KAZDAĞLARI’NIN ASİ KARTALI

Çocukluğunun bir dönemini Edremit’te geçiren ve Edremit’i kitaplarına, şiirlerine, yazılarına konu eden şair, gazeteci, yazar Sabahattin Ali anısına düzenlenen etkinlikler  “Kanatları Kazdağları’nı aşan asi kartal; Sabahattin Ali” konulu sempozyum ile devam etti. Edremit Belediyesi ve Edremit Kent Konseyi tarafından şair, gazeteci, yazar Sabahattin Ali’nin doğum gününde düzenlenen etkinlikler devam ediyor. Ünlü şairin Edremit Cumhuriyet Meydanı […]

KAZDAĞLARI’NIN ASİ KARTALI

Çocukluğunun bir dönemini Edremit’te geçiren ve Edremit’i kitaplarına, şiirlerine, yazılarına konu eden şair, gazeteci, yazar Sabahattin Ali anısına düzenlenen etkinlikler  “Kanatları Kazdağları’nı aşan asi kartal; Sabahattin Ali” konulu sempozyum ile devam etti.

Edremit Belediyesi ve Edremit Kent Konseyi tarafından şair, gazeteci, yazar Sabahattin Ali’nin doğum gününde düzenlenen etkinlikler devam ediyor. Ünlü şairin Edremit Cumhuriyet Meydanı ve Güre Mahallesi’nde ki Kazdağı Sarıkız Etnografya Galerisi’nde heykelinin açılmasından sonra akşam Şükrü Tunar Kültür Merkezi’nde “Kanatları Kazdağları’nı aşan asi kartal; Sabahattin Ali” konulu sempozyum düzenlendi.

Sabahattin Ali’nin kızı Müzikolog Prof. Dr. Filiz Ali’nin de katıldığı etkinliklerde ilk olarak konuklara seslenen Edremit Belediye Başkanı Kamil Saka, ”Sevgili Sabahattin Ali dostları, basınımızın değerli temsilcileri Sabahattin Ali’nin anma gününde bir araya geldiğimiz için teşekkür ediyorum. Sabahattin Ali kimdi derseniz ben fazla söze gerek yok “bir yurtseverdi” diyerek ifade ederim. Sabahattin Ali her yurtsever gibi dönemin iktidarı tarafından yok edilmeye çalışılmış ve sonunda yok edilmiş ama yok edilenin sadece bedeni olduğu düşüncelerinin, yazılarının, kafasındakilerin hiçbir zaman yok edilemeyeceğini en iyi ispatlayan kişilerden biriydi. O gün onu öldürdüklerini, onu öldürünce düşüncelerini de yok ettiklerini düşündüler. Ama ölmediğini bugün bir kez daha görüyoruz. Sabahattin Ali çok şeyler yazdı, söyledi. Bugün türkülerini hep birlikte söylüyoruz. Hakikaten ülkemizin geçtiği şu sıkıntılı günlerde bile Sabahattin Ali’nin türküleriyle belki biraz nefes alıyoruz. Arada küçücükte olsa pırıltılar oluşabiliyor, bugün sevgili Can Dündar ve Erdem Gül’ün tahliyesi konusunda karar çıkartıldı. Ne olursa olsun Türkiye’de demokrasinin bitmeyeceğini, ne olursa olsun yurtseverlerin bir araya gelebileceğini bugün burada göstermiş olduk. Hiçbir zaman başımız öne eğilmeyecek, hiçbir zaman laik, demokratik Cumhuriyetten taviz vermeyeceğiz. Türkiye’yi böldürmeyeceğiz” dedi.

Sabahattin Ali’nin kızı Prof. Dr. Filiz Ali’de yaptığı konuşmada; “Babam 1948 yılında öldürüldü. Öldürüldükten sonra ki 15 yıl dergileri, kitapları yayınlanmadı. Kendisi hayattayken yayınlanmış olan kitaplarının mevcutları tükendi. 1948 yılında öldürüldüğü gün olmasa bile, birkaç ay önce toplatılmış olan Sırça Köşk kitabı hiçbir zaman ortaya çıkmadı. Ama bu 15 yıl içerisinde veya edebiyatseverlerin elinde gizli gizli dolaştı. Babamın ölümünden sonraki dönemde hem Sabahattin Ali ailesinin üzerinde, hem yakın dostları ve aydın çevrelerde büyük bir korku yaratılmış olduğundan ötürü herhangi bir yasa olmadığı halde kitapları basılmadı. Sadece Sırça Köşk toplatılmıştı. 1965 yılına gelindiğinde annem korkularından alınmıştı veya ne olursa olsun demişti. Sabahattin Ali’nin yakın arkadaşlarından Yaşar Nabi Nayır’ı aradı. O bu sırada Varlık Dergisi’ni çıkartıyordu ve Varlık Yayınları’nın sahibiydi. “Sabahattin Ali sizin arkadaşınızdı Yaşar Bey, artık onun kitaplarını basmanın vakti gelmedi mi?” diye bir mektup yazdı ve Varlık Yayınları babamın kitaplarını yayınlamaya başladı. Aradan geçen zaman içerisinde önce Varlık Yayınları, sonra Bilgi Yayınları, Cem Yayınevi ve son olarak Yapı Kredi Yayınları tarafından her yıl olmak üzere az az artarak okuyucusunun çoğaldığını gördük. Son 10 yıl içerisinde, Sabahattin Ali, 100 yaşında olduktan sonra birden bire Sabahattin Ali patlaması oldu. Bu benim için çok büyük bir mutluluk ve hüzün verici bir durum. Babam her zaman için sevilen okunan bir yazardı, ama bu son 10 yıldır ortaya çıkan aşk derecesinde sevgiye tabii ki layıktı. Genç okuyucuların onu yeni baştan keşfetmiş olmalarına çok memnun ve mutluyum. Bu mutluluğumu sizlerle paylaşmak istedim” dedi.
Sempozyum’un ilk oturumda Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Duymaz “Sabahattin Ali’yi Mayalayan Şehir: Balıkesir”, Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Salim Çonoğlu “Benim Köyüm Güzel Köyüm Romantizminden; Sokakları Kendi Talihinden Karanlık Köylerin Gerçekliğine, türk öykücülüğünde Köye ve Köylüye Bakışta Öncü bir İsim: Sabahattin Ali”, Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi’nden Prof. Dr. Bülent Özdemir “Sabahattin Ali’nin öldürülmesi Üzerine”, Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Mustafa Özsarı “Sabahattin Ali’nin Ölümü ve Sabahattin Ali Davası’nın İzmir Basınına Yansımaları” konularını anlattılar. Sempozyumun ikinci bölümünde Sabahattin Ali’nin kızı Müzikolog Prof. Dr. Filiz Ali, babası ile olan anılarını, onun edebiyata bakışını be bilinmeyen yönlerini anlattı. Yazar-Gazeteci Enver Aysever’de Sabahattin Ali’yi anlayabilmek üzerine farklı bir akış açısı ile anlattı.

Yorumlar

yorum