8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlandı

Yazar Hakkında Son YazılarıAbout Haber MerkeziC.M Sanayispor’da Teknik Patron Kadir Aydemir – 22 Haziran 2016KANGREN OLMUŞ SORUNLAR ÇÖZÜLÜYOR – 21 Haziran 2016HAVRAN PAZARYERİ’NDE ” RAMAZAN BEREKETİ” – 21 Haziran 2016DENİZ KUM GÜNEŞ FESTİVALİ RENKLİ GÖRÜNTÜLERLE SON BULDU – 21 Haziran 2016BSM DE MİNİKLER SAHNEYE IŞIK SAÇTI – 21 Haziran 2016MHP’DE TÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİ GERÇEKLEŞTİ, ZAFER MUHALİFLERİN […]

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlandı

Burhaniye Demokrasi Güçleri’nin düzenlediği program dahilinde, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü halaylar ve sloganlar ile coşkulu ve olaysız şekilde kutlandı.

Eski Halk Kütüphanesi önünde toplanan kadınlar, buradan başlattıkları yürüyüş ile Cumhuriyet Meydanı’na yürüdüler. Erkeklerin de destek verdiği 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamalarında hazırlanan basın açıklamasını Pervin Tümer Çağlayan okudu.

Okunan açıklamada; “Değerli Basın Emekçileri, Sevgili Kadınlar, Yoldaşlar, Arkadaşlar. Hoş geldiniz!

Bugün; Dünya Emekçi Kadınlar Günü.

Amerika’da 8 Mart 1857’de bir tekstil fabrikasında, daha iyi çalışma koşulları için greve giden kadın işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında fabrika önünde kurulan barikatlardan kurtulamayarak ölmeleriyle gündeme gelen, kadınların erkeklerle eş haklara sahip olmak yolunda verdiği mücadelenin adıdır 8 Mart.

Bugün dünyanın her yerinde, bütün kentlerinde kadınlar, eşitlik, adalet, özgürlük, emek, barış ve dayanışma için seslerini ve isyanlarını birleştiriyorlar.

Bugün dünya kadınları, hayatı ve dünyayı kadınlardan yana değiştirmek için, örgütlenmek için sokaktalar.

Biz kadınlar; Küresel kapitalist sistem ve neo-liberal politikaların ürettiği ekonomik kriz yüzünden her geçen gün yoksullaşıyorken, yoksulluğumuz ise kadınlaşıyor.

Kriz bahanesiyle birçok kadın işten atılıyor ya da sigortasız, güvencesiz, düşük ücretle ve esnek koşullarda çalışmaya zorlanıyor.

Bugünkü AKP zihniyeti, kürtaj yasağı ile kadınlara en az 3 çocuk doğurma baskısı ile ve çocuk için verilecek teşvik primleri ile kadını eve zincirlenmeye çalışıyor. Ayrıca ev içinde kadınların görünmeyen emeği, daha da görünmez hale getiriliyor.

Yoksulluğumuz, işsizliğimiz, açlığımız arttıkça daha çok şiddete uğruyoruz. ‘Şiddete Hayır’ dediğimizde ise karşımıza ailenin kutsallığı çıkartılıyor. Ailenin kutsallığı ailenin erkeği, ya da diğer ‘erk’ler tarafından gelen tacizi, tecavüzü, dayağı, baskıyı görünmez kılıyor. Geldiğimiz son noktada ise sapkın bir babanın öz kızına duyacağı şehvet tartışılır hale getirildi.

Devlet, talep ettiğimiz yasal değişiklikleri yapmadığı gibi var olan yasaları da uygulamıyor. Haksız tahrik indirimi uygulanarak şiddetin failleri, devlet tarafından korunuyor. Biz bugün; Özgecan’ların, Güldünya’ların, Arin’lerin, Berivan’ların, Ali İsmaillerin, Berkinlerin, 28 kurşunla vurulduktan sonra zırhlı araçla sokaklarda sürüklenen Hacı Lokman Birliğin, keskin nişancılarla vurulan 10 yaşındaki Cemile Çağırga’nın, biz bugün; teröre kurban verdiğimiz tüm asker-sivil vatandaşlarımızın ve onların analarının çığlıklarıyız.

Savaşın, zorba ve erkek zihniyetli güçleri, Ekin Wan örneğinde olduğu gibi, ölü kadın bedenlerini teşhir ederek tecavüz kültürünü meşrulaştırmakta, adeta kadın bedeninin ölüsünü-dirisini, toplumu aşağılama, sindirme, geri çekme ve kadını özgürlük mücadelesinden alıkoyma yöntemi olarak kullanmaktadır.

