MEHMET TÜM KÖRFEZ İLÇELERİNDE

Ayvalık, Gömeç, Burhaniye ve Edremit CHP ilçe örgütlerini ziyaret ederek, Partililerle ve yurttaşlarla bir araya gedi. Mehmet Tüm Kazdağının  UNESCO Kültür Mirası Listesine alınması için düzenlenen İmza Kampanyasına da katılarak yurttaşlardan kampanya için destek istedi.   CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, gezdiği ilçelerde partililerin görüş ve önerilerini dinledi ve kendiside gündeme ileşkin değerlendirmelerde bulunudu.   […]

MEHMET TÜM KÖRFEZ İLÇELERİNDE

Ayvalık, Gömeç, Burhaniye ve Edremit CHP ilçe örgütlerini ziyaret ederek, Partililerle ve yurttaşlarla bir araya gedi.

Mehmet Tüm Kazdağının  UNESCO Kültür Mirası Listesine alınması için düzenlenen İmza Kampanyasına da katılarak yurttaşlardan kampanya için destek istedi.

 

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, gezdiği ilçelerde partililerin görüş ve önerilerini dinledi ve kendiside gündeme ileşkin değerlendirmelerde bulunudu.

 

Mehmet TÜM, yaprığı değerlendirmelerde şu görüşlere yer verdi:

 

Büyükşehir yasası ile Mahalleye dönüştürülen ve mağdur edilen köyler belediye hizmetlerini yeteri kadar alamamaktadır. AKP Belediyeleri, her yer de olduğu gibi bu mahalleler arasında da ayrım yapmaktadır. Oy almadığı köylere hizmet vermemektedir. İnsanların 10 larca yıldır oturdukları deden- babadan kalma köy evleri yıkımla karşı karşıya kalmıştır. AKP  Belediyeleri özellikle Büyükşehir Belediyesi bu keyfi uygulamalardan vazgeçmelidir.

AKP Büyükşehir yasası ile insanların yaşamını zorlaştırıştır..

 

İktidara buradan sesleniyorum; 2016 yılı bütçesinde ve yatırım programında Balıkesir’e hak ettiği payı ayırın.Balıkesir’in sağlıktan kaynaklanan sorunlarını mutlaka giderin.  Balıkesir iline acilen bir bölge hastanesi inşaa edilmelidir.

 

Tüm bu çevresel sorunlara rağmen, hala bölgede TERMİK santral yapmayı planlayan AKP iktidarını uyarıyorum.  Halkın sağlığı ile geçimi ile oynamayın. Kaz dağları, İnsanlığın bize bıraktığı önemli, kültürel, ekolojik ve mitolojik mirastır.Dünyanın sayılı oksijen depolarından olan bu mitolojik ve coğrafi bölgemiz, Kimi rantçıların, onun siyasi ortaklarının hedefi olmuştur. Bölgede yapılan siyanürlü altın-maden aramaları doğayı tahrip etmektedir.

Ayrıca tüm derelere göz diken AKP iktidarı Kaz dağlarında 8 adet HES ve baraj inşaatı yapmayı planlamaktadır. Kaz Dağlarının bütün ekolojik özelliğini bozacak yok edecek bu çalışmalara asla izin verilmemelidir. Bu Doğa ve Kültür Mirası olan Kaz Dağları Mutlaka Dünya Kültür Mirası listesine alınmalıdır.

 

 

Ancak AKP nin izlediği politikalar ülkeyi öyle bir noktaya getirdi ki, biz konuşulması gereken sorunları konuşamıyoruz. Çünkü; eğer bir ülkede can güvenliği, yaşama özgürlüğü yoksa, ekonomiği konuşmak, işsizliği irdelemek çok anlam ifade etmiyor. Her gün ülkenin dört bir yanına giden şehit cenazeleri, ölen çocuklar, kadınlar yaşlılar, beyaz bayrakla  kaldırılana cenazeler, Toplumda var olan kutuplaşmayı duygusal kopuşu derinleştirmektedir.

Ne yazık ki; Ülkenin içinde bulunduğu bu kaos ortamı, can güvenliği sorununu öne çıkarmış, halkı bu sorun üzerine yoğunlaştırmıştır. Güvenlik Sorunu, Daha doğrusu Can güvenliği sorunu. Bu gün Türkiye Halkının içinde bulunduğu öncelikli sorun budur. Ülkenin büyük bir bölümünde eğitime ara verilmiş, okullar kapalı, sokağa çıkma yasağı aylardır devam eden şehirlerimiz var.  Kentler Kapalı ceza evine döndü.

 

DEMOKRASİ İLK SIRADA YER ALMAKTADIR.

Demokrasiyi eğer, kısaca seçilmişlerin, seçilmemişlerin hakkını hukukunu koruduğu bir rejim olarak ele alırsak, Bu Türkiye’de var mıdır ? Ne yazık ki yoktur. Türkiye 93.yıllık cumhuriyet, 65 yıllık demokrasi tarihinde, önemli deneyimlerden geçmiş ve bedeller ödeyerek çağdaşlaşma adına kimi kazanımlar elde etmiştir. Son 13 yılda elde edilen kazanımlar bir bir yok edilmektedir. Düşünce özgürlüğü konusunda hangi bedellerin ödendiğini iyi biliyoruz.

