KATLEDİLMEYE Mİ ALIŞTIRILIYORUZ

Öncelikle Ankara ve Diyarbakır’da meydana gelen hain saldırılarda hayatını kaybeden Şehitlerimize Tanrıdan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. AKP’nin iktidara geldiği günden buyana uyguladığı politikalar sonunda “Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan da olduk” sözünü hatırlatırcasına ülkemiz kan gölüne döndü. Güneydoğuda eğitim yok oldu, Öğretmenlerimiz geri çağrıldı, Okullar yakılarak ve kurşunlanarak devre dışı […]

KATLEDİLMEYE Mİ ALIŞTIRILIYORUZ

Öncelikle Ankara ve Diyarbakır’da meydana gelen hain saldırılarda hayatını kaybeden Şehitlerimize Tanrıdan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.

AKP’nin iktidara geldiği günden buyana uyguladığı politikalar sonunda “Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan da olduk” sözünü hatırlatırcasına ülkemiz kan gölüne döndü. Güneydoğuda eğitim yok oldu, Öğretmenlerimiz geri çağrıldı, Okullar yakılarak ve kurşunlanarak devre dışı bırakıldı. TC. vatandaşları Fırat’ın doğusuna 2 kg. zeytin satmaya gidemez oldular. Ekonomi çöktü, Çarşı Pazar ateş pahasına döndü. Şam’da Emevi camiinde namaz kılmaya hazırlanırken Cizre ve Diyarbakır’daki camilerde namaz kılamaz olduk. Canlı bombalarla insanlarımız, asker ve polisimiz katledilmeye başladı. Dış politika ve Suriye politikalarında tabiri caiz ise tam çuvalladık. Suriye ve ordadoğu bataklığına doğru her adım attığımızda adeta bir katliamla karşılaştık. Ülkemizde AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana gerçekleştirilen toplu katliamlara bir göz atmakta yarar görüyorum ki bugün içinde bulunduğumuz karanlık günlere nasıl geldiğimizi anlayalım.

-Uludere katliamı, veya Uludere operasyonu, 28 Aralık 2011 akşamı Türk Hava Kuvvetlerinin, Şırnak’ın Uludere ilçesi yakınlarındaki Irak topraklarında F-16 savaş uçaklarıyla yaptığı bombardıman sonucunda 34 Kürt kökenli vatandaşın hayatını kaybetmesi olayıdır. Olaydan bir kişi yaralı olarak kurtuldu. Operasyonda hayatını kaybedenlerin, Irak’tan Türkiye’ye mazot ve sigara getirmek için PKK’nın kullandığı yol üzerinden geçen Kürt kökenli vatandaşların oluşturduğu bir kaçakçı kafilesi olduğu anlaşıldı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca açılan soruşturma 11 Haziran 2013’te ‘görevsizlik’ kararı verilerek Askeri Savcılığa gönderildi. Askeri Savcılık ise 7 Ocak 2014’te ‘takipsizlik’ kararıyla dosyayı kapattı. 34 sivilin ölümünden hiç kimse ‘sorumlu’ değildi! Ölen öldüğüyle kaldı. Radikal, Özgür Gündem, Evrensel, Taraf, Cumhuriyet ve BirGün sivillerin öldürülmesini vurgularken, Star, Hürriyet, Milliyet, Akşam, Vatan, Posta ve Habertürk, olayı “Hata” olarak değerlendirdi. Sabah, Zaman, Yeni Şafak, Aydınlık, Sözcü ve Yeniçağ gazeteleri de “yanlış istihbarata” vurgu yaptı.

-11 Mayıs 2013’te Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde düzenlenen iki ayrı bombalı saldırı. Saldırıda 52 kişi ölmüş, 146 kişi yaralanmıştır. Bombalı araçlarla düzenlenen bu saldırı Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kanlı ikinci terör eylemi olarak kayıtlara geçti. Saldırıyla ilgili olarak 32 şüpheli gözaltına alınmış bunlardan 20’si tutuklanmıştır. Soruşturmadaki tüm şüpheliler Türk vatandaşıdır. Saldırıdan haftalar önce 23 Nisan 2013 tarihinde MİT, Suriye’nin Rakka kentinde 3 otomobile bomba yüklendiğini ve şüphelilerin Türkiye’ye saldırı planladığını, bombacıların Gaziantep, Hatay ve Şanlıurfa’da üç ayrı sınır kapısını kullanabileceğini söylemiştir. Basında yer alan bir habere göre, ilçe genelindeki 73 mobese kamerasının tamamı saldırıdan birkaç gün önce arızalandı ve kayıt yapmadı.

-20 Temmuz 2015’te yerel saatte 12:00 civarında Şanlıurfa ilinin Suruç ilçesinde düzenlenen bombalı intihar saldırısı. Saldırıda 34 kişi öldü, 100’den fazla kişi yaralandı. Saldırı; aralarında Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP)’nin gençlik kolu Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerinin de bulunduğu 300 kişinin Kobani’nin yeniden inşa çalışmaları konusunda basın açıklaması yaptığı sırada meydana geldi. Canlı bombanın IŞİD ile ilişkisi olan Şeyh Abdurrahman Alagöz olduğu belirlendi.

