CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm; “BARIŞ HEPİMİZİN HAKKIDIR”

  CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm il başkanlığında basın toplantısı düzenleyerek, gündemi değerlendirip, ülkede yaşanan terör olayları ve bölgedeki özellikle Suriye’de yaşanan savaş ortamına dikkat çekerek; “Sağduyulu bütün yurttaşlarımızı bizi komşularımızla savaşa sokacak askeri müdahalelere karşı çıkmaya çağırıyor ve yaşasın barış diyoruz. Barış hepimizin hakkıdır. ”dedi     İl başkanı Ender Biçki ve Karesi İlçe […]

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm; “BARIŞ HEPİMİZİN HAKKIDIR”

 

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm il başkanlığında basın toplantısı düzenleyerek, gündemi değerlendirip, ülkede yaşanan terör olayları ve bölgedeki özellikle Suriye’de yaşanan savaş ortamına dikkat çekerek; “Sağduyulu bütün yurttaşlarımızı bizi komşularımızla savaşa sokacak askeri müdahalelere karşı çıkmaya çağırıyor ve yaşasın barış diyoruz. Barış hepimizin hakkıdır. ”dedi

 

 

İl başkanı Ender Biçki ve Karesi İlçe Başkanı Onur Ayan’ında hazır bulunduğu basın toplantısında Mehmet Tüm şu görüşlere yer verdi;”26. Dönem Parlamentomuzun Yasama faaliyetine başlamasının üzerinde 3 aylık bir süre geçti. Bu süre içerisinde Gerek Parlamento ortamında gerekse, Ulusal ve yerel basınımız aracılığı ile ülke sorunlarını ve Balıkesir’imizin sorunlarını dile getirerek gündeme taşıdım. Türkiye’nin 17. Büyük şehri olan Balıkesir Kamu yatırımlarından ve devlet desteklerinden gerekli payı alamamaktadır. Genel bütçeden aldığımız pay çok yetersizdir. Bütçeden yüzde iki kamu yatırım payı alan İlimizin bu durumunu İktidarın ve kamuoyunun dikkatine sundum, Basınımız aracılığı ile gündeme taşıdım. Balıkesir’in adeta cezalandırıldığı bir yönetim anlayışının kabul edilemez olduğunu her ortamda dile getirdim. Zeytin üreticimizin, Kırsal kalkınma Kooperatiflerimizin, BASKİ’nin uygulamalarından doğan aksaklıkları, soru önergeleri vererek Hükümeti çözüm üretmesi için göreve çağırdım. Balıkesir halkının önemli geçim kaynaklarından biri sütçülüktür. Süt üreticilerimizin yaşadığı sıkıntıları çok iyi biliyorum. Çözülmesi için gerekli girişimlerde bulundum. Bu konuyu TBMM’nin gündemine taşıyarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın çözüm üretmesini talep edeceğim. Bilindiği gibi şehrimizde yapılması planlanan, Termik santral projelerine halkımız ve sivil toplum örgütlerimiz ile birlikte karşı çıktım. Kampanyalara katıldım. Konuyu Parlamentoya taşıdım. Ve sonuçta Şirin Çavuş termik santrali iptal edildi. Kaz Dağları, hepimizin ortak değeri ve gelecek nesillere bırakılması gereken ortak mirasımızdır. Bu konuyu her zaman gündemimizin başında tuttuk. Kaz dağlarının tahrip edilmesine karşı duruşumuzu her platformda dile getirdik getirmeye devam edeceğiz. Kaz dağı ve Madra dağı Belediyeler birliğinin UNESCO ya bir başvuruları var. Kaz Dağlarının Dünya Kültür Mirası listesine alınması istenmektedir. Bu başvuruyu çok önemsiyorum. Destekliyorum ve bizzat katılarak tüm duyarlı kesimleri de destek vermeye davet ediyorum. Konuyu takip etmek ve katkı vermek adına, elimden gelen her şeyi yapacağımı da bilmenizi isterim.

 

Balıkesir’in sanayileşmeden kaynaklanan sorunları var, bu sorunlar çevre kirliliğine neden olmaktadır. Ben aynı zamanda TBMM Çevre Komisyonu CHP gurup başkanıyım. Çevre hepimizin ortak yaşam alanıdır. Sanayileşme, istihdam yaratma, üretme elbette ki hepimizin istediği durumdur. Ancak bunu yaparken yaşanabilir bir çevre yaratamazsak, inanın bir süre sonra, bu üretimin ve sanayileşmenin hiçbir anlamı kalmayacaktır. Çarpık sanayileşme halk sağlığını olumsuz etkiliyor. Bölgemizdeki sanayi kirliliğinden kaynaklı kanser hastalarının sayısı hızla artmaktadır. Balıkesir’den komşu Büyükşehirlere taşınan hastalarımız var. Bu nedenle tam donanımlı yeni bir hastanenin yapılmasını 2016 yılı bütçesinde iktidardan talep ettim. Bu konuyu yakından takip edeceğim. Hükümeti ilgili bakanlıkları göreve çağırıyorum. Balıkesir’e bütçeden hakkı olan payı ayırın.

