YENİ SÖYLEMLER GEREK

Anadolu Kadın Hareketi Başkanı Birsen Temir ve Halk Evleri önceki dönem genel başkanı İlknur Birol Ayvalık’ta “Kadına Şiddet” konulu paneli gerçekleştirdiler. 8  Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne yaklaştığımız şu günlerde Birsen Temir ile gerçekleştirdiğimiz röportajda kadının toplumdaki yerini konuştuk. Anadolu Kadın Hareketi’ni kurduğunuz günden bugüne değişen bir şey var mı? 15 yıl önce ilk kadın […]

YENİ SÖYLEMLER GEREK

Anadolu Kadın Hareketi Başkanı Birsen Temir ve Halk Evleri önceki dönem genel başkanı İlknur Birol Ayvalık’ta “Kadına Şiddet” konulu paneli gerçekleştirdiler.

8  Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne yaklaştığımız şu günlerde Birsen Temir ile gerçekleştirdiğimiz röportajda kadının toplumdaki yerini konuştuk.

Anadolu Kadın Hareketi’ni kurduğunuz günden bugüne değişen bir şey var mı?

15 yıl önce ilk kadın örgütlenmesini kurduğum günlere baktığımda o günden bugüne değişen hiçbir şey yok. Bir adım bile ileri gitmemişiz. Bugün Türkiye’de insan hakları problemi var ve bunun yanında da kadın problemi derken kadına şiddet,taciz ve tecavüzün yüzde 2500 arttığı bir ülkede yaşıyoruz.

8 MART KUTLANACAK BİR GÜN DEĞİL

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün kutlanılacak bir gün olmadığını düşünüyorum. Ve kutlamaları da çok anlamsız buluyorum. Ellerine karanfil alarak kadınlara çiçek götüren siyasileri yıllardan beri eleştiririm. Çünkü karanfil sosyalist bir çiçektir. 1800’lerin sonunda sosyalist enternasyollerin yakalarına taktıkları bir çiçektir. İdeolojik bir duruşu olan çiçeği eline alıp da “ Al senin gününü kutluyorum” dercesine kullanmak bile yanlıştır.

MEDYA CİNAYETE İLGİ GÖSTERİRSE O İSİM AKILLARA KAZINIYOR

Özgecan cinayetinden sonra TBMM’de Anadolu Kadın Hareketi olarak bir protesto gösterisi yapıp bir basın açıklaması gerçekleştirmiştik. Bu cinayet ne bir ilk ne de bir son demiştik. Özgecan’dan sonra tüm Türkiye ayağa kalkınca sandık ki bundan sonra kadın cinayeti olmayacak. Ama Özgecan’dan üç gün sonra bir kadın cinayeti gerçekleşti yine. Ülkede kadınlarla ilgili sorunlar, medyatik olarak gündeme gelip gelmemesi ile ilgili oluyor genellikle. Medya cinayete ilgi gösteriyorsa o isimler akıllara kazınıyor. Onlarca kadın ölüyor. Ben artık rakamları sayamıyorum. Anlamlı da olduğunu düşünmüyorum. Geçen yıldan bu yana değişen ne oldu? Hiçbir şey.

POZANTI’DA ÇOCUKLAR HALA TECAVÜZE UĞRUYOR

Türk Ceza Kanunu’ndaki yasalar da yeterli. Onda da bir sorun yok. Yasaları uygulamakta sorunumuz var. N.Ç davası tüm ülkenin vicdanını acıtmıştı.N.Ç’den sonra 12 yaşındaki bir kız çocuğuna 6 kişi tecavüz etti ve hakim iyi hal indirimi verdi. Bunlar doğru düzgün cezalandırılmadı bile. Ben bu hakimlerin zihniyetinin de bunlarla aynı olduğunu düşünüyorum. 12 yaşında bir çocuğa tecavüz edilmiş sen buna nasıl bu kadar hafif ceza verirsin anlamak mümkün değil. Demek ki beyninin arkasında böyle bir şeyi ben de yapabilirim duygusu var ki bu cezayı hafifletiyorlar. Kendi çocuklarını yapılsa ki biz böyle bir şeyi asla istemeyiz, örneklendirmesi bile doğru değildir ama nasıl davranacaklarsa öyle davranmaları gerekiyor. Pozantı cezaevinde tecavüze uğrayan çocukları ilk gündeme getiren Anadolu Kadın Hareketi’dir. Yıllarca ben bu davanın peşinde koştum. O çocuklar hala tecavüze uğramaya devam ediyorlar. Cezaevi bile olsa devletin koruması altında olan yerlerdir buralar. Kendi güvenliğini sağladığı bir yerde devletin acziyetini gördük. O acziyeti kabul etmemek adına dava kapandı. Onlar genç çocuk siyasi sebeplerden dolayı anıldı. Uydurma suçlar yükleyerek siyasi suçlu olarak gösterdiler o çocukları. Ve o çocuklar hala tecavüz ediliyor. İğrenç bir sistemin kurbanları.