-Diyarbakır’da HDP’nin 5 Haziran 2015 günü düzenlediği seçim mitingi sırasında, 4 kişinin ölümü, 100’den fazla kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan bombalı saldırı gerçekleştirildi. saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen 20 yaşındaki Orhan Gönder. Savcılığa sevk edilmiş, Savcılık ifadesinden sonra serbest bırakılmıştır. 2014 Yılında Suriye’ye gidip geri gelen M.G.D. adlı bir gençle ilişkisi tesbit edilen Orhan Gönder. 13 Ekim 2014 tarihinde M.G.D. ve üç arkadaşıyla birlikte Tel Abyad’a giderek IŞİD’e katıldığı basında yer almıştır.

– 10 Ekim 2015’de Ankara da DİSK, KESK, Türk Tabipleri Birliği, TMMOB, HDP ve pek çok sivil toplum örgütünün katılımıyla Barış Mitingi düzenlendi. Fakat yürüyüş başlamadan yürüyüş alanına kortej hâlinde ilerleyen grupların bulunduğu Tren Garı kavşağında, 3 saniye arayla 2 patlama gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ölümcül bombalı intihar saldırısı düzenlendi. Patlamalar sonucunda iki eylemcinin yanı sıra 107 kişi hayatını kaybederken 500’ün üzerinde kişi yaralı olarak kurtuldu. Başlangıçta hükümet yetkilileri saldırının, Irak – Şam İslam Devleti (IŞİD/DEAŞ), Kürdistan İşçi Partisi (PKK), Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C) ve Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP)’nin herhangi birisinin olabileceğini açıkladı. Başbakan Ahmet Davutoğlu, saldırıdan iki gün sonra yaptığı açıklamada birinci öncelik olarak IŞİD/DEAŞ’i araştırdıklarını dile getirdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, canlı bombalardan birinin Suruç bombacısının ağabeyi Yunus Emre Alagöz olduğunu, diğerinin de fotoğrafla teşhisi yapıldığını ve açık kimliğinin belirlenmesi için çalışmaların devam ettiğini açıkladı.

-12 Ocak 2015 günü İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda radikal cihatçı gruplardan IŞID mensubu olduğu ileri sürülen bir kişi Türkiye’nin turizmdeki kalbi Sultanahmet Meydanı’ndaki tarihi Dikilitaş’ın önündeki alanda sabah saat 10.20 sıralarında üzerindeki bombaları patlattı. Patlamada 10 turist yaşamını yitirdi, 2’si ağır 14 kişi de yaralandı. Patlama haberini İstanbul Kısıklı’daki evinden çıkışta alan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan canlı bombanın Suriye uyruklu olduğunu açıkladı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden üst düzey bir yetkili ise saldırıya ilişkin IŞİD terör örgütünün eylemi üzerinde durulduğunu söyledi.

-17 Şubat 2016 Ankara’da akşam saatlerinde askeri servis araçlarına yönelik bombalı saldırı gerçekleştirildi. Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, asker ve sivil 28 kişinin hayatını kaybettiği, 61 kişinin yaralandığı saldırının bombalı araçla düzenlendiğini söyledi. Başkentin en merkezi yeri olan, askeri kurumların ve lojmanların bulunduğu Devlet Mahallesi’ndeki saldırı, saat 18.30’da, bomba yüklü araçla gerçekleştirildi.
-Ne yazık ki bu eylemlerin ve katliamların hiç birisi doğru dürüst aydınlatılmamış, Saldırıların arkasındaki güçler ve kişiler tesbit edilmemiş, işbirlikçileri ortaya çıkartılmamıştır. Ülkemiz ve devletimiz halkının can ve mal güvenliğini sağlayamaz konuma düşürülmüştür.

Ülkemize ve insanımıza yaşatılan bu acılar bir tesadüf mü, yoksa; Hepsi önceden planlanan bir harekatın uygulanması mıdır. Bunu halkımızın takdirine bırakıyorum. Ama şunu iyi biliyorum ki; AKP iktidarı tüm uygulamaları ile kendi siyasal gelecekleri için, ülkemizde etnik ve mezhepsel ayrışmayı ve kutuplaşmayı alabildiğine derinleştirmemiş olsalardı. Atatürk ilke ve inkılaplarından rahatsız olmamış bunları yok etmeye çalışmamış olsalardı. Ülke bütünlüğünü; din ve mezhep temelinde değil de İnsanların mutluluğu, ülkenin kalkınması, emniyet ve asayişin temini için çabalarda görmüş olsaydı bütün bunlar yaşanmaz, Ülkemiz bugünkü karanlık girdabın içine sürüklenmezdi.
İbrahim Kızıler

Yorumlar

yorum