GAZİ ŞEHİTLERİ UNUTULMADI

Alevi Kültür Derneği Burhaniye Şubesi Gazi Şehitleri katledilişlerinin 21.Yılında basın açıklaması ile andı. Açıklamada; “90’lı yıllar, çoğu kesim tarafından Cumhuriyet tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olarak kabul edilir. 1980 darbesi sonrası sindirilen halk, 90’larda ise devlet içerisindeki illegal örgütlerin yaptığı faili meçhul olaylarla sindirilmeye çalışıldı. 1990 lı yıllar  ‘korkunun yılları’ oldu. 12 Mart 1995 tarihinde Gazi […]

GAZİ ŞEHİTLERİ UNUTULMADI

Alevi Kültür Derneği Burhaniye Şubesi Gazi Şehitleri katledilişlerinin 21.Yılında basın açıklaması ile andı.

Açıklamada; “90’lı yıllar, çoğu kesim tarafından Cumhuriyet tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olarak kabul edilir. 1980 darbesi sonrası sindirilen halk, 90’larda ise devlet içerisindeki illegal örgütlerin yaptığı faili meçhul olaylarla sindirilmeye çalışıldı. 1990 lı yıllar  ‘korkunun yılları’ oldu.

12 Mart 1995 tarihinde Gazi mahallesinde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu mekanlar aynı  anda kimliği belirsiz kişilerce bir taksiden otomatik silahlarla açılan ateşle tarandı.  Aynı gün İstanbul valiliği Gazi Mahallesi ile iki mahallede (Zübeyde Hanım ile Esentepe)  sokağa çıkma yasağı ilan etti. Gazi mahallesi‘ne giriş ve çıkışlar polis kontrolüne alındı.

14 Mart günü Cem evi önünde toplanan kitlenin kendi arasından çıkardığı komite 4 maddelik bir istek listesi hazırladı. İstekleri yerine getirilmezse protestoların devam edeceğini belirttiler. Ancak bu istekler reddedildi ve aynı gün içinde 15 kişi yaşamını yitirdi.  15 Mart‘ta olaylar Ümraniye‘ye sıçradı. Ümraniye’de 4 kişi yaşamını yitirdi. Mustafa Kemal Mahallesi’nde çıkan olaylarda beş kişinin ölmesi ve yirmiden fazla kişinin yaralanması üzerine bu bölgede de sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 16 Mart‘ta dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu olayların yatıştırıldığını söyleyerek bölgedeki sokağa çıkma yasağının kaldırıldığını açıkladı. Ancak 40’a yakın ölü ve yüzlerce yaralı vardı.

Devlet, saldırıyı üzerine yıkacak örgüt bulmakta zorlandı. Önce “PKK yaptı” denildi, ardından ise “TİT üyeleri ateş açtı” açıklaması yapıldı. Dönemin DYP’li İçişleri Bakanı Nahit Menteş, “PKK olabilir, Hizbullah olabilir. Beraber işbirliği yapmış da olabilirler.

Bu katliamların izi sürüldüğünde Sivas’a, Çorum’a,  Maraş’a çıktığı açıkça görülecektir. Katliamı yapanların aklanması konusunda gösterilen çaba da bunu kanıtlar niteliktedir. Devletin tüm kurumları elbirliğiyle örtbas etti.

O dönem olayın sorumlusu hiçbir üst düzey yetkili yargılanmadı. 20 polise dava açıldı. Dava ‘güvenlik sebebiyle’ üç şehir gezdirilip 2001 yılında karara bağlandı. Sadece iki polis ceza aldı. Daha sonrasında Yargıtay polisler hakkında ‘haklarında adam öldürmeye dair net deliller bulunmadığından’ dolayı kararı bozdu.

Katliam, Çorum, Maraş, Sivas ve Malatya’dan farklı değildi. Bir kaos ortamı yaratmak istediler. Sivas’ta da yapılan da buydu. Bir dini çatışma varmış gibi gösterilmek istendi. Ancak tüm bunların sorumlusunun şimdi “derin devlet” denilen, devletin içindeki yapı olduğu açık. Katlettikleri yetmedi, dava süreci de aileler için ayrı bir eziyete dönüştü.

Demokratik kamuoyunun ve Alevi yurttaşlarımızın beklentisi bu katliamı gerçekleştirenlerin, katliam emrini verenlerin, bütün sorumluların yargı önüne çıkartılıp hak ettiği cezaya çarptırılmasıydı. Ancak öyle olmadı. Gazi davası sürecinde yaşanan hukuksuzluklar, bu provokasyonu gerçekleştiren karanlık güçlerin devlet tarafından korunduğunu gözler önüne serdi.

Kamışlı katliamı Suriye’nin, Halepçe katliamı Irak’ın, 12 Mart darbesi, Gazi katliamı ve Suruç, Cizre, Ankara, Sur, Roboski’deTürkiye’nin; karanlık yüzlerindendir.

Gazi, Beyazıt, Halepçe gibi katliamlar karşısında kör, sağır, dilsiz kalanlar bugün de tarihin karanlık sayfalarına yenilerini eklemeye, katliamcılara kol kanat germeye, yaşananların hafızalardan silinmesi için ellerinden geleni yapmaya devam etmektedir. Bizlerde yeni katliamlara meydan vermemek için barış, eşitlik ve özgürlüğün hakim olduğu bir dünya yaratma mücadelemizi sürdüreceğiz.

Bundan 21 yıl önce  gerçekleştirilen katliamın perde arkasından organize edenler ile tetikçilerini kınıyoruz.Katliamın arkasındaki gerçek güçlerin ve sorumluların açığa çıkarılarak cezalandırılmasını istiyoruz. AHİM kararına uyularak yeniden yargılamanın yapılmasını bekliyoruz.

Türkiye artık katliamlarla anılmak istemiyorsa geçmişiyle yüzleşmek, hesaplaşmak, karanlık olayları aydınlatmak ve sorumluları yargı önüne çıkarmak zorundadır. Türkiye ancak bu sayede demokratikleşebilir, Kürt ve Alevi sorununun çözümünü de içeren yeni bir sayfayı ancak böyle açabilir.

Bu vesileyle başta Gazi olmak üzere tüm katliamlarında yaşamlarını yitiren kardeşlerimizi, canlarımızı bir kez daha saygıyla anıyor, sorumlulardan hesap sorulması ve adaletin gerçekleşmesi için mücadelemizi kararlı bir biçimde sürdüreceğimizin sözünü tekrarlıyoruz.”

Şenol Torlak

Yorumlar

yorum