Peki, gelinen nokta ne? Gazetecileri içeri atılmış, aydınları susturulmuş, Akademisyenleri örselenmiş bir toplum. Evet, bunlar ne yazık ki daha bugün, dün, geçen hafta, geçen ay gibi kısa zaman dilimlerinde yaşandı.

 

TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER:

Demokrasilerin vaz geçilmezi kuşkusuz ki temel hak ve özgürlüklerin kavram olmaktan çıkıp uygulamaya geçme durumudur. Çağdaş toplumlar bunu başarmış ve uygulamaya sokmuştur.

İnsan Hakları evrensel beyannamesinin temel ruhu; İnsan olmaktan kaynaklanan doğal haklarımızdır. Temel Hak ve özgürlükler bu bağlamda ele alınmış ve tanımlanmıştır. Demokrasi ile yönetilen ülkelerin iktidarlarının asli görevi, tüm insanların bu haklardan eşit koşullarda yararlanmasını sağlamaktır. Bu özgürlükleri, tabana yaymaktır. Tabi ki bunun için öncelikle Hukuku tanımış olmanız, hukuka göre davranmanız gerekmektedir. Anayasası, Rafa kaldırılmış, Parlamentosu, bekleme odasına alınmış bir ülkede hukuktan söz etmek mümkün müdür? Hukuku sağlamak, Anayasal düzeni korumakla görevli iktidar, bizzat, anayasayı rafa kaldırarak suç işliyor. Ne yazık ki bu duruma başta anayasa mahkemesi olmak üzere, hiçbir anayasal kurum tepki vermiyor karşı çıkmıyor.

 

DIŞ POLİTİKA:

Peki ne oldu da Türkiye bu hale geldi. Komşularla sıfır sorun ilkesi ile ortaya çıkan AKP ,Neden Türkiye’yi komşu suz hale getirdi? Biraz geçmişe dönersek ; Arap baharı ile başlayan Ortadoğu’daki gelişmeler, AKP anlayışının, içinde beslediği, Osmanlıcılık hayalini  depreştirmiştir. Bölgede, AKP anlayışını egemen kılmak için, oluşacak yeni hükümetleri dizayn etme düşüncesi ile başlayan yanlış politika kaosun başlangıcı olmuştur. Desteklenen tabanı olmayan muhalif guruplar, ülkelerin içişlerine karışma cüretkarlığı, İsrail’le yaşanan polemik, İran’la olan rekabet Türkiye’yi bölgede yalnızlığa itmiştir. Bölgesel Aktör olacağız diye yola çıkan İktidar, Bölgesel yalnızlığa mahkûm olmuştur.

 

İÇ POLTİKA:

7 Haziranda ortaya çıkan seçim sonuçlarını AKP iktidarı hazmedememiştir. Dış politikayı Düşman yaratarak götüren AKP, İç siyasetteki yenilgisini, düşmanlar yaratarak geçiştirmek istemiştir.  İktidarın Övünerek ortaya attığı Barış süreci, birden bire derin dondurucuya konulmuş, çatışmalar bir savaş şiddetinde devam etmeye başlamıştır. 17/25 Aralık soruşturmasının açılmasını istemeyenler, gündemi değiştirmiş, ülkeyi yangın yerine kan gölüne çevirmiştir. Amaç iktidarı korumaktı ve öyle de oldu. Yani AKP kan dökerek iktidarını korudu. Bu konuda kendilerini” başarılı “sayabilirler.

Çatışma ortamını fırsat bilerek, kendilerinden olmayan her kesimi, düşman ilan ettiler. 13 yıldır yapışık ikizleri olan Cemaati, FETÖ terör örgütü ilan ettiler. Ülkede korkudan bir teröriste bir bardak su veren insanlar yardım ve yataklıktan yıllarca hapis yattılar Şimdi sormak lazım siz bunların ortağı değil miydiniz? En azından yardım ve yataklık yapmadınız mı? Hani sizin suçunuz nerde? Bu olaylara ses çıkaran konuşan hatta bununla ilgili düşünen, aydınları gazetecileri hatta sanatçıları tutukladılar, gözaltına aldılar, adeta bir korku imparatorluğu yarattılar.  Can Dündar ve Erdem Gül bunun son örneğidir. AKP nin ana korkusu 17/25 aralık dosyasını kapatmak, ve bu kaos ortamından yararlanarak kendi ifadeleri ile “Türk tipi “ bir başkanlık modeline geçmektir. Yani Seçilmiş bir Padişah yaratmak , 37. Padişah olarak Tayyip Erdoğan’ı tahta çıkarmaktır.

 

Peki bizler ne yapacağız. Kuşkusuz bu hukuksuzlukla, bu Faşizan anlayışla mücadeleye devam edeceğiz. Onlar rafa kaldırsalar da bizler hukuk içerisinde kalacağız. CHP olarak bütün arkadaşlarımız, gerek Parlamentoda gerekse, örgütlerimiz aracılığı ile kamuoyunda biz Bu Gerici faşist anlayışı mahkûm edeceğiz. Türkiye’yi konuşurken, iyi şeyler bahsetmek isterdim. Ancak Gerçekler ne yazık ki bu yönde. Can Güvenliğinin olmadığı bir ülkede ekonomi konuşmak, sosyal ve kültürel konuları ele almak ne yazık ki mümkün olmuyor. Dileğimiz, Barış’ın egemen olduğu, insanlarım geleceğe güvenle baktığı bir Türkiye Ortamının bir an önce sağlanmasıdır.”

 

Hüseyin EROĞLU

 

Yorumlar

yorum