunluğa boyun eğdirdiği ve egemen olduğundan, iktidarda kalmak için çoğunluğu bölmek ve bölünmüş halde tutmak zorundadır. Azınlık kendine halkın birliğini hoş görme lüksünü tanıyamaz; çünkü bu, hiç kuşku yok ki hegemonyasına ciddi bir tehdit demek olurdu. Dolayısıyla, ezenler, ezilenlerde biraz olsun birleşme ihtiyacı uyandırabilecek her tür eylemi tüm araçlarla (şiddet dâhil) önlerler. Birlik, örgütlenme ve mücadele gibi kavramlar derhal tehlikeli olarak damgalanır. …”

Yani devleti yönetenler, halkın çiçek, böcek yüzünden dahi olsa birlik oluşturmasını istemezler, birleşen halkın ilerde kendilerinden başka haklar da isteyeceğinden korkarlar. Bunun içinde, halk içinde gelişen, halkın birleşmesine yönelik olan eğilimlerini engellemeye çalışırlar. Bu günlerde AKP hükümetinin, Alevilerin demokratik dernekler şeklinde örgütlenip, Cem evleri etrafında birleşmesi karşısında, bunu parçalamak için ileri sürdüğü “irfan evleri” adı ile geliştirilen politika da, özünde Alevilerin cem evleri etrafında birleşmesini engelleme projesidir. Bunun daha iyi anlaşılması için süreci kısaca anlatmamız gerekir.

Bir zamanlar Alevilerin, Alevi adıyla dernek kurmaları yasak olduğu için, Aleviler de kendileri ile özdeşleşmiş olan Hacı Bektaş Veli, Pir Sultan Abdal gibi önderlerinin adıyla dernekler kurdular. Avrupa Birliği sürecinin de etkisiyle, belirgin bir hukuk mücadelesi verilerek, Alevi adıyla dernek kurma hakkı alınınca, “Hacı Bektaş Veli Dernekleri” adını değiştirip Alevi Kültür Derneği oldu. Bu derneklerin Türkiye’nin bütün illerinde ilçelerinde şubeleri açıldı. Sonra bu dernekler birleşerek Alevi Bektaşi Federasyonunu (ABF) oluşturdular. Ardından Avrupa’da oluşan cem evlerini de kendilerine örnek alarak, Cem evleri kurmaya başladılar. Cem evleri Alevilerin birlikteliklerinin somut ifadesi haline geldi.

Birleşen Alevi dernekleri hükümetlerden, “Diyanet İşleri Başkanlığının lağvedilmesi”, “Cem evlerinin ibadet yeri olarak kabul edilmesi”, “Zorunlu din derslerinin kaldırılması”, “nüfus cüzdanlarından din hanesinin çıkarılıp herkese eşit yurttaş muamelesi yapılması”, Madımak otelinin müze olması gibi sosyal haklar istemeye başladı. Ülkemizde yaşanan katliamlar karşısında Alevi inisiyatifi altında tavır koydu. Bu sosyal hak talepleri, Alevilerin birliğinin nişanesi olarak, Cem evlerinin Alevilerin ibadet yeri olarak kabul edilmesi isteğinde birleşiyordu. İşte bunun üzerine hükümet, Alevi örgütlülüğünün gücünü kırıp, onları zayıflatmak için adımlar atmaya, toplumun sosyal dokularıyla bu anlamda oynamaya başladı.

Bu gelişmelerden sonra önce Alevi kitleyi etnik temelde bölmek için girişimler başladı; bence “Türk Aleviliği”, “Kürt Aleviliği” tezlerinin savunulup, bu temelde örgütlemek için derneklerin kurulması, Alevilerin birliğinin parçalanmasına yönelik atılan adımlardı. Şimdi hükümet yeni bir atağa geçip, “İrfan evleri” adı altında, Anadolu Alevi coğrafyasında hiç olmayan, adı benzeri görülmemiş bir olguyu yaratmaya başlıyor. Hükümetin “İrfan evleri” adı altında yapmaya çalıştığı nedir bununla ne murat ediliyor, onu iyi anlamamız gerekiyor.

Öncelikle (www.uniday.org/tr/) adresli internet sitesinden şu yazıya göz atmak yapılmak istenileni anlamamız bakımından gereklidir diye düşünüyorum.