ERKEKLER EVLERİNDEKİ KADINLARDAN FARKLI BİR KADINA TAHAMMÜL EDEMİYOR

Seçimler yapıyoruz, seçimler antidemokratik. Nerede bir apolitik bir kadın var o öne çıkıyor. Buna erkekler de çanak tutuyor. Erkekler de suskun ve sessiz. Evlerinde gördükleri kadınlar haricindeki kadınlara destek vermiyorlar. Aynı tip kadın olsun, arada çay kısır partileri düzenlesin, evde temizlikle uğraşsın. Apolitik kadınlar da pek çok erkeğin işine geliyor. Kadın örgütlenmesini atıl halde görüyorlar.

YENİ SÖYLEMLER GEREK

Kadınlar tacize uğruyor, tecavüze uğruyor ama CHP’ye gelmiyor. Neden? Çünkü kadınlar bizim onların yaşadığı sıkıntılara çözüm üreteceğimize inanmıyorlar. Bizim yeniden umut olup, yeni söylemler söylememiz gerekiyor. Biz Anadolu Kadın Hareketi olarak yıllardır bunu söylüyoruz ama karar mekanizması olmadığımız sürece bunları hayata geçirmek çok mümkün olmuyor.

BİRBİRİMİZİN ELİNİ TUTMAKTAN KORKMAYALIM

Biz mücadelemizi devam ettireceğiz. Diğer kadınlara da sesleniyorum. Birbirimizin elini tutmaktan korkmayın. Dayanışma olmazsa biz kaybediyoruz, Türkiye kaybediyor.

Kadınlar olmadan barış olmaz diyorlar ama hangi kadını öne sürüyoruz. Şu anda Türkiye’de barışı konuşacak kaç kadın var? Korkmamak lazım.

“Ben bu koltuğa sahibim,bu elimden giderse ne yaparım?” diyen kadınlar değil, yurdu için ülkesi için korkmadan her şeyi göze alan kadınlara ihtiyacımız var.

Halk Evleri önceki dönem Genel Başkanı İlknur Birol, 2016’nın 8 Mart’ına girerken Türkiye coğrafyasında kadına yönelik şiddet vakalarının, kadın emeğinin değersizleştirileceği yasal düzenlemelerin parlamentoda bulunduğu, açık savaş ortamının, annelerin ağladığı dönemdeyiz. 8 Mart’ın büyük kentlerde yasaklandığı, günde 5 kadının erkekler tarafından katledildiği bir coğrafyada 8 Mart’a giriyoruz. Taciz vakalarının önünün alınamadığı, diyanet fetvalarının kadını toplumun en geri unsuru durumuna getirecek dinsel yorumların topluma pompalandığı bir 8 Marta giriyoruz.” dedi.

EMEĞİMİZİ VE YAŞAM HAKKIMIZI KORUMALIYIZ

Tüm etnik kimliklerden ve inanç gruplarından kadınların özgür ve eşit bir hayat hayalleri, kendilerinin toplumsal hayatın en gerisinde kalmalarını sağlayabilecek bütün düzenlemeleri reddetmek ve bu reddetmeyi gerçek anlamda bir direnişe dönüştürme rolleri var.

Erkek egemenliğinin kapitalizmle tarihsel bir işbirliği vardır. Türkiye’de kadınlara yönelmiş bütün bu şiddet ve saldırmaların tamamında bu işbirliğinin dinin siyasete alet edilmişliği, dinin toplumsal hayata çok derin nüfuz edilmesi gerektiğini söyleyen gerici bir zihniyet eşlik etmektedir.

Üçü yanyana geldiğinde kadınlar için ortaya çıkan sonuç, ölüm,katledilme,emeğinin yok sayılması,ikinci sınıftan çok daha gerilerde bir toplumsal model, gericileştirilmiş ve saldırıya açık bir pozisyonun kuvvetlendirilmesi. Böyle bir durumda emeğimizin, yaşam hakkımızın korumak geliştirmek ve bunu eşitlik içeren hukuksal formlara kazandırılması için mücadele etmek zorundayız.

Coğrafyanın bir tarafı kan ağlarken, kadınlar ve çocuklar ölürken, ölen çocukları koynunda taşımak zorunda kalan kadınlar varken 8 Mart’ın tüm taleplerinin yanında eşlik etmesi gereken birinci talep barış olmak zorundadır. Kadının doğasında olan barış duygusu, eşitlik, emeğe saygı, insani varlığa saygı, doğaya saygıyla ve bütün çatışmalardan arındırılmış fikirle yeniden kurulmayı bekliyor.

Aslında kadınlara çok önemli rol düşüyor. Bütün kadınların kötülüklere direnmeyi iyilikler için de harekete geçmeyi çağırmaktan başka şansımız yok.

Yüksel  KALKAN

Yorumlar

yorum