BU ÜLKEDE ANAYASA SORUNU DEĞİL ERDOĞAN SORUNU VARDIR

Kasım 2015 seçimleriyle beraber ülkenin gündemine yeni anayasa sorunu oturdu. Meclis çalışmalarına başlamasından sonra dört parti tarafından kurulan anayasa komisyonundan AKP’nin istediği başkanlık sistemi çıkmayacağı anlaşılınca aldığı emir üzerine meclis başkanı tarafından bilinçli olarak komisyon dağıtıldı. Komisyonun dağıtılmasından sonra AKP yeni anayasa yazımını tek başına yapacağını açıkladı ve bu konuda da belirli bir yol kat […]

   BU ÜLKEDE ANAYASA SORUNU DEĞİL ERDOĞAN SORUNU VARDIR

Tamer KAYIKÇI

Kasım 2015 seçimleriyle beraber ülkenin gündemine yeni anayasa sorunu oturdu. Meclis çalışmalarına başlamasından sonra dört parti tarafından kurulan anayasa komisyonundan AKP’nin istediği başkanlık sistemi çıkmayacağı anlaşılınca aldığı emir üzerine meclis başkanı tarafından bilinçli olarak komisyon dağıtıldı.

Komisyonun dağıtılmasından sonra AKP yeni anayasa yazımını tek başına yapacağını açıkladı ve bu konuda da belirli bir yol kat ettiği belli oluyor.

Yeni anayasa sorununun bilinçli bir şekilde ülke gündemine sokulmasından bu yana kamuoyuna yansıyanlardan siz hiç özgürlüklerin daha da genişleyeceğini, hukukta yaşanan sorunların giderileceği türünden çağdaş anayasalarda yer alan temel maddelerin gündeme geldiğini hiç duydunuz mu?

Duymadık! Duyacağınızı zannediyorsanız da hiç beklemeyin. Çünkü AKP’nin böyle bir sorunu yok.

AKP’nin yeni anayasa dediğinden anladığı tek şey var, o da Tayip Erdoğan’ı başkan yapmak. Tayip’i hazır başkan yapalım derken onun yanında bir de şu baş belası laiklikten de kurtulmanın yollarını arıyorlar. Ortalığa militanlarınca bilinçli bir şekilde salıp nabız yoklamalarının sebebi bu! Acaba tutar mı?

Seksen darbesinin getirdiği anayasa gerçekten de özgürlükleri kısıtlayan, yasakçı, çağdışı bir anayasa idi. Fakat aradan geçen 34 yıldan bu yana ilk dört madde hariç değiştirilmeyen bir maddesi kalmadı. Dolayısı ile 34 yıl önceki anayasa ile şimdiki anayasa arasında uçurumlar var. Kısacası bugün ülkenin anayasadan kaynaklanan bir sorunu yok. Sorun, anayasanın sınırları içine sığmak istemeyen, ülkeyi tamamen tek kişinin egemenliğine sokmak isteyen Tayip Erdoğan’dan kaynaklanıyor.

Kendisi doğrudan halk tarafından cumhurbaşkanı seçildi fakat yetki olarak kendisinden önceki cumhurbaşkanlarından hiçbir farkı yok. Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana hükümete paralel bir şekilde hükümetin yetkilerini gasp ederek fakat üzerinde herhangi bir sorumluluk taşımayarak her şeye karışan, emir veren bir yapıyla karşı karşıyayız.

Zaten paralel kurmaya alışıklar. Yıllarca bu ülkeyi şimdi terör örgütü olarak yaftaladıkları, hükümete paralel yapı kurmakla suçladıkları Feto ile kol kola girerek yönetip, ülkenin başına açmadıkları bela kalmadı.

Onunla yetinmeyip bir diğer terör örgütü PKK ile çözüm süreci yalanı altında, İmralı’daki caniyi anayasa çalışmalarına ortak edecek şekilde başka bir paralel yapı kurdular.

Anlayacağınız paralel yapı kurmakla ustalar. Varsın şimdi başka bir paralel yapı Beştepe’de kurulsun ve kararlar orada alınıp diğer paralel organa dikte ettirilsin.

Başkanlık sistemine geçildiği zaman günden güne daha da büyüyen sorunlara çare mi bulacaklar? Örneğin ülkeyi kan gölüne çeviren terör örgütünü mü yok edecek? Bugün o teröristlerle mücadele etmesini engelleyen hiçbir etken yok. Olsa bile 14 yıldan bu yana tek başına yönettiği bu ülkede kendi getirdiği yasalar engel olabilir.

Başkanlık sistemiyle yeni bir ekonomik sistemine mi geçecekler ki yıllardır yerinde sayıklayan piyasayı canlandıracaklar, vatandaşın cebine daha çok para koyacaklar?

Beş yıl önce uydurma bazı özgürlüklerin gölgesi altında yargıyı tamamen kendilerine bağlayan anayasa değişikliklerin altına imza attılar, şimdi daha da karmaşık, biat eder hale getirdikleri yargıyı başkanlık sistemiyle çağdaş anlayış çizgisine mi getirecekler yoksa yargı yine tek kişinin tetikçiliğini yapmaya devam mı edecek.

Başkanlık sistemi mevcut tüm sorunları yok etmeyip üstüne yeni sorunlarla gelecekse bunu bu ülkeye dayatmanın anlamı nedir? Bu ülke, bu ulus tarihi boyunca tek kişinin sultası altında bu kadar otoriter bir şekilde yönetilmedi. Üstelik yaşadığımız fiili durumun anayasasında kuvvetler ayrımı olan, yasamanın ve yürütmenin her hareketinin yargı denetiminde olduğu bir hukuk sisteminde gerçekleştiğini düşünürsek yasamanın ve yargının tek kişinin hükmü altına alındığı bir anayasa düzeninde neler olur varın siz düşünün.

Bugün en güvendiği adamı başbakanlık koltuğuna oturtup ondan bile kendisine yeteri kadar biat etmediğini gördüğünde köprüleri atan, bu ülkede uçan sineğin bile kendisinden habersiz adım atamayacağı bir zihniyetle yeni anayasa çalışmasına girmek zaten yaşadığımız karanlık dönemin iyice kararmasından başka bir şey değildir.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum