Laiklik

Bu hafta sizlerle laiklik üzerine sohbet edeceğiz. Çünkü bu hafta laikliğin anayasaya girişinin 79.yıl dönümü. Önce laikliğin gelişmesine bir bakalım. Laiklik devlet yönetiminde din kurallarının geçerli olmaması demektir. İnsanlık tarihine bir baktığımızda ilk kurulan devletlerin din  kuralları etrafında geliştiğini görürüz. Devletler yıllar boyunca din adamları tarafından din kuralları ile yönetilmişlerdir. Bu durum din adamlarının da […]

Laiklik

Bu hafta sizlerle laiklik üzerine sohbet edeceğiz. Çünkü bu hafta laikliğin anayasaya girişinin 79.yıl dönümü. Önce laikliğin gelişmesine bir bakalım. Laiklik devlet yönetiminde din kurallarının geçerli olmaması demektir. İnsanlık tarihine bir baktığımızda ilk kurulan devletlerin din  kuralları etrafında geliştiğini görürüz. Devletler yıllar boyunca din adamları tarafından din kuralları ile yönetilmişlerdir. Bu durum din adamlarının da işine gelmiştir. Tarih içinde devlet yönetiminde hayatın dayatmasıyla akıl kuralları da uygulanmaya başlamıştır ki laikliğin uç vermesi böylece başlamıştır. Dünyevi kurallarla yönetilen devletler de dini bir kontrol mekanizması olarak kullanmayı benimsemişlerdir. Roma İmparatorluğu fethettiği yerlerin inancına karışmayarak laik bir yönetim uygulamıştır. Roma topraklarında Hıristiyanlık doğmuş ve daha sonraki yıllarda Roma’nın resmi inancı haline gelmiştir. Roma’nın resmi dini olduktan sonra başka dinlere yaşama olanağı bırakmamıştır. Zaman içinde diğer inançları ortadan kaldırmıştır. Ortaçağ’da ise devlet yönetimini tamamen ele geçirmiş ve kralları papa atar hale gelmiştir. Bu durumda bilimde dinin kontrolünde olduğundan gelişememiş ve toplumlar olduğu yerde saymıştır. Bilim adamları da bu dönemde pek çok baskıya maruz kalmıştır. Galile ve Kopernik bu bilim adamlarından en fazla bilinenleridir. Bu dönemde ise din adamları halka cennette arsa satışları yapmaktadır.

 

1789 yılındaki Fransız ihtilali sırasında din adamlarına karşı sert davranılmıştır. İhtilalden sonra laiklik ilkesi benimsenmiş ve devlet yönetiminde uygulanmaya başlanmıştır. Fransız ihtilalinden sonra diğer devletlerde laikliği benimsemişlerdir. Laikliğin Avrupa’da kabulünden sonra Avrupa ülkeleri  teknoloji  yönünden hızla gelişmiştir. İslam dini ise 7.y.y.da  Arabistan’da kurulmuştur. Kurulduğu anda devlet dini olmuştur. Kuran’ın Medine ayetleri devlet kuralları ile ilgili ayetlerdir.9.y.y.da ise İslam dünyasında Mutezile denilen bir akım ortaya çıkmıştır. Bu ekolün korunması ile Abbasiler döneminde İslam uygarlığı denilen uygarlık ortaya çıkmıştır. Bu ekol çok uzun süreli olmamış ve zaman içinde ortadan kaldırılmıştır. Onun yerine Maturidi ekolü benimsenmiştir .Bu ekol sayesinde de uygarlık bir nebze devam ettirilmiştir. Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethinden sonra Arap ulemasının İstanbul’a getirilmesi ile skolastik zihniyet devlet yönetiminde egemen olmaya başlamıştır. Bu durum ise Osmanlı’nın geri kalmasına neden olmuştur. Devlet  bu duruma çare aramış ve bunun için yıllar içinde bazı düzenlemeler yapmıştır. Ama sorunu iyi tespit edemediğinden çözememiştir.

Fransız ihtilali laiklik ilkesi ile Osmanlıyı da derinden etkilemiştir. İhtilalden etkilenen 3.Selim Nizamı Cedit diye bazı yenilikler yapmaya çalışmış ama bedelini canıyla ödemiştir. Onun yerine geçen 2.Mahmut devlet yönetimini akıl yoluna koyma konusunda oldukça önemli adımlar atmıştır. Bu adımlara yobazlar çok şiddetli tepkiler göstermişlerdir. Yobazların ağzına da bir parmak bal çalmayı ihmal etmemiştir. Tanzimat fermanı laikliğe giden ilk kilometre taşıdır. Daha sonra 1876 yılında kabul edilen ilk anayasada  devletin dini İslam’dır yazmasına rağmen  herkes inancında serbesttir ibaresi de konulmuştur. Fakat bu anayasa çok fazla yürürlükte kalmamıştır.1908 anayasasında da aynı uygulamalar devam etmiştir. Özellikle Balkan savaşından sonra laikleşme hız kazanmıştır. Tabi buna karşı tepkiler de hız kazanmıştır. Birinci Dünya savaşı sırasında Osmanlı sultanı dini kullanmak istemiş ama Araplar itibar etmeyince laikliğe direnenlerin gardı düşmüştür.

Kurtuluş Savaşı sırasında yobazlar işgalcilerin yanında yer almışlardır. İstanbul hükümeti dini kullanarak pek çok iç isyan çıkartmıştır. Bu arada Kurtuluş savaşını destekleyen yurtsever din adamları da vardır ve bunlar Ankara hükümetini desteklemişlerdir. Kurtuluş savaşı sırasında 1921 yılında TBMM yeni bir anayasa kabul etmiştir. Bu anayasada din ile ilgili bir madde yoktur. Ama meclisteki tutucu milletvekilleri imam hatip okulları açtırıp içki yasağını getirmişlerdir.1923 yılında Cumhuriyetin ilanından sonrada anayasaya devletin dini İslam’dır maddesini koydurmuşlardır. Bu arada devlet dini okulları kapatıp kanunları değiştirerek fiilen laiklik uygulamalarını başlatmıştır.1928 yılında anayasadan devletin dini İslam’dır maddesi çıkarılmıştır.5.Şubat.1937 tarihinde ise bir anayasa değişikliği ile anayasanın 2.Maddesi olarak  ‘Türkiye Cumhuriyeti; cumhuriyetçi, halkçı, devletçi, laik ve inkılâpçıdır’ maddesi konulmuştur. Böylece laiklik ilkesi anayasaya girmiştir. Son yıllarda laiklik ilkesi üzerinde çok tartışmalar başladı. Eğer bu ilke olmazsa ülkemiz teknolojik üretimini kaybeder. Ulu Önder Atatürk’ün ilkeleri bir bütün ve bizlerin pusulasıdır. Onlara sahip çıkalım. Saygılarımla.

06.Şubat.2016

Sinan Kahyaoğlu

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.
haber teması | film izle