SABAHATTİN ALİ EDREMİT’TE YAKIŞIYOR

  Sabahattin Ali’nin Edremit Cumhuriyet Meydanı’nda heykeli ve Güre Kazdağı Etnografya Galerisi’nde balmumu heykeli açıldı.   Çocukluğunun bir dönemini Edremit’te geçiren ve Edremit’i kitaplarına, şiirlerine, yazılarına konu eden şair, gazeteci, yazar Sabahattin Ali’nin doğum gününde bir dizi etkinlik düzenleniyor. Edremit Belediyesi‘since Sabahattin Ali’nin adını yaşatabilmek için ilk olarak Edremit Cumhuriyet Meydanı’nda ünlü yazarın parkta kitap […]

SABAHATTİN ALİ EDREMİT’TE YAKIŞIYOR

 

Sabahattin Ali’nin Edremit Cumhuriyet Meydanı’nda heykeli ve Güre Kazdağı Etnografya Galerisi’nde balmumu heykeli açıldı.

 

Çocukluğunun bir dönemini Edremit’te geçiren ve Edremit’i kitaplarına, şiirlerine, yazılarına konu eden şair, gazeteci, yazar Sabahattin Ali’nin doğum gününde bir dizi etkinlik düzenleniyor. Edremit Belediyesi‘since Sabahattin Ali’nin adını yaşatabilmek için ilk olarak Edremit Cumhuriyet Meydanı’nda ünlü yazarın parkta kitap okuyan heykeli Edremit Kaymakamı Ali Sırmalı, Kaymakam Refiki Muaammer Sarıdoğan, Belediye Başkanı Kamil Saka, Küçükkuyu Belediye Başkanı Cengiz Balkan ve çok sayıda davetlini katılımı ile açıldı. Ardından Güre Mahallesi’nde ki Kazdağı Sarıkız Etnıgrafya Galerisi’nde ise balmumu heykeli açıldı.

 

Eserleriyle ölümsüzleşen ve 2 Nisan 1948 tarihinde öldürülerek Cumhuriyet tarihine ilk katledilen aydın olarak geçen Sabahattin Ali, Edremit’e yakıştı.

 

Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen Sabahattin Ali heykeli açılış töreninde bir konuşma yapan Edremit Belediye Başkanı Kamil Saka,  “Benim meskenim; dağlardır dağlar!” diyen, Kaz Dağlarını ve Edremit’i öz yurdu sayan Sabahattin Ali’nin anısını ve değerini gelecek kuşaklara en iyi şekilde taşımak adına hazırladığımız anıtın açılışı nedeniyle bir aradayız. Türk edebiyatının en önemli temsilcilerinden birisi olan Sabahattin Ali, ortaya koyduğu eserlerle ülke sınırlarının dışında da tanınan önemli bir kişidir. Hayatı, şiirleri, öyküleri ve romanları ile Türk insanının gönlünde çok başka bir yer edinen Sabahattin Ali’yi bundan sonra Edremit’in merkezinde de yaşatmaya devam edeceğiz. “Kuyucaklı Yusuf” romanında Edremit’i en güzel şekilde tanımlar Sabahattin Ali ve şöyle der: “Edremit, üç tarafını saran Çamtepe, İbramcaköy ve Tavşanbayırı isimli üç yamaca yaslanan büyükçe, şirince bir kasabaydı. İki küçük dere, kasabanın içinden ve kaldırımlı sokakların ortasından gelerek Aşağıçarşı dedikleri yerde birleşiyor, sonra biraz ilerde kasabayı yalayıp geçen Büyükçay’a kavuşuyordu. Tepelerden birine çıkıp bakıldığı zaman, görülen manzara ender bir şeydi: Damların yosun tutan ve kararan kiremitlerini nihayetsiz dut, erik ve iri yapraklı incir ağaçlan örtmeye çalışıyor, derelerin kenarını beyazımtırak yapraklarıyla uzun kavaklar, bazı yerlerde kopan bir şerit halinde ve yalnız kenar mahallelerde takip ediyor; bunların arasında belki yirmiden fazla minare, bembeyaz yükseliyor ve uzaktan bakan bir göze, tıpkı kavak ağaçları gibi hafif hafif sallanıyor hissini veriyordu.” Yine “Kuyucaklı Yusuf” romanındaki Yusuf ile Muazzez’in aşkında olduğu gibi saf, doğal ve samimi ruhu eserlerine de yansıtan Sabahattin Ali’nin adını yaşatmayı, Edremit sevdalısı birisi olarak kendime bir görev edindiğimi de yeri gelmişken özellikle belirtmek istiyorum. Edremit’imizin tarihine ve kültürüne ne kadar çok sahip çıkarsak, bu kente karşı ödememiz gereken en önemli borçlardan birisini tamamlamış olacağımızı düşünüyorum. Edremit Belediye Başkanı olarak, göreve geldiğim ilk günden itibaren ekibimle birlikte kentimizin tarihsel önemini anlatan ve anıları olan yapıları son derece ciddi çalışmalar ile ortaya çıkartıyor ve Edremit’imizin geleceğine kazandırıyoruz. Ayrıca bu değerleri birer müze haline getirerek Edremitli yurttaşlarımızın hizmetine sunacağımızı da bilmenizi isterim.

Sabahattin Ali adına hazırladığımız ve açılışını gerçekleştireceğimiz anıtın da bahsetmiş olduğum bu değerlere sunulmuş en önemli katkılardan birisi olduğunu düşünüyorum. Bu önemli anıtın açılışı dolayısıyla gerçekleştirdiğim konuşmamı, Sabahattin Ali’nin 1933 yılında Sinop Cezaevi’nde hükümlü bulunduğu sırada yazdığı  “Aldırma Gönül” adlı eserden bir dörtlükle tamamlamak istiyorum: “Başın öne eğilmesin/Aldırma gönül, aldırma/Ağladığın duyulmasın/Aldırma gönül, aldırma!” Katılımlarınız için teşekkür ediyorum.” dedi.

Yorumlar

yorum