DİN Mİ, HURAFELER Mİ?

Bu haftaki yazıma Aliya İzzetbegoviç’in “Din hurafeleri yok etmezse, hurafeler dini yok eder” sözü ile başlamak istedim. Son dönemlerde özellikle AKP iktidarı ile birlikte gemi azıya alan sapkınların koro halinde İslam’ı dolayısıyla Hz. Muhammed ve Kur’an eliyle tarif edilen dini özünden uzaklaştırarak bir çok sapkın düşünceyi İslam adına topluma pompalanmasının bunda etkili olduğunu söyleyebilirim. Allah’ın […]

                                                           DİN Mİ, HURAFELER Mİ?

İbrahim KızılerBu haftaki yazıma Aliya İzzetbegoviç’in “Din hurafeleri yok etmezse, hurafeler dini yok eder” sözü ile başlamak istedim. Son dönemlerde özellikle AKP iktidarı ile birlikte gemi azıya alan sapkınların koro halinde İslam’ı dolayısıyla Hz. Muhammed ve Kur’an eliyle tarif edilen dini özünden uzaklaştırarak bir çok sapkın düşünceyi İslam adına topluma pompalanmasının bunda etkili olduğunu söyleyebilirim.

Allah’ın insana vermiş olduğu en büyük nimetlerden birisidir akıl. “Ağaçtan maşa, aptaldan paşa olmaz” atasözümüz bize aklın ne kadar önemli olduğunu gösterir. Bugün kendisini İslam dininin sahibi görenlerin büyük bir bölümünün maalesef din adına söylenenleri akıl süzgecinden geçirmeden din buymuş gibi kabullerinin gerekçesi de budur. Bugün kendilerini Müslüman zannedenler maalesef İslam’ın özü ve yazılı gerçek kaynağı olan Kur’an’ı hiç okumadan, din adına söylenenleri doğru kabul etmektedirler.

Ben dinin hayatı zorlaştırmak için değil, aksine kolaylaştırmak için var edildiğine inanlardanım. Dinlerin yeryüzünde barış ve kardeşliğin pekiştirilmesi, huzur ve güvenin sağlanması, hak, hukuk ve adaletin ayakta tutulması için var edildiğini zannediyorum. Çünkü bugün yeryüzünde var olan dinlerin ortak paydası insanı insan yapan özellikleri içinde barındırmasıdır. Hiçbir din, Hırsızlığı, arsızlığı, çalmayı, öldürmeyi, zina yapmayı, dedikodu yapmayı, kapanan yaraları kaşımayı, kul hakkı yemeyi, israfı, iki yüzlülüğü, bozgunculuğu emretmemiştir.

Din insan içindir, insan din için değildir. Ancak bu gerçeğin üzeri örtülünce dinin doğası bozulup amacı dışına çıkarılınca, insani görüş ve anlayışlar din hükümlerinin önüne geçince özünden uzaklaştırılan din, problemlerimize çözüm olması gerekirken en büyük problem haline gelir. Din adına uydurulan şeyler gerçek dinin amacının önüne geçirilmiş olur. Allah adına var olan din zaman içinde insanlar tarafından yapılan eksiltme ve ilaveler ile özünden saptırılarak çeşitli menfaatler uğruna sömürülmeye başlanır. Öyle ki bu durum Allah’ın ayetlerinde tahrifat yapıp dinde ve dinin kutsal kitabında hiç olmayan şeyleri Allah’ın ayetlerine sokmaya, kelimelerin anlamlarını kaydırmaya, yapılarını bozmaya, gerçeği gizlemeye kısacası Allah ve peygamber üzerinden uydurmaya kadar varmıştır.

Dinde olmamasına rağmen, bazen özendirme ve teşvik etmek için iyi niyetle bazen de özünde inkarcı, münafık ve çıkarcıların elinde kötü amaçla uydurulan şeyler dinin var edildiği günden bu güne kadar varlığını sürdürmüş ve dinin omurgasını eğen bir kambur olmuştur. Bugün Geleneksel ve yaygın olarak yaşanan, diyanet ve kendisini din alimi zannedenlerce anlatılan dinin Hz. Muhammed’e vahyolunan din olmadığı açıktır. Bu Kur’an dışı anlatılan dinin kimseyi memnun etmediği, etmesinin de mümkün olmadığı açıktır. Bu durumdan memnun gözükenlerin aslında inançlarından şüphe etmek gerekir. Bu gibi kişilerin Kur’an’ın açık hükümlerine rağmen  ayetleri işlerine geldiği gibi yorumladıkları, işlerine gelmeyenleri yok saydıkları da son derece açıktır.

Ülkemizde bugün din adına konuşanların bir çoğu Kur’an ayetlerinden bahsedeceğine, hadislerle dini tarif etme yoluna sapıyorlar. Oysa Dinin özü Hadislerde değil, Kur’an’dadır. Allah’ın verdiği aklı kullananlar Kur’an ayetlerinin ne anlatmak istediğini gayet iyi anlarlar. Dini öğrenmek için aracıya, şıh’a, Şeyh’e, hacı’ya, hoca’ya ihtiyaç yoktur. Çünkü Kur’an anlaşılmayacak bir dilde yazılmamıştır.  Onu da Kur’an’ın kendisinden öğreniyoruz.“ Bu, ayetleri muhkem kılınmış, sonra hüküm ve hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan ( Allah ) tarafından birer, birer ( bölüm, bölüm) açıklanmış bir kitap’tır”. HUD SURESİ 1. AYET), “Yemin olsun ki biz kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık, öğüt alan yok mudur” (KAMER SURESİ 17. AYET) diyor kur’an ayetleri.

Hal böyleyken neden kendi dinimizi öz kaynağından öğrenmiyor da, din tacirlerinden öğrenmeye çalışıyoruz.  Eğer biz dini Kur’an’dan öğrenseydik İnsanların manevi duygularını istismar eden dindar görünümlü bunca sahtekar olmazdı. Şeytanı en çok sevindiren şey, İnsanların din adına bir şeyler uydurmaları ve uydurdukları o şeylerin peşine takılarak hakikatten ve dinden uzaklaşmalarıdır.  Sahte din bolca sahtekar üretir. Şeytan insanları uydurulan dine çağırır. Allah ise İndirilen dine. Böyle söylüyor Emre Dorman

İbrahim Kızıler

Yorumlar

yorum