IGMG (Islamische Gemeinschaft Milli Görüş e.V. )Gençlik Teşkilatı Üniversiteliler Başkanlığı, üniversiteye hazırlanan, yüksek öğrenim gören veya eğitimini tamamlamış olan gençlerin dinî, tarihî ve kültürel şuur ile mesuliyetlerinin farkında olmaları amacıyla çeşitli hizmetler sunmaktadır. Bunu yaparken, ilimle meşgul olan şahsiyetlerin bulundukları mekân ve zaman olgusu içerisinde kendi konumlarını tanımlamalarını hedeflemiştir.

Üniversiteli gençlerin, İslamiyet’in sağladığı farkındalıkla zamanı olduğu gibi kavrayarak fikir ve teklifler sunabilecek yeterlilikte olmaları yolunda Üniversiteliler Başkanlığı çeşitli imkânlar sunmaktadır. Bu bağlamda ilim taliplerinin dikkatini hikmet alanına çekmeyi ve hikmete mazhar olmak isteyenlere yol göstermeyi kendine vazife addetmekte, bu doğrultuda faaliyetler gerçekleştirmektedir. Ufuklarını sadece üniversite eğitimi ile uzmanlaşılan alanla kısıtlamayan, yaşadığı toplumda söyleyecek bir sözü olan, topluma ciddi anlamda fayda sağlayabilen, sorumluluklarının farkında olan, gaye ve vizyon sahibi nesillerin oluşmasını sağlamak birimin ana hedeflerindendir.

Çalışmalarını bir komisyon yönetiminde gerçekleştiren Üniversiteliler Başkanlığı, Teşkilatlanma, Eğitim, Yurt ve Burs ve Dış İlişkiler birimleri ile, 34 bölgede 250 idareci ile lise eğitimlerini tamamlamış olan gençlere hizmet sunmaktadır. 3.500’ü bulan üye sayısı ile Üniversiteliler Başkanlığı, çalışmalarıyla 7.000 civarında üniversiteli ve akademisyene ulaşmaktadır.

İRFAN EVLERİ

İslam’da olduğu gibi birçok kadim kültürde de insan eğitiminde sadece talebenin aklına bilginin yüklenmesinden ziyade, o aklın bağlı olduğu ruh ve kalp de dikkate alınır. Bu anlayış zamanla yaygınlığını kaybetmiş, eğitim ve terbiye sadece akla hitap eden tek boyutlu bir süreç hâlini almıştır. İçinde yaşadığımız zaman ve bu zamanın yaygın eğitim müesseseleri ise insanın ruhi ve kalbî boyutunu ya tamamen ihmal etmiştir veya akla öncelik tanımıştır.

İrfan Evleri, ailelerinden uzak şehirlerde üniversite tahsili gören öğrencilere manevi ve güvenli bir ortamda bu eksikliğin karşılanması için özel bir imkân sunmaktadır. İrfan sohbetleri ve cemaat hâlinde yapılan ibadetler, kalbin arındırılmasına vesile olurken, farklı alanlarda yapılan okuma faaliyetleriyle talebelerin düşünce dünyalarına hitap edilmektedir.

Ayrıca yine ( www.irfanevleri.org) adlı henüz yapım aşamasında olduğu bildirilen internet sitesinde de “HOŞGELDİNİZ  “İrfan evlerimize üniversitenizin bulunduğu şehrin üzerine tıklayarak başvuruda bulunabilirsiniz” diye bir not bulunmaktadır.

Şimdi Alevilere ve Alevi dernek ve kurumlarına; Nedir bu “irfan evleri”, hükümet “irfan evleri” diye ne yapmak istiyor diye bir sormamıza gerek var mıdır? İrfan merkezi, nedir ve kime hizmet etmektedir. Yukarda açıkça bellidir.

Alevilerin İbadeti CEM, İbadethaneleri ise “İrfan Merkezleri” değil CEMEVLERİ’dir. Yapmak istediğiniz Alevilere hizmet ise, CEMEVLERİ’ne yasal statü tanıyın bu yeter. Atanmış dede ile yapılacak bir CEM bizim yolumuza ihanettir. Aşk ile.

Yazımızın kaynakları; www.politez.com internet sitesi, Rıza Aydın

www.irfanevleri.org adresli internet sitesi

www.uniday.org/tr/ adresli internet sitesi.

İbrahim Kızıler

Yorumlar

yorum