KUVVETLER AYRIMINDAN KUVVETLERİN UYUMUNA

Doğudaki çatışmalar sürat kesmeksizin devam ediyor. Her gün bölgeden çatışma haberlerinin yanında vatanı için çarpışan güvenlik elamanlarımızın şehit haberleriyle de karşılaşıyoruz. Bugün devam eden çatışmalar bildiğiniz gibi 7 Haziran seçimlerinde AKP’nin istediği oyu alamaması ve başkanlık için anayasa değişikliğini sağlayacak yeterli sayıda milletvekili çıkaramaması sonucunda terör örgütü ile yapılan görüşmelere son verilmesi, masanın devrilmesiyle başladı. […]

KUVVETLER AYRIMINDAN KUVVETLERİN UYUMUNA

Tamer KAYIKÇI

Doğudaki çatışmalar sürat kesmeksizin devam ediyor. Her gün bölgeden çatışma haberlerinin yanında vatanı için çarpışan güvenlik elamanlarımızın şehit haberleriyle de karşılaşıyoruz.

Bugün devam eden çatışmalar bildiğiniz gibi 7 Haziran seçimlerinde AKP’nin istediği oyu alamaması ve başkanlık için anayasa değişikliğini sağlayacak yeterli sayıda milletvekili çıkaramaması sonucunda terör örgütü ile yapılan görüşmelere son verilmesi, masanın devrilmesiyle başladı.

7 Haziranda bırakın başkanlığı elde etmeyi, meclis çoğunluğunu yitirilmesiyle beraber yasamanın tek partinin egemenliğinden çıkmasıyla oluşacak daha sağlıklı yapıda demokrasinin soluk almaya başlaması, yargının da üzerine düşen görevleri yapacağından korkulması sonucu meclis bilinçli olarak çalıştırılmadı.

Tabii bu durumda muhalefet partilerinin de sorumluluk paylarının olduğunu yadsımayalım.

Haziran seçimlerinden sonra masanın devrilmesi ve çatışmasızlıkların son bulmasıyla yaşanan gerilimden korkan halk korkunun esaretine kapılıp U dönüşü yaparak AKP’yi tekrar tek başına göreve getirdi. Gerilimden nemalandığını gören Kaçak Saray ve AKP yönetimi bu gerilimi daha da artırarak yapılacak baskın bir seçimle başkanlığı sağlayacak meclis çoğunluğunu ele geçirmeye çalışıyor.

Tutar mı peki?

Beş ayda oylarında yüzde 10’luk artış sağlayabildiyse ve şu an muhalefetin tüm kanatları kırılmış durumdaysa neden olmasın!

Kaçak Sarayda oturan kişi beni halk seçti, dolayısıyla ortada çift başlılıktan kaynaklan bir kaos var diyor ve bu kaosun çaresi olarak da başkanlık sistemini dayatıyor.

Dayattığı başkanlık sistemi de aslında başkanlık sistemi değil, her şeyin kendisinin iki dudağının arasına sıkışacak bir otoriter sistemin yasallaşmasını istiyor. Zaten içinde yaşadığımız durumda bunu fiili olarak yaşıyoruz.

Oysa kendisinin seçimle cumhurbaşkanlığına gelmesinin dışında kullanabileceği yetkilerde hiçbir değişiklik yok. 82 anayasasından bu yana kendinden önce göreve gelen 5 cumhurbaşkanıyla bu ülke nasıl yönetildiyse ve yönetimde bir kaos çıkmadıysa şu an devam eden aynı yetkilerle de çıkmaması gerekiyor.

Kendisinin 12 yıl süren başbakanlığı döneminde böyle bir sorundan hiç bahsetmemesi zaten dün söylediğiyle bugünkü söyleminin ne kadar çelişkili olduğunun da kendisi tarafından tespit edilmesidir.

O zaman bize dayatmaya çalıştığı başkanlık sistemiyle neyi amaçladığına bakmamız gerekir.

Mevcut anayasamızda kuvvetler ayrımı ilkesi var. Bununla yasama, yargı ve yürütme birbirini denetleme işlevi de görüyor. Dediğimiz gibi mevcut fiili durumda her ne kadar bağımsız olması gereken bu üç kurum şu an tek kişinin etkinliği altında olsa bile ani gelişecek bir oldu bittiyle fiili durum her an değişebilir ve kendisi açısından istenilmeyen sonuçlarla karşılaşabilir. Bu güvensiz ortamdan kurtulmak için de öne sürdüğü kuvvetler ayrımı yerine kuvvetlerin uyumu sistemi.

Kuvvetlerin uyumu ile yargıyı tamamen kendisin atadığı kişilerle şekillendirmeye çalışacak. Yasamayı istediği zaman yenileyebilecek. Yürütme de zaten kendisi olacağı için her üç kurumun da başında kendisi olacak.

Böyle bir sistem dünyanın hiçbir yerinde yok. Olamaz da zaten. Türk tipi başkanlık desek böyle bir sistemi Türk Milletine mal etmek de pek yakışık almayacak. Bu olsa olsa ancak Tayyip sistemi olur ki o zaman anlamakta zorluk çekmeyiz.

Tayyip Erdoğan başkanlık sistemi ile neyi amaçlıyor olabilir? Bu ülkeye gerçekten faydası olacağını bilseydi ve bir vatansever ruhu ile hareket etseydi bunu bugün değil siyasete atıldığı ilk andan itibaren, başbakanlık yaptığı uzun yıllar boyunca söylemesi gerekirdi. Oysa o dönemlerde tam zıddı açıklamalar yapmaktaydı.

Başkanlık sistemiyle kendisini ömür boyu iktidarın başında tutacak formülü geliştirmeye ve kendi iktidarları döneminde gelişen tüm hukuk dışı uygulamalardan bir gün olur da yargılanırsa kendini sıyırmaya çalışıyor. İktidarı yitirdiği ilk günden itibaren bunun gündeme geleceğini çok iyi biliyor ve bütün telaşı, korkusu bu yüzden.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum