MAHKEMELER SİNDİRME VE TEHDİT ARACINA DÖNÜŞTÜ                                                                                                        

CHP Balıkesir İl Başkanı Ender Biçki   MAHKEMELER SİNDİRME VE TEHDİT ARACINA DÖNÜŞTÜ CHP Balıkesir İl Başkanı Ender Biçki gündeme ilişkin basın açıklaması yaparak çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Biçki, açıklamasında; “Adı “SULH” olmasına karşın, kuruluş amacı ve yargılama usulleri, Cumhurbaşkanının ve AKP iktidarının toplumu ayrıştırma kamplaştırma stratejisi doğrultusunda, hukuku kullanarak, emre amade kılmak olan bu mahkemeler […]

 MAHKEMELER SİNDİRME VE TEHDİT ARACINA DÖNÜŞTÜ                                                                                                        

CHP Balıkesir İl Başkanı Ender Biçki

 

MAHKEMELER SİNDİRME VE TEHDİT ARACINA DÖNÜŞTÜ

CHP Balıkesir İl Başkanı Ender Biçki gündeme ilişkin basın açıklaması yaparak çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Biçki, açıklamasında; “Adı “SULH” olmasına karşın, kuruluş amacı ve yargılama usulleri, Cumhurbaşkanının ve AKP iktidarının toplumu ayrıştırma kamplaştırma stratejisi doğrultusunda, hukuku kullanarak, emre amade kılmak olan bu mahkemeler sindirme ve tehdit aracına dönüştü!” dedi.

CHP Balıkesir İl Başkanı Ender Biçki açıklamasını şöyle sürdürdü;”Cumhurbaşkanı ve Başbakan el koyma ve kayyum atama kararlarını “yargı kararı, hukuki kararlar, mahkeme kararı” olarak savunmaktadırlar. O halde, en yüksek yargı organı olan Anayasa Mahkemesi’nin kararına bile saygı duymadığını, uygulamayacağını, kararı tanımadığını söylemekte sakınca görmeyen Cumhurbaşkanı ve Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetki alanını sınırlayacaklarını kaydeden Başbakan, Sulh Hukuk Mahkemesi’nde, bir tek hâkimin verdiği bu kararlara, herkesin saygı duymasını, kararı tanımasını, karara uymasını nasıl bekleyecekler? 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmaları sırasında bir gecede yasa değiştirip, Sulh Hukuk Hâkimliklerini, mahkemelerini kuranlar ve bu mahkemeler aracılığıyla, dosyaları kapatanlar kendileri. Her şeyi tek bir hâkimin iki dudağına ve vicdanına hapseden bu mahkemeler gerçekte Cumhurbaşkanının ve AKP’nin kendi özel yargısı, sözlerinden çıkmayan, emir-kumanda-talimatla karar veren, kendi özel mahkemeleri. Başlatılan bu sürecin, önümüzdeki günlerde yeni mahkeme kararlarıyla farklı noktalara taşınacağı, yargının siyasi emellere alet edilip, iktidarın sopasına dönüştürüleceği apaçık görülmektedir.

AKP’nin derdi Suriyeli göçmenler değil gelecek para. Kendi çocuklarına, kadınlarına insanca yaşam olanaklarını sunmakta zorlanan Türkiye, yeni gelecek yüz binlerce çocuğa, kadına bu imkânları nasıl sağlayacak? Suriyeli Göçmenleri Geri Kabul Anlaşması’nın, Türkiye için büyük bir sıkıntı olacaktır.

Cumhurbaşkanının “4 ay geçti hâlâ 3 milyar Euroyu vermediler, umarım Başbakan Brüksel’den 3 milyar Euroyu alır gelir” sözleri, Cumhurbaşkanının ve hükümetin gerek soruna, gerekse AB ile ilişkilere bakış açısını, net bir şekilde özetliyor. 3 milyar Euro için Türkiye’nin katlanacağı sosyal, siyasal, ekonomik sorunların, orta ve uzun vadede çıkartacağı ağır maliyetleri, önümüze koyacağı faturayı, hesap etmek yerine, tüm dertleri günü kurtarmak, AB’den pazarlıkla biraz daha para kopartmak. Yunanistan Başbakanı ile Başbakan Davutoğlu’nun yaptığı görüşmede, Yunanistan’ın adalara toplanan mültecileri Türkiye’ye iade etmesi yanında, Almanya’dan Hollanda’ya, Fransa’dan İtalya’ya varana kadar, AB üyesi ülkelerdeki Suriyeli olsun olmasın, mülteciler de Türkiye’ye gönderilecek. Yeni anlaşmaya göre, Avrupa’ya geçen ve aralarında Suriyelilerin de bulunduğu tüm kaçak sığınmacılar, Türkiye’ye iade edilecek. Buna karşı AB, sadece Yunan adalarından Türkiye’ye gönderilecek her bir Suriyeli için Türkiye’den bir Suriyeli mülteciyi kabul edecek. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin 1 Mart 2016 itibarıyla açıkladığı sayılara göre, 2015 yılı sonuna kadar, Yunan Adalarına gelen ve adalar üzerinden Avrupa’ya gitmeye çalışan, Yunan adalarında bulunan toplam mülteci sayısı 856 bin 723’e ulaşmış bulunuyor. 2016 yılının başından 1 Mart’a kadar deniz yoluyla Yunan adalarına geçenlerin sayısı ise BM’ye göre, 123 bin 246 kişi. Yani, Türkiye’nin tamamını geri almayı kabul ettiği, Yunan adalarındaki toplam mülteci sayısı 1 Mart 2016 tarihi itibarıyla 979 bin 969 kişi. Türkiye, ülkedeki 3 milyona yaklaşan Suriyelilere ilave olarak, gelecek bu insanları nerede, nasıl barındıracak? Nasıl eğitecek? Kendi çocuklarına, kadınlarına insanca yaşam olanaklarını sunmakta zorlanan Türkiye, yeni gelecek yüz binlerce çocuğa, kadına bu imkânları nasıl sağlayacak?”

Hüseyin EROĞLU

Yorumlar

yorum