 

Mecliste her söz alışımda Balıkesir’in sorunlarını, dile getirmiş olmama karşın, Ülkemizin 7 Haziran seçimleri sonucu içine düşürülmüş olduğu kaos ortamı nedeniyle, yerel sorunlar basında ve kamuoyunda yeteri kadar yer almamaktadır. Ne yazık ki her gün gelen Şehit haberleri yüreğimizi yakmaktadır. Her ocağa düşen ateş bizim de yüreğimize ateş düşürmektedir. Balıkesir bu süreçte, en çok şehit vermiş ilimizdir. Bu durum bütün Balıkesirlileri derinden yaralıyor. İnşallah artık bundan sonra Şehit haberi almayız. Sadece Balıkesir’e değil ülkenin hiçbir yerine şehit cenazesi gitmez. Buradan bir kez daha şehitlerimizi saygı ile anıyor Allah’tan rahmet diliyorum. Her birisinin ailesine ayrı ayrı sabırlar diliyorum. Bu süreçte yaralanarak tedavi görmek üzere hastanelere intikal eden hemşerilerimizi haber alır almaz ziyaret ettim. Aileleri ile görüştüm. Şuan itibariyle GATA da yatan yaralı Samet KURT kardeşime acil şifalar diliyorum. Kendisini 10 Şubat gece saat 01. 00 de geldiği an itibariyle ziyaret ettim. Sağlık durumu iyi inşallah bir an önce taburcu olacaktır.

 

Bildiğiniz gibi 16-17 Ocak ‘ta CHP olarak 35. Kurultayımızı yaptık. Kurultay sonucu Parti tabanımızın ülke Genelinde verdiği destekle hiçbir anahtar listede yer almamama karşın 16. sıradan Parti Meclisi üyeliğine seçildim. Örgütümüze teşekkür ediyorum. Ahmet Akın Arkadaşımız, Genel başkan baş danışmanlığına atandı. Namık Havutça arkadaşımız, Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi olarak görevlendirildi. Bizler CHP Milletvekilleri olarak Balıkesir’i temsil etme noktasında elimizden gelen gayreti büyük bir dayanışma içinde göstermeye çalışıyoruz. Ancak kirli odaklardan beslenen kimi kalemşorlar hakkımda dönem dönem karalama kampanyası yapıyorlar. Bizler basın özgürlüğünü sonuna kadar savunan demokrat insanlarız. Basında hakkımızda çıkan eleştirileri dikkatle inceler gerekli çıkarımları da yaparız. Ancak bu eleştiri çerçevesini aşan nefret söylemli, bizi bizzat hedef gösteren, gerici faşist anlayışı kınıyorum. Bu anlayışın eleştiri yapmak gibi bir derdi olmadığını da herkes biliyor. Milli hassasiyetleri kaşıyarak, algı operasyonu yapma hevesinde olanların bu hevesleri kursaklarında kalacaktır. Buna asla izin vermeyeceğiz.

 

Aslında bu dayanaktan yoksun, kin ve nefret kokan, ayrımcı, nefret suçu kapsamında olan söylemlere cevap vermekten üzüntü duyuyorum. Ancak bizimde hoş görümüzün bir sınırı vardır. Hoş görümüzü suskunluk, suskunluğumuzu kabullenme gibi kabul eden bir anlayışla karşı karşıya olduğumuzu bilmenizi isterim. Buna izin vermeyeceğim.

 

Balıkesir Halkı beni yakından tanır. Evet, ben siyasi yaşamımda, , Sol içinde yer almış, Sosyal Demokrasi’nin Evrensel ilkelerini benimsemiş, Devrimci gelenekten geliyorum. Sekiz yıl SODEV’in Genel Sekreterliğini yaptım, CHP’nin Kuruluş felsefesine, program ve tüzüğüne, cumhuriyetin kazanımlarına bağlı bir Milletvekiliyim. Örgütümüz de bu değerlerimi bilerek ve dikkate alarak aday olduğum ön seçim sürecinde bana destek verdi ve 1. Sıradan Milletvekili adayı oldum. Balıkesir halkının verdiği destekle de 25. Ve 26. Dönemlerde seçilerek Milletvekili oldum. Milletvekili olmadan hangi söylemleri kullandıysam bu gün de aynı düşüncedeyim. Yani sözlerimin sonuna kadar arkasındayım. Bu kampanyanın sahipleri, “sahibinin sesi” gibi, ülkede ne kadar olumsuzluk varsa tamamının sebebi CHP’dir, algısını yaratarak sorumluluktan kurtulamazlar.