 

Kulaklarını tıkayanlara haykırıyoruz: Her yerde kadın olacağız! Kadın her yerde olacak!

HES’lerle, maden ve taş ocaklarıyla, termik ve nükleer santrallerle, kırsal-kentsel dönüşüm projeleriyle halkın yaşama alanları talan ediliyor, yağmalanıyor. Kültürüne doğasına, yaylasına, deresine sahip çıkan Karadeniz kadını bugün ‘İnadına Yaşam, İnadına İsyan’ diyor.

Dün Hemşin yaylalarında “Vali kim, kaymakam kim, ben halkım” diyen Havva Ana’nın sesi, bugün Cerattepe’de direnen Artvin’li kadınların direnişine güç katmıştır.

Dağların, derelerin, ormanların ve halkların kardeşliği adına; Burhaniye’den, ‘Selam Olsun Karadeniz’in Yürekli Kadınlarına’ diyoruz.

Ataerkil namus anlayışı, kadınların kendi hayatları ve kendi bedenleri üzerine söz söylemesine izin vermiyor.

Cezaevinde kadınlar tecrit koşullarında yaşamak zorunda bırakılıyor, kadına gözaltında şiddet artarak devam ediyor.

Kadına yönelik şiddetin en yoğun yaşandığı süreçlerden biri de hiç şüphe yok ki savaşlardır. Savaşlarda, kadınlar ve kız çocukları sırf cinsiyetlerinden ötürü sayısız fiziksel ve cinsel şiddete uğruyor.

Oysa: İnsan vicdanına en anlamlı dokunmadır, annelerin çığlığı. Savaşlara ‘dur’ demenin ortak dilidir kadın.!

Erkek savaşta bir kez ölürken, kadın kocasını savaşa gönderdiğinde ölmeye başlar dilim, dilim.

Göçe zorlanır, yollarda yitirdiği her çocuğuyla yeniden ölür. Ezidi Hevî yüzlerce kez tecavüze uğrar, köle olur satılır İŞİD pazarlarında yanıbaşımızda. Tecavüz sonrası olan savaşın çocuklarını doğurmak zorunda kalır Avrupa’nın göbeğinde Boşnak Semira.

Rojava’da özgürlük mücadelesinin tarihini yazar kadın, kanıyla. O yüzden, barışı en çok kadın ister.

Kanla beslenen teröre oğlunu kurban veren annelerin çığlığı, Cizre’deki, Sur’daki Kürt annenin Tanrı’ya yakarışıdır barış. Tam da bu yüzden yüreği ‘barış’ atar kadının.

Bir yanda feodalizmin çok eşliliğe ve berdele razı edilmiş kimliksiz kadınlar, Diğer yanda onların çocukları, çocuk gelinler!

İşte bunun içindir ki; biz kadınlar yoksulluğu, işsizliği, şiddetin her türlüsünü, savaşı, militarizmi en yoğun ve en ağır biçimiyle yaşamaya devam ettikçe mücadeleye de devam edeceğiz.

Kadın mücadelesi, aynı zamanda şiddetle hesaplaşma mücadelesidir.

Dünyanın yarısı biz isek, eşit ve hakça bir paylaşım için devrim kavgasının yarısı da biz olmalıyız !

Yaşadığımız coğrafyada, emperyalizmin kanlı savaşlarının ve tırmandırılan şovenizmin yaşattığı acı ve gözyaşına rağmen acıyı bal eylemek, kadın hak ve özgürlüklerini büyütmek ve sömürünün kaynağı olan düzene karşı, hayatın her alanında örgütlenmek zorundayız.

Sizden olmayan herkesin ‘öteki’ olduğu bu ülkede, toplumun her kesiminden ezilen, dışlanan ama isyan eden kadının; barış, emek ve demokrasi mücadelesinde , düşlediğimiz sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız, eşitlikçi, özgür bir dünya için, sokaklarda, fabrikalarda, okullarda, hastanelerde kısacası yaşamın her alanında olmaya devam edeceğiz.

Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz, özgürlüğümüz İçin örgütlenmeliyiz.

Çünkü gün dayanışma günüdür…

Çünkü gün direnme ve isyan etme günüdür…

Çünkü gün kadınların mücadele günüdür..

Yaşasın 8 Mart!

Yaşasın Kadın Dayanışması…!”denildi. Şenol Torlak

 

 

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.