BENLİK DUYGUSU KİŞİNİN DÜŞMANIDIR

             Benlik duygusu insan egosunun dışa vurumudur. Toplum ve toplumsal yaşamın içerisinde “Ben duygusu” hiçte hoş olmayan çağrışımların en önünde gelenidir. Kişiyi toplumdan soyutlayan, yalnızlığa iten bir olgudur. Egoizm genel anlamıyla bireyin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesi ile ilgilidir. Uzmanlar egoizmi üç ana doktrin altında toplamışlardır. Birincisi Ahlaki egoizm: Bireylerin her zaman kendi çıkarlarına uyan […]

BENLİK DUYGUSU KİŞİNİN DÜŞMANIDIR

İbrahim Kızıler             Benlik duygusu insan egosunun dışa vurumudur. Toplum ve toplumsal yaşamın içerisinde “Ben duygusu” hiçte hoş olmayan çağrışımların en önünde gelenidir. Kişiyi toplumdan soyutlayan, yalnızlığa iten bir olgudur. Egoizm genel anlamıyla bireyin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesi ile ilgilidir. Uzmanlar egoizmi üç ana doktrin altında toplamışlardır.

Birincisi Ahlaki egoizm: Bireylerin her zaman kendi çıkarlarına uyan şeyi yapmalarının doğru olduğunu savunan doktrindir. Bir diğeri psikolojik egoizmdir, Bireylerin her zaman kendi çıkarları için hareket ettiği savunan doktrindir. Üçüncüsü ise  rasyonel egoizmdir. İnsanların kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesinin rasyonel olduğunu savunan doktrindir.

Günümüzde ve toplumsal yaşamda ise Egoizm: Her şeyi kendine mal eden, yalnız kendi çıkar ve menfaatini gözetip düşünen kimseler için kullanılır. Günümüzde buna, kendini düşünme ve beğenme olarak anlam verilmektedir. “Ben duygusu” insan Egosundan kaynaklanır. “Ego” kelimesi Latincede Ben anlamına gelmektedir. Onun için “Ben ” ile başlayan her cümle “gizli düşüncenizin”, egonuzun ürünüdür, ve sizi asıl kontrol eden de işte  bu gizli düşüncelerinizdir. “Ben duygusuna” sahip bir kişi veya kişilerle İyi bir ilişki yürütmek imkansızdır. Egomuzu doğru kullanamazsak, hayat kalitemizi sabote eder ve mutsuz bir insan olup çıkarız. Yapmamız gereken egomuzu doğru kullanmaktır, o zaman da egomuz bizi çok yükseklere çıkarıp saygı duyulan bir kişi yapar.

Toplumsal veya birlikte uyum içinde bir yaşam için içimizde sürekli konuşan bu olumsuz sese, egomuza çok dikkat etmemiz ve onu kontrol altında tutmamız gerekmektedir. Düşüncelerimizi ele geçirip, bizi sabote etmesine ve içinde bulunduğumuz ilişkileri negatif yönde etkilemesine izin vermemeliyiz. Toplumsal yaşam için egolarımızdan arınmış, kendi egolarımızı ön plana çıkartmadan, çevremizi kırıp dökmeden bir hareket tarzı belirlememiz gerekmektedir. Bunun için de güçlü bir kişiliğe sahip olmalıyız.

Bugüne kadar “güçlü insan” tanımında da çok değişik görüşler ileri sürülmüştür. Bugüne kadar sakin, sessiz, kendi halinde, başkalarını incitmekten çekinen insanlar zayıf görülmüş, vurup kıran, kavgacı, insanlara üst perdeden bakan iri yapılı insanlar ile para gücüyle her istediğini yapan ve yaptırabileceği zannedilen varlıklı kişiler  güçlü olarak tanımlanmıştır.

Günümüzdeyse hırçın, kırıcı, çabuk sinirlenen ve herkesle kavga halindeki insanlar güçlü kabul edilmemektedir. Bu tür insanlar ellerindeki güç faktörlerini kaybetme telaşı içindedirler. Onların  korkuları, güvensizlikleri ve endişeleri vardır. Korku ve endişe içinde olan kişi hiç güçlü olabilir mi? Güçlü insan, hiçbir şeyin eksikliğini duymayan, kendisine güvenen ve gelecekten korkmayan kişidir. Zayıf insanlar ise her zaman güçlü görünmeye çalışırlar. Bu şekilde zayıflıklarının üstünü örtebileceğini zannederler ve övülmekten hoşlanırlar.

Zayıf insanların hiç dayanamayacakları şey eleştiridir. Çünkü çevrelerinde hep iyi tanınmak isterler ve kendilerine önem vermeyen kişileri de her yerde küçük düşürmeye çalışırlar. Güçsüz insanlara hatalarını kabul ettirmek imkansızdır. Güçsüz insanlar her şeye hakim olmak, herkes tarafından takdir edilmek ve başkalarından sürekli övgü duymak isterler. Sürekli huzursuzluk içinde yaşadıklarından, her yerde huzursuzluk kaynağı olurlar. Çünkü kıskançtırlar.

Güçlü insan öfkesini yener. Zayıf insan ise sık sık öfkeye kapılarak itibarını kaybeder ve kendini küçük düşürür. Herkesi ve her olayı kişiliğine yönelik bir tehlike olarak görür.

Yazıma Alfred de Vigny’nin bir sözü ile son vermek istiyorum. Egoizm öyle bir dehşet yaratır ki onu saklamak için nezaketi icat etmişizdir; fakat o bütün perdeleri deler geçer ve her fırsatta kendini gösterir.

İbrahim Kızıler

Yorumlar

yorum