 

Öncelikle şunu ifade edeyim. PKK bir terör örgütüdür. Bizim Partimiz ve örgütümüz bunu böyle kabul eder. Tıpkı IŞID terör örgütü ve bileşenleri gibi. Bizim Partimizin bu konudaki duruşu gayet nettir. CHP Terör ve şiddetin her türlüsüne karşıdır.

 

Şimdi sık sık yapılan bir nefret söylemi var. Bunu en çok Cumhurbaşkanı yapıyor. Bu karalama kampanyasında da görüyoruz ki insanların inançları –mezhepleri sorgulanıyor. Bizim Siyasi anlayışımızda inançlar ve etnik köken herkesin kendi onurudur. Ancak Ülkemizin birliği ve dirliği de hepimizin ortak sorumluluğudur. Biz Parti olarak; Önce İnsan, Önce Türkiye dedik. Bu anlayışımızı bu günde devam ettiriyoruz. İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın. Yaklaşımı bizimde felsefemizdir. Bunlar toplumu ayrıştırıyor, ötekileştiriyorlar. Biz bu anlayışın her zaman karşında olacağız. Ortadoğu’da saplandığımız bataklık bu anlayışın eseridir. Bu mezhepçi, ırkçı yaklaşımın ülkeyi getirdiği durum ne yazık ki ortadadır. Kan ve gözyaşından başka bir şey değildir. !.

Bizler bu anlayışa karşı çıktığımız için hedef gösteriliyoruz, siyasi lince tabi tutuluyoruz, halka yuhalattırma çağrılarına, daha fazlasına da dilim varmıyor hedef oluyoruz. Bu anlayış bu ülkemizi doğru bir yere götüremez.

 

AKP 2002 iktidara geldiğinde ülkede terör var mıydı? Bu iktidar Kürt sorununu çözeceğiz diye yola çıkmadı mı? Oslo süreci, İmralı görüşmeleri, Dolmabahçe toplantılarını bunlar yapmadı mı? Barış süreci diye masayı kuranlar ne oldu da masayı devirdiler? Bunların sorumlusu bizler yani CHP mi? 7 Haziran da seçimler yapıldı. Terör var mıydı? Ne zaman ki AKP iktidarı kaybetme tehlikesine girdi, olaylar başladı ülkede oluk oluk kan aktı. İlk günden beri bu sorunların çözüm yeri meclistir dememize rağmen, sorunu meclise getirmedikleri herkes tarafından bilinmektedir. 1 Kasım sürecine nasıl gelindi hepiniz bilmektesiniz. Şimdi bizler Suruç katliamının, Ankara katliamının hesabını Devleti yöneten İktidara soracağız. Bizim tek muhatabımız devletimizdir. Dolayısı ile devleti yöneten AKP iktidarıdır. Bir ülkede devletin birincil görevi Yurttaşlarının Can ve Mal güvenliğini korumaktır. Şimdi bunları sorarak teröre destek mi oluyoruz. Böyle çarpık bir anlayış olabilir mi? Her gün Sahillerimize vuran göçmen cesetleri yüreğimizi yakıyor. Bunlardan en çok etkilenen illerin başın da Balıkesir geliyor. Bu göçmenlerin buraya nereden geldiğini? Sormayalım mı? Suriye bu duruma nasıl geldi? Esat’ı devirip Emevi camisinde Cuma namazı kılmayı hayal edenlerin hiç mi suçu yok? Çocuklar ölüyor dediğimizde suç mu işliyoruz. Biz bu suçu işlemeye devam edeceğiz. Evet çocuklar ölüyor. Bunu Ülkenin en saygın gazetelerinden biri Cumhuriyet yazıyor 23 Aralık 2015 tarihli gazeteye bakın lütfen. Bir Milletvekili Olarak bunu dile getirmek İnsanlık görevimizdir? Bu çocuklar kimin çocukları? Her şeyden önce bunlar bizim çocuklarımızdır. Biz ülkemizde çocuklarımızın ve masum insanların ölmesini istemiyoruz. Sokağa çıkma yasağı kalkar kalmaz insanlar evlerini terk ettiler kentler boşaldı. Bu durum doğru değil diyoruz. “Fıkratın Kenarında bir kuzu kaybolsa benden sorun” diyen anlayışı savunuyoruz. Evet Fırat’ta canlar yanıyor bizde hesabını sorumlulara soruyoruz. Bu bizim görevimizdir. Halkımıza verdiğimiz sözümüzdür. Hesap sormaya devam edeceğiz. Bunlar, muhalefeti baraj altına atıp, ana muhalefeti de susturmak istiyorlar. Bundan dolayı, CHP ‘nin Genel Başkanına ve bizlere saldırıyorlar. Asla amaçlarına ulaşamayacaklar, arzu ettikleri diktatörlüğü kuramayacaklar. Halkımız buna izin vermeyecektir.

