İNSANIN İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ

Çocukluk yıllarımda Amerikan kovboy filmleri meşhurdu. Tek kanal yıllarında Pazar günleri yayınlanan kovboy filmlerinde en çok ilgimi çeken sahnelerin başında kasabaya haydutların geleceğini haber alan kasaba halkının tüm kapıları, pencereleri kapatıp evlerine çekilmesi, esnafın da dükkanını kapatıp haydutların gelmelerini beklemeye başlama sahnesiydi. O gerilimli ortamda sokaklarda, meydanlarda kimse bulunmaz, eğer esen bir rüzgar varsa kasabanın […]

İNSANIN İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ

Çocukluk yıllarımda Amerikan kovboy filmleri meşhurdu. Tek kanal yıllarında Pazar günleri yayınlanan kovboy filmlerinde en çok ilgimi çeken sahnelerin başında kasabaya haydutların geleceğini haber alan kasaba halkının tüm kapıları, pencereleri kapatıp evlerine çekilmesi, esnafın da dükkanını kapatıp haydutların gelmelerini beklemeye başlama sahnesiydi. O gerilimli ortamda sokaklarda, meydanlarda kimse bulunmaz, eğer esen bir rüzgar varsa kasabanın etrafından önüne kattığı çalı çırpı da sahnedeki tek hareketli nesne olurdu.

Bahsettiğimiz bu sahneler yaklaşık 200 yıl öncesinin vahşi Amerika’sını resmediyordu.

Aradan geçen 200 yıla yakın zamandan sonra benzer sahneleri ne yazık ki biz de tüm ülke çapında yaşamak zorunda kaldık.

Son bir ay içinde meydana gelen bombalama eylemlerinden sonra hepimiz nerede olursak olalım acaba aynısıyla karşılaşacak mıyız tedirginliğine düştük. Anında fısıltı gazeteleri manşetler yapmaya başladı. Hepimiz telefonlara, bilgisayarlara sarıldık ve sevdiklerimizin dikkatli, uyanık olması için uyarmaya başladık.

Hafta sonu Türkiye’nin bütün sokakları, caddeleri, meydanları, alış veriş merkezleri bomboştu. Ülke olarak benzer manzaraları ne zaman yaşadığımızı hatırlamaya çalışalım.

Buna benzer sahneler en son yetmişli yılların sonunda sağ sol çatışmaları sonucunda ilan edilen sıkıyönetim ve 12 Eylül askeri darbesi esnasında uygulanan sokağa çıkma yasakları ile görmüştük.

Şu an ortada herhangi bir sıkıyönetim kararı yok. Doğudaki illerde benzer manzaralar yaşanıyordu ama bize uzak olduğu için sanki biz hiç karşılaşmayacakmışız gibi hareket ediyorduk.

7 Haziran’dan bu yona ortada oynanan bir oyun var.  7 Haziran öncesinde de oynanıyordu. AKP ile teröristler samimiyetsiz bir şekilde sadece her ikisi de ben ortamdan nasıl nemalanırım düşüncesiyle hareket ediyorlardı. Kaçak Saraydaki ve AKP’liler bu at pazarlığının kendisine hizmet etmeyeceğini gördükten sonra sanki o ortak görüşmeler hiç olmamış gibi saf ayaklarına yatmaya başladılar ama atı alan çoktan Üsküdar’ı geçmişti. Bir taraftan terör örgütüyle bu vatana yapılan en büyük ihanetlerden biri olan o görüşmeler ve diğer taraftan nereden baksan her tarafıyla dökülen bir Suriye politikası ile ülkenin her karış toprağı teröristle dolup taştı.

7 Haziran’dan bu yana korku üzerine kurgulanan bir oyunla karşı karşıyayız. Ben gidersem devlet yıkılır, kaos gelir senaryosu pompalanıp duruluyor. Ve korku senaryosunun başarıya ulaştığı görüldükçe daha şiddetli korkularla karşı karşıya kalıyoruz.

Biliyorsunuz Moslow’un insanın ihtiyaçlar hiyerarşisi teoremine göre insan önce yeme, içme gibi fizyolojik ihtiyaçlarını karşılar ve sonra güvenliğinin peşine düşer. Kendini güvende hissetmeyen insan, toplum, sosyal gereksinimlerinin peşine düşmez, düşemez. İşte bizim toplum olarak karşı karşıya bıraktırıldığımız durum bu. Önce güvenliğimizi sağlayalım diyoruz ve onu kim sağlarsa benim için önemli değil, yeter ki kendimi güvende hissedeyim diyoruz.

Gelinen son noktada durumu iyi analiz edip ona göre hareket etmemiz gerekiyor. Bugünkü korkunç terör korkusuna neden olanları açıkça söylemeliyiz. Kaçak Saraydaki 2002’de göreve geldiklerinde de terörün var olduğunu ve o gün de insanların korku içinde olduğunu söylüyor. Oysa 2002’de göreve geldiklerinde PKK neredeyse bitme noktasına gelmiş, uzun zamandır herhangi bir terör eyleminde bulunamamıştı. O zaman devlet ya da herhangi bir siyasi parti terör örgütüyle görüşmüyordu. Bugün açıkça geldiğimiz noktada birinci sorumlunun AKP iktidarı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Daha önce bu tür olağanüstü olaylar yaşandığında cumhurbaşkanları devreye girer, tüm siyasi partileri bir araya getirmeye çalışır ve ortak bir hareket noktası belirlenirdi. Bugün yaşadığımız problem cumhuriyet tarihinin en büyük problemlerinden biri ve siyasi partileri bir araya getirecek tarafsız bir cumhurbaşkanı ne yazık ki yok. Tarafsız olması anayasal görevlerinden birisi olan cumhurbaşkanı muhalefet partilerine en büyük saldırıyı yapan kişi. Üstelik kendisi 7 Haziran seçimleriyle beraber teröristlerle oynanan orta oyununda baş aktör rolünde ve aynı zamanda da masayı deviren kişi konumunda.

Kovboy filmindeki o vahşi batı kasabalarında tüm halkı korkutup evlerine sığınmasına yol açan haydutları sonunda kahraman şerif gelir ve yok eder, biz de o şerifle gurur duyardık. Şimdi de o kahraman şerifin gelip kurtaracağı sahne hazırlanıyor ama ne yazık ki ortada öyle kahramanca hareket edebilecek bir şerif göremiyoruz. Kendisine kahraman sıfatını yapıştırmak için hazırladığı bu sahnenin arkasından kaosun kimden kaynaklandığını görebilecek kadar aydınlar henüz var bu ülkede ve bu kirli oyunun parçası da olmayacaklardır.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.
haber teması | film izle