ÜLKEMİZ BİR KORKU TOPLUMU HALİNE GELMİŞTİR                        

  Pazar günü yüreğimiz bir kez daha yandı. Bu sefer terör yine Ankara’da masum insanlarımızı hedef aldı. Kısa bir süre önce yine Ankara’da askeri personeli taşıyan servis araçları hedef alınmış ve insanlarımız katledilmişti. Tüm halkımızı yasa boğan bu saldırıların, katliamların sonu gelmiyor. Son altı ayda sadece Ankara üç kez terör saldırılarına sahne oldu. Ülkemizin Başkentinde, […]

ÜLKEMİZ BİR KORKU TOPLUMU HALİNE GELMİŞTİR                        

 

Pazar günü yüreğimiz bir kez daha yandı. Bu sefer terör yine Ankara’da masum insanlarımızı hedef aldı. Kısa bir süre önce yine Ankara’da askeri personeli taşıyan servis araçları hedef alınmış ve insanlarımız katledilmişti.

Tüm halkımızı yasa boğan bu saldırıların, katliamların sonu gelmiyor. Son altı ayda sadece Ankara üç kez terör saldırılarına sahne oldu. Ülkemizin Başkentinde, en iyi korunduğu etkili önlemlerin alındığı belirtilen merkezde bu kadar rahat saldırıların olması herkesi kaygılandırmaktadır. Bugün için ülkemiz bir korku toplumu haline gelmiştir. Evine giden, işine, okuluna gidenler, alışverişe gidenler güven içerisinde olmadığını düşünüyorlar. Ben buradan bu saldırıda yaşamını yitiren vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve halkımıza başsağlığı; yaralılara da acil şifalar diliyorum.

SIFIR TERÖRDEN HER GÜN ŞEHİTLERİN GELDİĞİ TERÖR ORATAMINA GELİNDİ

AKP hükümeti sıfır terörle teslim aldığı Türkiye’yi , bütün uyarılarımıza rağmen uyguladığı yanlış politikalarla bugün maalesef her gün şehitlerin geldiği bir terör ortamına sürüklemiştir. Uygulanan yanlış politikaların bedelini askerimiz, polisimiz; güvenlik görevlisi olan evlatlarımız, halkımız  canlarıyla ödemektedirler. Balıkesir’imiz bu süreçte fazla şehit veren illerimizden olmuştur. Buradan ben bir kez daha terörle mücadelede şehit olan bütün vatan evlatlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.  Onlara Türk halkı olarak çok şey borçlu olduğumuzu burada özellikle belirtmek istiyorum.  Terörü  kuvvetli bir şekilde lanetlediğimi de ifade etmek istiyorum. Bugün bu yanlış politikaların sonucu ortaya çıkan olayların sorumluluğunu sağa sola; oraya buraya yüklemeye çalışan AKP artık kendisine bakmalı ve sorumluluğunun bilincine varmalıdır.  Terörle müzakere değil, mücadele edilmesi gerektiğini anlamasının zamanı gelmiş ve geçmiştir. Çözüm süreci diye çıktıkları yolda terör örgütünün şehirlere silah depolamasına göz yumdular. Şimdi o silahlarla evlatlarımız vuruluyor, şehit ediliyor. Bu nedenlerle Cumhuriyet Halk Partisi olarak o dönemin yöneticileri hakkında teröre yardım ve yataklık ettikleri gerekçesiyle dava açtık.

 

MİLLET BIKTI, USANDI BAŞKANLIK TARTIŞMALARINDAN..

Ülke yangın yerine dönmüşken, her gün askerimiz, polisimiz şehit olurken, sivil halk bombalı saldırıların hedefi olurken birilerinin öncelikli gündemi bunların dışında bir şey. Tutturmuşlar başkanlık aşağı, başkanlık yukarı. Bıktı, usandı bu millet bu tartışmalardan. Bırakın bir kenara artık bunu. Bugün ülkemizin ve halkımızın ihtiyacı huzurdur. Başkanlık halkımızın ihtiyacı değildir. Bir kişinin ihtiyacıdır. Yeter artık. Bezdirmeyin daha fazla bu milleti. Yazıktır, günahtır.