 

Şehit cenazelerinde acıları paylaşmak yerine, yuhalattırmayı kendine görev sayan anlayış, bu ülkeye bu halka Balıkesir’e ne verebilir? Halkımızın takdirine sunuyorum. . Şehitler, Toplumumuzun ortak acıları ve aynı zamanda ortak değerleridir. Ben de her şehidimizin acısını yüreğinde hisseden bir yurttaşım, Acılarımızı birlikte paylaşmak üzere, mümkün olduğu ölçüde tüm cenazelere katılıyorum. Şehitlerimizi son yolculuğa uğurlarken ailelerin ve halkımızın yanında oluyorum. Evet yoksul Çocukları şehit oluyor diyorum. Her şehit evinden yoksulluk dramı çıkmıyor mu? Hangi işadamının, hangi Bakanın Milletvekilinin evine şehit cenazesi gidiyor? Bu ülkede Şehitlerimize KELLE diyen, Kuvayı Milliyenin Liderine İKİ AYYAŞ diyerek hakaret eden bir Cumhurbaşkanı var. Şimdi bu anlayışı sorgulamayanların Kuvayı Milliye yi ağızlarına almaya hakları var mıdır? CHP Kuvayı Milliye’nin ta kendisidir. Cumhuriyeti kuran partidir. Benim de ailemde şehitler var. Bunu söylemeyi hiç istemezdim. Çanakkale’de de var daha sonraki dönemlerde de var. ( Şehit Hv. Pilot Teğmen Kemal TÜM Bandırma Şehitliğinde yatıyor) Ancak, bunu şehitliğin ve acısının ne demek olduğunu bilmeyenler için açıklama gereği duydum. Bu konuda kimseden alacağımız ders yoktur. Kimse bize yurtseverlik dersi vermeye kalkmasın. Kandan ve kinden beslenenler, her defasında olduğu gibi yine şehit cenazelerini istismar ediyorlar. Biz bunların oyununu bozacağız. Barış hepimizin ihtiyacı olan evrensel bir değerdir. Bunlara inat barış diyeceğiz, bunlara inat kardeşlik diyeceğiz. Birlikte yaşamayı savunacağız. Her türlü terörü lanetliyoruz. , Aynı Zaman da bu nefret söylemini dile getirenleri de lanetliyoruz.

 

Beni 25. ve 26. Dönemlerde Milletvekili seçerek onurlandıran Balıkesir halkına ve örgütlerimize huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum. Halkımız bilmelidir ki; benim yüzüm hep Balıkesir’e dönük olacaktır. Acıda, kederde ve sevinçte hep halkımızın yanında, içinde olacağım. Elimden geldiği, gücümün yettiği ölçüde sorunlarının takipçisi olacağım. Halkımızdan aldığım güçle Balıkesir’imizi Parlamentoda en iyi şekilde temsil edeceğim. Yüz yıllardır, her zorluğu birlikte aşmayı başaran halkımız, geçmişinden aldığı dayanışma ruhu ile yaşanan bu zor dönemi de aşacaktır. Buna yürekten inanıyorum. Sevginin ekildiği bu topraklarda nefret duygusu asla yeşermeyecektir. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi yurtta ve dünyada barışı sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Bu düşünceden hareketle komşularımızla barış içinde yaşamayı sürdüreceğiz. Ülkemizin başta Suriye olmak üzere hiçbir ülkenin topraklarına yönelik bir askeri hareketin üssü olmasına izin vermeyeceğiz. Sağduyulu bütün yurttaşlarımızı bizi komşularımızla savaşa sokacak askeri müdahalelere karşı çıkmaya çağırıyor ve yaşasın barış diyoruz. Barış hepimizin hakkıdır. ”

 

Hüseyin EROĞLU

 

Yorumlar

yorum