SURİYE BİR SON MU YOKSA BAŞLANGIÇ MI

Yeni bir dünya savaşının eşiğinde miyiz? Suriye bu sorunun cevabının çözüleceği yer mi olacak? Gelişmeler gösteriyor ki Suriye güçler dengesinin sınandığı, asıl güçlerin perde arkasından öne sürdükleri piyonları kontrol ederek oyunu sürdürmeye çalıştıkları bir çıkmaz sokağa giriyoruz gibi görünüyor. Gelişmeleri sadece bugüne bakarak açıklamaya çalışırsak bizi yanlış yönlere sevk edebilir. Seksenli yılların sonunda iki bloklu […]

SURİYE BİR SON MU YOKSA BAŞLANGIÇ MI

Tamer KAYIKÇI

Yeni bir dünya savaşının eşiğinde miyiz?

Suriye bu sorunun cevabının çözüleceği yer mi olacak?

Gelişmeler gösteriyor ki Suriye güçler dengesinin sınandığı, asıl güçlerin perde arkasından öne sürdükleri piyonları kontrol ederek oyunu sürdürmeye çalıştıkları bir çıkmaz sokağa giriyoruz gibi görünüyor.

Gelişmeleri sadece bugüne bakarak açıklamaya çalışırsak bizi yanlış yönlere sevk edebilir. Seksenli yılların sonunda iki bloklu dünyanın çökmesi ve Sovyetler Birliğinin tarihe karışmasıyla beraber dünyanın jandarmalığına soyunan ABD tek kutuplu bir dünya yaratmaya çalıştı. Sovyetlerin mirasını devralan Rusya’nın içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi şartlar nedeniyle ABD’nin bu tek kutuplu dünyanın jandarmalığına soyunmasına fazla ses çıkaramadı. ABD öncülüğünde yenidünya düzeninde de birçok ülkenin sınırlarında değişiklikler oldu, sahneye birçok yeni ülke çıktı.

İsterseniz geride kalan bu çeyrek yüzyıl içinde neler oldu kısacık bir gözden geçirelim.

İlk etapta Almanya’nın bölünmüşlüğü ortadan kalktı ve siyasi birliğini sağlamış güçlü bir Almanya ortaya çıktı.

Yugoslavya’da çıkan iç savaş ile milyonlarca insan katledildi, öldürüldü ve buradan sahneye 6 devlet çıktı.

Çekoslovakya kendini oluşturan unsurlar arasında kardeş payı yaparak çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak sahnedeki yerini aldı.

Macaristan, Polonya, Romanya ve Bulgaristan NATO’ya girdi.

Bunlar Balkanlarda yaşadığımız gelişmelerdi. Bir de Ortadoğu’ya bakalım.

İlk önce Irak parçalandı. Daha sonra yaşanan bahar devrimleriyle Tunus, Libya ve Mısır’da önce yönetimler değişti, ardından Libya paramparça oldu. Bahar devriminin uğradığı son yer Suriye oldu ve bugün Suriye birkaç parçaya bölünmüş, halkının büyük kısmı ülke dışına kaçmak zorunda kalmış bir savaş ülkesi durumunda.

Kafkaslarda ise önce Gürcistan’da ardından Ukrayna’da renkli devrimler gerçekleşip yönetimler el değiştirdi. Rusya önce Gürcistan’a birkaç hava operasyonu yaparak durumu kontrol altına aldı, daha sonra da Ukrayna’da devrime karşı ülkeyi kaosa sürükleyerek kendi yörüngesinden çıkmasına izin vermedi ve üstüne de Kırım’ı ilhak ederek noktayı koydu.

ABD’nin balkanlardaki ve Ortadoğu’daki hamlelerine karşılık Rusya önce Gürcistan ve Ukrayna’da cevap verdi ardından da Suriye’yi sana yedirmem diyerek bizzat kendisi devreye girdi.

Bugün Rusya bir taraftan Esad yönetimine destek verirken diğer taraftan da PKK’nin uzantısı Kürtleri destekleyerek Türkiye’yi bölgeden uzaklaştırmaya çalışıyor. Düşürülen uçak krizini bilinçli olarak sürdürmeye çalışan Rusya Suriye hava sahasını Türk uçaklarına kapatarak istediğini de elde etmiş oldu.

Az önce sıraladığımız son çeyrek yüzyılda kriz yaşanan bölgelere tekrar bir göz atın. Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu. Bu üç coğrafyanın tam ortasında Türkiye var. Bahar devrimleriyle Suriye’ye kadar gelen parçalanmışlık hali acaba burada son mu bulacak yoksa sıraladığımız coğrafyaların tam göbeğindeki Türkiye’yi de vuracak mı?

Önce Irak’ın şimdi de Suriye’nin kuzeyinin Kürtlerin denetimine verilerek Akdeniz’e ulaşan bir koridor yaratılması ve PKK’nin tekrar silaha sarılması bahar devriminin son ayağının Türkiye olacağını gösteriyor.

ABD ve Rusya’nın kendi aralarında anlaşarak burada bir Kürt devletinin kurulmasına öncülük edecekleri ve özyönetim gibi safsatalar ile bu ülkenin doğusunu da bu devlete yamamaya çalışacak PKK’nin ve uzantılarının bu oyununu iyi okumak gerekiyor.

Burnunun ucunu göremeyecek kadar sığ dünya görüşüyle AKP’nin bu oyunu bozamayacağı hatta bu oyunda şimdi terörist diye yanıp tutuştuğu örgütlerle yakın zamana kadar çok içli dışlı olduğunu, düne kadar onları kardeşimiz diye kol kanat gerdiğini düşünürsek içinde bulunduğumuz durumun pek iç açıcı olduğunu söyleyemeyiz.

Bugün için Suriye gerek bölge devletlerinin gerekse süper güçlerin çıkarlarının kesiştiği bir yer haline geldi. Bölge devletleri olarak Türkiye ve Suudi Arabistan İran’a karşı bir Sünni cephe oluştururken ABD’den izinsiz bir adım atamayacağını bildiğimiz Arabistan’ın ABD’ye rağmen Suriye’de bir savaş yaşayacağını düşünmek hayal olur. İran 30 yıldan bu yana ambargodan yeni kurtulmuşken ABD’ye rağmen bir savaşa girmeyecektir. Türk uçaklarına Suriye hava sahasını kapatan Rusya ile bir çatışmaya girmekten kaçınan Türkiye’nin Suriye topraklarında hava desteği olmadan bir operasyon yapması imkansız. Durum böyleyken tarafların ateşkesin yapılacağı tarihe kadar saflarını sağlamlaştırmaya çalışacakları ve bu süreye kadar da çatışmaların artarak devam edeceği anlaşılıyor.

Bizim için kritik olan Suriye bataklığına girmeden oradaki yangının sönmesine hizmet edecek her girişime destek vermek olacaktır. Yangın orada söndürülemediği sürece sınırları aşıp bize de yayılacağı kesin. AKP meseleye mezhepsel gibi çağdışı bir bakıştan vazgeçip bu ülkenin gerçek faydası nedir şeklinde düşünmeye başladığı zaman bu yangın Suriye topraklarında söndürülebilir.

 

Yorumlar

yorum