SURİYELİLERLE İLGİLİ AVRUPA İLE YAPILAN “KAYSERİLİ PAZARLIĞI” HALKIMIZI İNCİTİYOR

Baş etmek zorunda olduğumuz bir diğer sorun da Suriyeli göçmenler konusu. Sınırlarımızı yol geçen hanı haline getirdikten sonra sayıları üç milyona ulaştığı açıklanan Suriyeliler, takip ettiğiniz gibi Avrupa Birliği ile ülkemiz arasında bir süredir pazarlık konusu. Umuda yolculukta Ege Denizinde can verenler, Aylan bebeğin resmi ile simgeleşen göçmen konusu, Avrupa’nın da gündeminin başında bugünlerde. Bir şekilde yolunu bulup Avrupa’ya geçen göçmenleri geri göndermek isteyen Avrupa, Ülkemizle bir pazarlığa  oturmuş durumda.  Adına da Kayserili pazarlığı diyorlar. Avrupa’daki göçmenleri bizim almamız karşılığında 3 milyar Avro almak için çetin bir pazarlık yürüttüğümüz anlatılıyor günlerdir. Avrupa bize; size para verelim siz bunları ülkenizde tutun, bize göndermeyin diyor. Biz de, olur bize para verin gereğini yapalım diyoruz.  Bu da bir başarı hikayesi olarak sunulmaya çalışılıyor. Ülkemizin ve halkımızın haysiyetini inciten bu pazarlık konusuna son verilmelidir. İnsanların hayatı pazarlık masalarının konusu yapılmamalıdır.

EKONOMİ HAYATIMIZI ZORLAMAYA BAŞLADI

Hepimizin   hayatını doğrudan etkileyen bir diğer önemli husus ekonomi.  Uygulanan ekonomi politikası da hayatımızı zorlamaya başladı. Her gün onlarca telefon alıyorum, alanda yaptığım ziyaretlerde   gelen taleplerin başında “iş isteği” geliyor. Ülkemizde işsizlik çok yüksek düzeylerde seyretmektedir.  Uygulanan ekonomi politikası istihdam yaratmıyor. Halkımız bin bir emekle çocuklarını okutuyor, iyi bir iş sahibi olmasını istiyor. Ama çalışacakları iş yok. Yayınlanan istatistiklerde en fazla işsizliğin üniversite mezunlarında olduğunu görüyoruz. Genç işsizliği normal işsizlik oranının iki katına yakın. Balıkesir’imiz de işsizliğin yüksek seyrettiği iller arasında. Bildiğiniz gibi Sayın Genel Başkanımız tarafından enerji politikalarından sorumlu Başdanışman olarak atanmış bulunuyorum. Partimizin enerji alanındaki çalışmalarına, politikalarına bu noktadan katkı sunmaya çalışıyorum. O yüzden bu alana ilişkin bazı görüşlerimi ve tespitlerimi de izninizle paylaşmak istiyorum.

HAM PETROL FİYATLARI HIZLA DÜŞERKEN AKARYAKIT FİYATLARI AYNI ŞEKİLDE DÜŞMÜYOR

Bilindiği üzere bütün dünyada ham petrol fiyatları radikal bir şekilde düşüyor. Buna bağlı olarak akaryakıt fiyatları da düşüyor. Bakınız, 1.5 yılda ham petrolün varil fiyatı uluslararası piyasalarda 115 dolarlardan 30 dolara kadar geriledi. Buna bağlı olarak doğalgaz fiyatları da geriledi. Ama her ne hikmetse bu önemli miktarlardaki  fiyat düşmeleri bizim tüketicilerimize aynı oranda yansımadı, küçük miktarlarda indirimlerle geçiştiriliyor. Bir gün 5 kuruş indirim, ertesi gün 8 kuruş zam yapılarak halkı bu süreci takip edemez hale getirdiler. Uluslararası piyasalarda petrol fiyatları düşerken, akaryakıt fiyatlarını indirmeyenler, geçtiğimiz günlerde ham petrol fiyatlarının küçük bir miktar artmasını gerekçe göstererek benzine zam yaptılar.  Türkiye akaryakıt üzerindeki vergilerin en yüksek olduğu ülkeler arasında. Bugün için her benzin istasyonu Maliye Bakanlığının vergi dairesi gibi çalışmaktadır. Bir örnek verecek olursak 95 oktan kurşunsuz benzinin pompa satış fiyatının %65’i vergilerden oluşmaktadır. Diğer yakıt türlerinde de benzer bir durum söz konusu. Uluslararası piyasada hızla düşen petrol fiyatlarından halkımızın yaralanması için öncelikle bu vergilerin insaflı hale getirilmesi gerekmektedir. Enerji konusunda paylaşmak istediğim bir diğer konu da elektrik faturaları.

