KİM GAZETECİ?

Geçtiğimiz hafta Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti genel kurlu yapıldı. Cemiyet üyesi arkadaşlarımın daveti ile ben de genel kurulu izleme fırsatı buldum. Balıkesir Gazeteciler cemiyeti Başkanı Sayın Ramazan Demir’in açılışta yaptığı konuşmanın altına hiçbir noktasına dokunmadan imzamı koyarım. Kongreyi başından sonuna kadar takip ettim. Ve kendi kendime düşünmeye başladım:”Gazeteci kim? Ben gazeteci miyim? Türkiye Gazelciler Cemiyeti internet […]

KİM GAZETECİ?

Geçtiğimiz hafta Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti genel kurlu yapıldı. Cemiyet üyesi arkadaşlarımın daveti ile ben de genel kurulu izleme fırsatı buldum.

Balıkesir Gazeteciler cemiyeti Başkanı Sayın Ramazan Demir’in açılışta yaptığı konuşmanın altına hiçbir noktasına dokunmadan imzamı koyarım.

Kongreyi başından sonuna kadar takip ettim. Ve kendi kendime düşünmeye başladım:”Gazeteci kim? Ben gazeteci miyim?

Türkiye Gazelciler Cemiyeti internet sitesinde, “GAZETECİ” tanımı şöyle yapılmış; “Düzenli bir şekilde, günlük yahut süreli bir yazılı, görüntülü, sesli elektronik veya dijital basın ve yayın organında, kadrolu, sözleşmeli ya da telif karşılığı, haber alma, işleme, iletme veya görüş, fikir belirtme görevi üstlenen ve asıl işi ile başlıca geçim kaynağı bu olup, çalıştığı işletme ile ilgili yasalar karşısındaki konumu bu tanıma uygun olanlar gazetecidir.”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Gazetecinin sorumluluğu da; “Gazeteci, basın özgürlüğünü, halkın doğru haber alma, bilgi edinme hakkı adına dürüst biçimde kullanır. Bu amaçla her türlü sansür ve oto sansürle mücadele etmeli, halkı da bu yönde bilgilendirmelidir. Gazetecinin halka karşı sorumluluğu, başta işverenine ve kamu otoritelerine karşı olmak üzere, öteki tüm sorumluluklardan önce gelir. Bilgi ve haber ile özgür düşünce, herhangi bir ticari mal ve hizmetten farklı olarak toplumsal bir nitelik taşır.  Gazeteci, ilettiği haber ve bilginin sorumluluğunu üstlenir ve paylaşır. Gazetecinin özgürlüğünün içeriğini ve sınırlarını, öncelikle sorumlulukları ile meslek ilkeleri belirler.”diye açıklamaktadır.

Yukarıdaki tanıma göre gazetecilik onurlu bir meslek. Lise yıllarımda TV’de karı koca bir çiftin gazetecilik yaptıklarını, matbaalarında gazetelerini kendilerinin bastığını izlemiş ve çok etkilenmiştim. Lise yıllarımdan beri Uğur Mumcu’yu okuyarak geldim ve gazeteciliği o şekilde kendi dünyamda değerlendirdim.

Kader beni 23 yıl Astsubaylık yaptıktan sonra 2010 Yılında gazetecilik mesleğinin içine itti. 5 yıldır çalıştığım gazetemin öncelikle idari ve mali işleri başta olmak üzere her işini tanıma fırsatım oldu. Gün oldu resmi kuruluşlarla yazışmalar, gün oldu gazete denetlemeleri, gün oldu reklâm görüşmeleri, gün oldu matbaa sorunları, gün oldu dağıtım ve dağıtıcı sorunları, gün oldu sayfa düzeni işleri, gün oldu haber muhabirliği derken köşe yazısı yazmaya dek uzanan çizgide gazeteciliğin içinde oldum.

Beş yıldır gazetecilik mesleğinin içinde gördüklerim, duyduklarım gençliğimden beri hayalimdeki gazetecilik tanımını sıfırladı.

Yerelde gazetelerin başlıca haber kaynakları yerel yönetimler yani belediyeler, siyasi partiler sivil toplum kuruluşları, Spor kulüpleri, Mülki amirlikler ve bağlı müdürlükler, magazin ve esnaf haberleri ve adli olaylar.

Ekonomi, gazeteleri de etkiliyor tabi. Gazetelerin yaşaması da belli bir gelirinin olmasına bağlı. Bunlarda Resmi ilanlar, özel ilanlar, reklâmlar ve abone yani satış gelirleri. Başkaca yasal bir geliri olamaz gazetelerin. Gazetecinin de geçim kaynağı gazetesinden olan maaşı.

Resmi ilan geliri gazetelere devletin bir katkısı olarak nitelense de, gazetelerin devlet kurumlarına verdiği gazeteleri dikkate alırsanız resmi ilan geliri o gazete bedellerini ancak karşılıyor. Reklâm ilan fiyatları ve abone fiyatları da her geçen gün erimekte. Gazeteler ekonomik sıkıntı içinde, tabii ki gazeteciler de.

Ne kadar ekonomik sıkıntı çekilse de gazeteler ve gazeteciler PARALI haber yapmamalı, kalemini satmamalıdır.

Birde madalyonun öbür yüzü var. Yerel yöneticiler gazetecilerle dost olabilir, arkadaş olabilir. Özellikle oturdukları makam odalarında gazetecilerle laubali olmamalı, kendisi hakkında olumsuz haber yapmaması için onlara şirin görünmeye çalışmamalıdır. Kişisel olarak samimi olabilirsiniz ancak siz orda halkı temsil ediyorsunuz. Size yapılan saygısızlık laubalilik sizin şahsınızda halka yapılmış demektir. Asla bunlara müsamaha göstermemeniz gerekir.

Gazeteci haber kaynağı konumundaki kişi ve kuruluşlarda her ne şekilde olursa olsun maaşlı ya da belli bir ücret karşılığında iş yapmamalıdır. Örneğin hem belediyeden maaş alıp hem belediye hakkında objektif habercilik yapmanız mümkün olmaz. Siz objektif davrandığınızı iddia etseniz de kamuoyu nezdinde öyle algılanırsınız.

Bir başka konuda belediyelerin basın biriminden gazetelere ve ajanslara servis edilen haberler. Bunlar belediye faaliyetlerinin halka aktarılması için ihtiyaç, yapılmalıdır. Nasıl olsa belediyemizin basın birimi çalışmalarımızı gazetelere gönderiyor, faaliyetlerimizi önceden gazetelere bildirmeye ihtiyaç yok denilmemelidir. Gazetelere haber verilmeli gazeteler de mümkünse kendi muhabirlerini göndermeleri mümkün olmuyorsa o zaman basın biriminden servis edilen haberi alıp, üzerinde çalışarak kullanmalıdır.

Belediye ile koordineli olan parti veya diğer kuruluşlarda Başkan gelince belediyenin basın elemanı geliyor gazetelere haber vermeye gerek yok dememeli, gazeteleri bilgilendirmelidir.

Aynı malzeme ile aynı yemeği herkes farklı tatta pişirir. Haberde öyle, aynı anda haberi izleyen farklı muhabirler aynı haberi halka farklı tatlarda sunar. Halk o farklı tatlardan mahrum bırakılmamalıdır.

Gazetecilere bir küçük önerim de haber yaparken kişileri ve grupları rencide edici şekilde vermemeleridir. Örneğin “Kadın sürücü Elektrik direğine çarptı” gibi haber kadınları aşağılayıcı bir şekildir. Diğer kaza yapanlarda sürücünün erkek olduğunu belirtiyor musunuz? Bir başka örnek de “Roman vatandaşların yaşadığı mahallede kavga”. Burada haber olan “KAVGA”. Kavga edenlerin mezhebi, soyu, sopu önemli değil.

Bir küçük öneride haberlerde gazetelerde TÜRKÇE’ye özen gösterilmesi. “START ALMAK”tan vazgeçelim örneğin.

Bu hafta vatandaş cephesinde kendimizi anlatmaya çalıştım. İğneyi önce kendimize batıralım. Çuvaldızı başkasına batırmak hep kolay olmuştur.

Evet, gazetede çalışıyorum, yazıyorum, çiziyorum ama kendimi asla “GAZETECİ” olarak görmüyorum. Benim kendimi gazeteci görüp görmemem önemli değil, acaba vatandaş beni gazeteci olarak görüyor mu?

Evet, kim gazeteci?

Hüseyin EROĞLU

Yorumlar

yorum