ŞAİRHANE; GEVHERİ

Şairhanemizin bu haftaki konuğu aşık Gevheri.   Adı Mehmed’dir. Doğumu, değişik yerlere bağlanmakla birlikte, kuvvetli bir ihtimalle İstanbulludur. Yüzyılın ortalarındaki mecmualarda şiirlerinin görülmesinden yola çıkan araştırmacılar doğum tarihi olarak yüzyılın ilk çeyreğinden biraz sonrasını ileri sürmektedirler.   Onun, İstanbul ve Bursa’daki divan katipliklerini, imparatorluğun diğer büyük memleketlerinde de kısa aralıklarla yürüttüğüne bakılırsa medrese tahsili gördüğü […]

ŞAİRHANE; GEVHERİ

Şairhanemizin bu haftaki konuğu aşık Gevheri.

 

Adı Mehmed’dir. Doğumu, değişik yerlere bağlanmakla birlikte, kuvvetli bir ihtimalle İstanbulludur. Yüzyılın ortalarındaki mecmualarda şiirlerinin görülmesinden yola çıkan araştırmacılar doğum tarihi olarak yüzyılın ilk çeyreğinden biraz sonrasını ileri sürmektedirler.

 

Onun, İstanbul ve Bursa’daki divan katipliklerini, imparatorluğun diğer büyük memleketlerinde de kısa aralıklarla yürüttüğüne bakılırsa medrese tahsili gördüğü anlaşılmaktadır. Aruz ile yazdığı şiirlerindeki söyleyiş de bunun başka bir delildir.

 

Şükrü Elçin, bazı şiirlerinde geçen Hacı Bektaş adını, onun Hacı Bektaş Veli’ye intisabından çok bir Bektaşi muhibbi olmasının işareti olarak kabul eder.

 

Tameşvarlı İbrahim Naimeddin’in Hadikatü’ş Şüheda ve Müstakimzade’nin Tuhfe-i Hattatin adlı eserinde adı geçmektedir. Musiki ile de ilgilenmiş olan Gevheri’nin kendi adını taşıyan bir de hava vardır.

 

Aruz ile yazdığı şiirlerinde başta Fuzuli olmak üzere klasik şairlerimizin tesiri görülür. Yüzyılın başlıca adlarından biri olmasında, belki de, aruz veznini hece vezni kadar başarılı bir şekilde kullanan ender şairlerden biri olmasını da rolü vardır.

 

Usta bir aşık olması, onun sevilip örnek alınmasına vesile olmuştur. Pek az aşığa nasip olan bir husus da, sadece onun şiirlerine yer veren bir mecmuanın bulunmasıdır.

 

Şiirleri arasında çeşitli tarihi olaylara yer verenler de vardır. Avusturya’ya karşı açılan 1663 ve 1689 seferleri için söylediği şiirlerini bu arada sayabiliriz.

 

Şairname’lerden sadece Gubari’de adı geçmektedir; Sun’i ve Hızri’de ise Cevheri adıyla kayıtlı olan şairin Gevheri olması muhakkaktır.

 

Kaynak; http://www.turkuler.com/ozaN/gevheri.asp

 

Eserlerinden bazıları:

1

Ela gözlü nazlı dilber

Seni kandan sakınurum

Kandan değil hey efendim

Seni candan sakınurum

 

O yana bu yana bakma

Beni ateşlere yakma

Elini koynuna sokma

Seni senden sakınurum

 

Gevheri der ben bir merdim

Yüreğimden çıkmaz derdim

Sen bir kuzu ben bir kurdum

Seni benden sakınurum

 

 

2

Dost bağının meyveleri erişti

Ayva benim alma benim nar benim

Çeşmim yaşı ummanlara karıştı

Cefakarım sitemkarım var benim

 

Yedi derya boz-bulanık selinden

Halk-ı alem aciz kaldı dilimden

Ben bülbülüm ayrı düştüm gülümden

Efgan benim matem benim zar benim

 

Mail oldum kisvesine tacına

Bend olmuşum siyah zülfü ucuna

Mansur gibi asılırım saçına

Kakül benim, perçem benim dar benim

 

Gevheri der kime gönül katayım

Gevherimi nadanlara satayım

Dost bağında bülbül gibi öteyim

Gülşen benim güller benim har benim

 

 

3

Şunda bir güzele gönül düşürdüm

Öpmeli kocmalı değmeli değil

Aşkın deryasını boydan aşırdım

Karadır gözleri sürmeli değil

 

Dilber senin ile yiyüp içmedim

Yiyüp içüp ak göğsünü açmadım

Fırsat elde iken bel in koçmadım

Beni öldürmeli döğmeli değil

 

Dilber haram olup yola durmuşsun

CeIlad olup cana başa kıymışsın

Kuzum bu gün al hareler giymişsin

Göğsü sıra sıra düğmeli değil

 

Gevheri der yola durur varırlar

Adam öldürürler kana girerler

Çok güzeller gördüm zekat verirler

Zekatsız dilberi sevmeli değil

 

 

4

Bu gün ben bir bağa girdim

Ne bağ duydu ne bağbancı

Gülün şeftalisin derdim

Ne bağ duydu ne bağbancı

 

Bağın duvarından aştım

Kırmızı gülüne koştum

Öptüm sardım helallaştım

Ne bağ duydu ne bağbancı

 

Bağın kapusunu açtım

Sanasın cennete düştüm

Doldurdum badesin içtim

Ne bağ duydu ne bağbancı

 

Seherin tan yeri attı

Bülbül elvan elvan attı

Gevheri yükünü tuttu

Ne bağ duydu ne bağbancı

 

 

 

5

Ah elinden zülf-i kemendim benim

Müjen urdu sinem yaralandı gel

Güzel başın içün ağlatma beni

Dilber gam başımdan aralandı gel

 

Gamdan hasar oldu mekanım yurdum

İşidüp avazım dinlemez virdim

Bir değil beş değil on değil derdim

Yaralar baş verdi sıralandı gel

 

Aceb gafil midir gelür mü Leyla

Bu gam bu kasavet kalur mu böyle

Çok tuz ekmek yedik gel helal eyle

Bu garibin gönlü zarelendi gel

 

Gevheri yar gelür haftada ayda

Sevüp ayrılması vermeyor fayda

Başım yastıktadır gözlerim yolda

Gözümün beyazı karalandı gel

 

 

 

Yorumlar

yorum