ELEKTRİK FATURALARI ÜZERİNDEN HALKIMIZ SOYULUYOR

Elektrik faturaları anlaşılamaz, incelenemez hale getirildi. Elektrik Faturalarıyla ilgili olarak son günlerde tartışılan konu, kayıp kaçak bedeli ile başka bazı bedellerin faturalarda gizlenmesi konusudur.  Elektrik faturalarındaki kalemler haksız ve hukuksuz olarak tahsil edilmektedir. Bu durum yargı kararlarıyla da tespit edilmiştir. Kayıp kaçak bedellerinin iadesine yönelik açılan davalarda yargı tüketiciler lehine kararlar veriyor. Verdiği kararlarda bu bedelin hukuka ve adalet anlayışına aykırı olduğunu özellikle belirtiyor.  Kayıp kaçak diyoruz. Kaçak; sayaçtan geçirilmeden elektrik kullanmak anlamına geliyor. Yani hırsızlık yapılması anlamına geliyor. Bunun da bedelinin elektriğini düzgün kullanan, sorumlu vatandaşlarımıza ödettiriliyor olması anlaşılamaz bir durumdur. Bunu önlemesi gereken, hırsızlık yapılması suretiyle kullanılan elektriğin bedelini tahsil etmesi gereken kamu ve dağıtım firmalarıdır. Sorumluluk onlarındır. Bu sorumluluğun vatandaşlarımızın sırtına yüklenmesi kabul edilemez. Kayıp kaçak , iletim  ve sayaç okuma bedelleri “Dağıtım Bedeli” adı altında toplanarak, kayıp kaçak  ve sayaç okuma bedellerinin halktan gizlenmesi yoluna gidildi. Örneğin tükettiği elektrik enerjisinin bedeli 53 lira  olan bir tüketici, aynı faturada 28 lira 92 kuruş dağıtım bedeli adı altında ilgisiz kalemlere para ödüyor. Yani elektrik enerjisi tüketimi ile ilgisi olmayan kalemlere ödediği para elektrik enerjisi bedelinin %54’ü oranında. Fonlar, paylar, vergiler de dahil edilince fatura tutarı 102 lira 35 kuruşa çıkıyor. Bu soygun düzeninde 53 liralık elektrik tüketimine karşılık vatandaşımız 102 lira fatura ödüyor. Ve haklı olarak isyan ediyor. Kendisini haraç ödüyor gibi hissediyor. Bu soygun düzeni sona erdirilmelidir. Ben buna son verecek bir kanun teklifi hazırlayarak Meclis Başkanlığına sundum. Elektrik faturaları üzerinden kayıp kaçak ve sayaç okuma bedeli adı altında bedellerin tahsilini yasaklayan kanun teklifim ilgili komisyonda görüşülmeyi bekliyor. Bu konuda TBMM’de bir basın toplantısı düzenleyerek bu soygunu anlattım. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuyu yakından takip ediyoruz, bu soygun düzeni sona erene kadar  peşini bırakmayacağız.

BALIKESİR BENİM AİLEM

Genel konulara ilişkin söylenecek çok şey var. Ama bugün burada Balıkesir’imizde sizlerin huzurundayım. Beni milletvekili olarak seçip Ankara’ya gönderen hemşerilerime çok şey borçluyum. Onlara karşı sorumluluğum var. Onlar benim ailem. Bu yola Balıkesir benim ailem diyerek çıktım. O yüzden  Balıkesir’imize yönelik olarak yaptığım çalışmaların küçük bir kısmını bu vesileyle sizlerle paylaşmak istiyorum. Balıkesir ekonomisinde tarım ve hayvancılık çok önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle zeytincilik bölgemizin en önemli ekonomik faaliyetlerindendir. Buradan hareketle seçimlerden hemen sonra bu konuyu ele  alarak ilgili meslek kuruluşları, zeytin ile ilgili kooperatif ve birlikler ile de görüşerek çok ayrıntılı bir çalışma ortaya koyduk. Bu konuda bir Meclis Araştırması açılması için Araştırma önergesi verdim, 60 soruluk bir soru önergesi vermek suretiyle hükümetin bu konuda yaşanan sorunlara dikkatini çekmeye çalıştım.

