BARIŞ VE KARDEŞLİK İÇİNDE YAŞAMAK

Ülkemizde son dönemlerde en çok aradığımız ortamdır barış ve kardeşlik. Ülkemizin son dönemlerde getirildiği durumdan hem çok büyük bir endişe ve rahatsızlık duyuyor. Hem de ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği açısından korkuyoruz. Ülkemizin içinde bulunduğu kaos ve karanlıktan bir an önce kurtulması tek düşüncemizdir. Her duyarlı yurttaş gibi bende huzur dolu, yarınlara güvenle bakabildiğim bir Türkiye […]

BARIŞ VE KARDEŞLİK İÇİNDE YAŞAMAK

İbrahim KızılerÜlkemizde son dönemlerde en çok aradığımız ortamdır barış ve kardeşlik. Ülkemizin son dönemlerde getirildiği durumdan hem çok büyük bir endişe ve rahatsızlık duyuyor. Hem de ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği açısından korkuyoruz. Ülkemizin içinde bulunduğu kaos ve karanlıktan bir an önce kurtulması tek düşüncemizdir. Her duyarlı yurttaş gibi bende huzur dolu, yarınlara güvenle bakabildiğim bir Türkiye arzuluyorum.

Barış ve kardeşlik içinde yaşamak; insanların birbirine zarar vermeden, savaşmadan, kan dökmeden veya şiddet uygulamadan yaşamasıdır. Barışın egemen olduğu toplumlarda korku yoktur. İnsanlar korku içinde yaşamadıkları için daha huzurlu, mutlu ve üretken olurlar. Maalesef AKP iktidarı ile ülkemiz ve yurttaşlarımız barış ve kardeşlik duygularından uzaklaşır bir hale geldi. Kime güveneceğiz, kime inanacağız hep birlikte şaşırmaya başladık. Barış ve kardeşlik ortamının yok edilmesiyle, yarınlara endişe ile bakan insanların ülkesi haline getirildik. Yarın kim hangi gerekçe ile tutuklanacak veya gözaltına alınacak, kimler terör kurbanı olacak, hangi ocağa ateş düşecek, bilemez hale geldik, Kuvvetler ayrılığı ilkesi yok edildiğinden bu yana insanlar hem ölüm korkusunu hem de sevdiklerinden ayrılma korkusunu yaşar hale geldi.    AKP’nin yayın organı A Haber’de Erkan Tan’ın ‘Arka Plan’ programına katılan Recep Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanlarından Burhan Kuzu ve AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu’nun  söylediklerini dinledikten sonra endişe ve korkularımızda ne kadar haklı olduğumuzu gördük.

Başkanlık sisteminin savunulduğu programda, AKP’li vekil Ensarioğlu “Aslında şimdiki sistem bizim daha çok işimize yarar. Yasama bizim elimizde, yürütme bizim elimizde, yargı bizim elimizde” diyerek AKP’nin güçler ayrılığı ilkesini fiilen askıya aldığını itiraf etti. Ensarioğlu Anayasaya aykırı bu itirafı yaparken, yanında oturan Anayasa profesörü Burhan Kuzu’nun ise gülümseyerek dinleyip itirazlarda bulunmaması beni olduğu kadar demokrasiye inanan tüm insanlarımızı daha da derin bir endişeye sevk etti. Ensarioğlu sözleriyle TBMM’nin elindeki yasama yetkisini AKP yetkisine çevirdiklerini söyledi.

Savaş ve terör bir insanlık suçudur. Özellikle emperyalist ülkelerin bazı devletleri tamamen kendilerine menfaat çıkarmak, başka ülkelerin topraklarından, yeraltı kaynaklarından, ham maddesinden yararlanmak için başlattıkları bir çok savaşa sahne oluyor dünyamız. Emperyalist ülkeler kendi çıkarlarının olduğuna inandıkları ülkelerde elde ettikleri işbirlikçiler sayesinde o ülkede barış ve kardeşlik duygularını da hiç acımadan yok edebiliyorlar. Dünya menfaati için insan canını hiçe sayıyorlar. O ülkede mal ve can güvenliğini yok ediyorlar. Binlerce insan hayatını kaybediyor, binlerce çocuk  yetim, binlerce kadın dul kalıyor. Ocaklara evlere ateşler düşüyor, analar ağlatılıyor ne gam. Ancak bu durum maalesef insanlara bir ders olmuyor, olamıyor. Özellikle bizim gibi geri kalmış ülkelerde insanlar koro halinde etnik veya dinsel milliyetçilik sloganları atmaya, insanları etnik kökeninden veya inancından dolayı suçlayıp ötekileştirmeye, ayrıştırmaya başlıyorlar. Başlarına bu belaların neden, nasıl, niçin ve kimler tarafından getirildiğini hiç düşünmüyorlar. Huzur içinde, barış ve kardeşçe yaşan ülkeler ise enerjilerini bilim ve teknolojiye sarf ediyor ve sürekli ileri gidiyor.

İnsan canından ve yaşamından daha önemli hiçbir şey yoktur. İktidarların ve hükümetlerin vazifesi, ülkelerinde barışı ve kardeşliği tesis etmek, huzur ortamını sağlamak, Yurttaşlarının mal ve can emniyetlerini tesis ederek mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamasını sağlamaktır. Bir ülkede iç barışın ilk şartı huzur ve güven ortamının sağlanmış olmasıdır. Var olan barış ve kardeşlik duygularının daha da pekiştirilmesidir. İnsanları diline, dinine, rengine, etnik kökenine göre ayrıştırıp onları kutuplaştırarak bir birine düşman hale getirmek, kişilere ve hükümetlere hiçbir şey kazandırmaz.

Barış ve kardeşlik  içinde yaşamak ve yaşatabilmek son derece erdemli ve önemlidir. İnsanlar barış ve sükunet ortamında sürekli güven içerisinde mutlu ve mesut yaşarlar.

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.