BİR ŞEY YAPMALI

Pazartesi mesaisi sıkıcıdır. Pazartesi Sendromu denir ya. Bu Pazartesi her zamankinden daha sıkıcı daha üzücü. Pazar günü Ankara’da yaşanan katliamda 34 canımız gitti yüzlerce yaralımız var. İşte böyle bir sabaha uyandı Türkiye. Akşamda sabaha neler var diyerek televizyonlarda kısa haber turundan sonra çağımızın olmazsa olmazı Sosyal paylaşımlara bir göz attım. Fikirlerine her zaman değer verdiğim […]

BİR ŞEY YAPMALI

Pazartesi mesaisi sıkıcıdır. Pazartesi Sendromu denir ya. Bu Pazartesi her zamankinden daha sıkıcı daha üzücü. Pazar günü Ankara’da yaşanan katliamda 34 canımız gitti yüzlerce yaralımız var.
İşte böyle bir sabaha uyandı

Türkiye. Akşamda sabaha neler var diyerek televizyonlarda kısa haber turundan sonra çağımızın olmazsa olmazı Sosyal paylaşımlara bir göz attım.
Resim1

Fikirlerine her zaman değer verdiğim Araştırmacı, Halkbilimci Emekli Öğretmen Oğuz Kaplan hocamın paylaşımı beni çok etkiledi. Oğuz hocamın paylaşımı aynen şöyleydi;”Rast gele yaşanılan bir ülkede yaşamak istemiyorum, birilerinin telefon edip “sağ mısın sende, sizde bir şey yok değil mi” denilen bir ülkede yaşamak istemiyorum. İstemiyorum bombaların patladığı illerdeki dostlarımı arayıp sizlerde bir şey yok değil mi demeyi. Sanki ölenler insan değilmiş gibi, sanki ölenler bu ülkede yaşamıyormuş gibi. Ben Müslüman’ım deyip ibadet edenleri istemiyorum, ben aleviyim deyip ibadete gideni istemiyorum. Kimliğini söylemeden, reklâmını yapmadan ibadet eden insanları özledim. Komşusunun hatırını soran, ağlayınca ağlayan gülünce gülen insanları özledim. Tüm ülkedeki insanların derdini kendine dert eden hatta dünya insanlarının sorunları ile ilgilenen onlarla sevinip onlarla üzülen insanları özledim. Bir yaşlı gördüğünde “yardıma ihtiyacın var mı” diyen, küçük bir çocuğu sevgiyle kucaklayan insanları özledim kucaklayıp ta yere çarpanları değil… Kısaca bu ülke rast gele yaşanılan bir ülke oldu, tez zamanda BİR ŞEY YAPMALI, BİR ŞEY YAPMALI…”

Hocam olayı gayet güzel yorumlamış. Yoruma katılmamak mümkün değil.
Evet BİR ŞEY YAPMALI. Herkesin önce kendi özeleştirisini yapıp acaba ben ne yapabilirim diye sorması gerekiyor.
Oğuz Kaplan hocamın yorumunu okuduğumdan beri soruyorum kendime ne yapmalıyım?
Benim soyum, mezhebim, dinim, ırkım kimseyi ilgilendirmez ben bu kimliğimle ülkemde öncelikle YAŞAMAK istiyorum. Herkesinde kendi kimliği ile bu ülkede YAŞAMA hakkı var onlara saygı duymalıyım. Kimseyi bu ülkeden kovalamaya hakkım yok, başkalarının da beni ötekileştirmeye hakkı yok
Geçmişte yaşadık, teröre lanet mitinglerini. Birileri bir yerde diğerleri başka zamanda başka yerde. Senin teröre lanet mitingin, benim teröre lanet mitingim. Kardeşim her şeyi ayrıştırdık bari terörü ortak lanetleyelim. Yok olmaz.

Öncelikle teröre karşı tabanda birleşebilmeliyiz. Terörü MHP lanetliyorsa bende lanetliyorsam ben MHP’li değilim, Terörü HDP lanetliyorsa bende lanetliyorsam ben HDP li değilim. Herkesin ayrı bir siyasi görüşü olabilir. Birbirimizi hemen yargılamamalıyız. Terör hepimizin ortak düşmanıdır. Terörün yarın kimi hedef alacağı belli değil. Bugün Ankara yarın İstanbul sonra orası burası.

Ülkede terörün bitirilmesi veya en aza indirilebilmesi için asıl sorumluluk önce İktidar olmak üzere siyasi partilerde. Siyasi partiler mecliste teröre karşı ortak bir irade ortaya koymaları gerekir.

Yereldeki siyasi parti yöneticileri de üyelerini bu ortak irade doğrultusunda teröre karşı örgütlemeli, bütün halkın teröre karşı tek yumruk olduğunu gösterebilmelerine katkı sunmalıdırlar.

Bir aile düşün baba ayrı telden, anne ayrı telden çocuk ayrı telden çalarsa o aile yıkılmaya mahkûmdur. Çünkü dışarı da o ailenin tepsine binmek isteyen fırsatçılar çoktur. Biri çocuğu kafa kola alıp çeşitli yasadışı işlerde kullanmak ister, kimisi o kadını veya kız çocuklarını ele geçirip pavyonlarda barlarda hatta genel evlerde çalıştırmak ister. İster oğlu ister.

Ülkemizde terör yapanlarda işte bu benzer düşüncedeler. Ülke üzerinde kötü emelleri olanlar. Onlara fırsat verilmemesinin en önemli koşulu birlik ve beraberliğimizi koruduğumuzu, bu ülkede birlikte kardeşçe yaşadığımızı tüm dünyaya gösterebilmemizdir.
Bizler halk olarak birbirimizi dışlamadan bu ülkede yaşamak isteğimizi gösterirsek ve siyasilerimizde kendi çıkarlarını bir tarafa bırakıp halkın refah ve mutluğu için yasal düzenlemeleri yapmaya çalışırsa bu ülke hepimize yeter.
Evet BİR ŞEY YAPMALI.
İŞE BİRLİKTE OLMAKLA BAŞLAYALIM.
Hüseyin EROĞLU

Yorumlar

yorum