YAŞANMAKTA OLAN “SÜT KRİZİ” ÜRETİCİLERİMİZİ ZORLUYOR

İlimiz için önemli olarak gördüğüm ikinci konu hayvancılık sektörü. Bilindiği gibi son günlerde bir “süt krizi” yaşanmaktadır. Süt üreticileri zaten düşük olarak belirlenen fiyatın da altında sütlerini satmak zorunda kalıyorlar. Sattıklarının parasını alamıyorlar. Süt üreticisi kooperatifleriyle görüşüyorum. Hepsi çok dertli. Süt ineklerini mezbahaya gönderdiklerini söylüyorlar. İstatistikler açıklandı geçtiğimiz günlerde son bir yılda büyükbaş hayvan sayımızda 700 binin üzerinde azalma olmuş.  Nüfusumuz artıyor, hayvan sayımız azalıyor.Yem fiyatlarında yapılan KDV indirimi üreticimize hiçbir şekilde yansımadı. Yapılan zamla yem fiyatları eski düzeyinin de üzerine çıktı. Bu konuyu iki kez TBMM Genel Kurulunda söz alarak gündeme getirdim. Soru önergesi vererek, basın açıklaması yaparak gündemde tutmaya, üreticilerimizin sorunlarını ilgililere duyurmaya çalıştım. Yine hayvancılık sektöründe yaşanan sorunların araştırılması için bir Meclis Araştırması önergesi verdim. Bu konunun da kararlı bir şekilde takipçisi olacağımın bilinmesini isterim.

SEKA KONUSUNDA HUKUKUN GEREĞİ YERİNE GETİRİLMELİDİR

Balıkesir için çok önemli olduğunu düşündüğüm üçüncü bir konu SEKA konusudur. Bilindiği gibi SEKA’nın özelleştirilmesi yargı tarafından iptal edilmişti. AKP bu yargı kararını uygulanamaz kılmak için iki kez yasa  çıkardı, ancak bu yasalar anayasaya aykırı olduğu için Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. İptal edilen bu yasa hükmünden birisi de yine yargı kararlarının uygulanamaz kılınması için alınan Bakanlar Kurulunun dayanağı olan düzenlemedir. Dolayısıyla Bakanlar Kurulu Kararı da bu iptal ile geçersiz olmuştur. Şimdi idarenin yapması gereken SEKA’da işgalci duruma gelen Albayraklardan işletmeyi geri almaktır.  Ancak bu konuda hiçbir gelişme yok. Yargı kararının gereği yerine getirilerek SEKA Balıkesir’e yeniden kazandırılmalıdır. Bu konuyu da çok yakından takip etmekteyim. Bu amaçla SEKA’nın iadesini sağlamaya dönük bir çalışma yapılıp yapılmayacağını sordum. Hükümetin vereceği yanıta göre yeni girişimlerde bulunarak bu konuda üzerime düşen ne varsa yapmaya çalışacağımı da belirtmek istiyorum. Balıkesir’e yönelik çok sayıda çalışmam var. Eğitimden sağlığa, tarımdan yerel yönetimlere, enerjiden çevreye hemen her konuda Balıkesir’in sorunlarını çalışıyorum. Bunların hepsini burada anlatmam mümkün olmayacak. Ancak şu hususun özellikle bilinmesini istiyorum. Balıkesir’de tespit ettiğim her konuyu koşulları da zorlayarak TBMM gündemine getirmeye çalışıyorum. Basın toplantısı yaparak, basın açıklaması yaparak , soru önergesi, araştırma önergesi ve kanun teklifi vererek veya TBMM Genel Kurulunda yaptığım konuşmalarla sürekli olarak gündeme taşıma gayreti içerisindeyim. Aracılığınızla düşüncelerimi ve çalışmalarımı hemşerimle paylaşmak istedim” dedi.

Yorumlar

yorum