“VAZGEÇMEYECEĞİZ”

  Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Edremit Bileşenleri yaptıkları basın açıklamasında  “Laik Eğitim, Laik Yaşam ve İş Güvencemizden Vazgeçmeyeceğiz! Baskı, Sürgün ve İşten Atmalara Karşı Alanlardayız Mitingi hakkında bir basın açıklaması yaptılar.   Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Edremit Bileşenleri tarafından yapılan basın açıklamasında “Türkiye, benzer örneklerini ancak faşist rejimlerde görebileceğimiz baskıcı, otoriter ve anti demokratik politika […]

“VAZGEÇMEYECEĞİZ”

 

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Edremit Bileşenleri yaptıkları basın açıklamasında  “Laik Eğitim, Laik Yaşam ve İş Güvencemizden Vazgeçmeyeceğiz! Baskı, Sürgün ve İşten Atmalara Karşı Alanlardayız Mitingi hakkında bir basın açıklaması yaptılar.

 

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Edremit Bileşenleri tarafından yapılan basın açıklamasında “Türkiye, benzer örneklerini ancak faşist rejimlerde görebileceğimiz baskıcı, otoriter ve anti demokratik politika ve uygulamalara giderek daha fazla sahne oluyor. Kendi içerisindeki farklı seslere dahi tahammül edemeyen AKP, yaşamlarımızı tek adam diktasıyla kuşatmanın yollarını arıyor.

Muhalif, eleştirel en demokratik tepkiler dahi şiddetle bastırılıyor. İktidarını kaybetme korkusu içinde olanlar, hukukun ve demokrasinin en temel ilkelerini ayaklar altına alıyor

Türkiye tarihinde, eşi benzeri görülmemiş bir savaş politikası izleniyor. Hukuksuzca ilan edilen ve ayları bulan sokağa çıkma yasaklarıyla yaşam hakkı yok sayılıyor, sağlık ve eğitim gibi en temel kamu hizmetleri fiilen askıya alınıyor. Okulları ve hastaneleri karargahlara çevirenler, on binlerce öğrencinin eğitim hakkını gasp ediyor, sağlık hizmetine ulaşımı engelliyor. Sınır bölgesinde yaşayan ve her gün düşen IŞİD füzeleriyle can güvenliği ortadan kalkanların yaşamları, AKP’nin siyasi hesaplarında en küçük bir etki dahi yaratmıyor!

Bu gidişatı eleştirenler ise AKP’nin yürüttüğü cadı avının kurbanı yapılmak isteniyor. Hırsızlara dokunmayanlar, milletvekillerine dokunmanın derdine düşüyor. Milli iradeyi sadece kendisi için meşru görenler, kendisi gibi düşünmeyen milletvekillerini cezaevine göndermekle tehdit ediyor. Akademisyenler, gazeteciler, sendikacılar, sanatçılar, öğrenciler kısaca muhalif her ses, her düşünce susturulmak isteniyor.

Bir tarafta bunlar yaşanırken diğer taraftan AKP, patronların ve sermaye çevrelerinin gönlünü hoş tutmanın peşine düşüyor. Taşeron işçileri kadroya geçireceğiz yalanına sarılıp, işçilerin kıdem tazminatına göz dikiyor. İnsanlık tarihinin utanç sayfalarında yer alması gereken kiralık işçilik uygulamasını yasalaştırarak, işçilere kölelik koşullarını dayatıyor. Kamuda ise yüz binlerce emekçinin iş güvencesine saldırarak, esnek ve güvencesiz istihdamın kapsını aralıyor. Esnek ve güvencesiz istihdamın yaygınlaştırılmasında ve sermayeye ucuz iş gücü sağlanmasında ise kadını eve hapseden uygulamalara hız veriyor.

Demokrasinin ve hukukun askıya alındığı bu dönemde, toplumsal dokumuzdaki farklılıkları “tekçi” politikalarla boğmaya, kendi arzuları doğrultusunda yeni bir toplum yaratmaya çalışıyor! AKP, kamusal olan her alanı dini kural ve referanslara göre biçimlendirmek istiyor. Dinselleştirme politikaları her türlü sömürüye, zulme, talana ve yalana kalkan yapılmak isteniyor.

AKP’nin 2023 vizyonuyla yürüttüğü politikalar işçilerin, kamu emekçilerinin, gençlerin ve kadınların sorunlarına çözüm olmamıştır. Aksine AKP, var olan sorunları daha fazla derinleştirmiştir. Bu politikaları eleştiren, AKP’nin eşitsiz ve ayrımcı politikalarına direnen, eşit, özgür, demokratik, barış içinde daha güzel yarınlar için mücadele eden biz kamu emekçileri ise bugün, mücadele tarihimizde hiç olmadığı kadar baskı altına alınmak isteniyoruz.

Özellikle sendikal faaliyetlerimizi suç kategorisine yerleştiren Başbakanlık Genelgesi’nin ardından, başta eğitim ve bilim emekçileri olmak üzere on binlerce kamu emekçisi hakkında hukuksuzca soruşturmalar açılmıştır. Bunlar yetmezmiş gibi sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar suç oluşturuyor gibi gösterilerek yüzlerce arkadaşımıza soruşturma ve davalar açılmıştır.

Diğer yanda ülkenin içine sürüklendiği çatışma, savaş ve kaos ortamını fırsat bilen bazı kişi ve kurumlar insanlarımız arasına nifak tohumları ekmek için kolları sıvadılar. Kan, savaş, ölüm üzerinden siyaset yaparak varlıklarını sürdüren bu çevrelerin en çok nefret ettikleri söz; barıştır.

Ülkemizin içine sürüklendiği bu karanlık ortamdan endişe duyuyoruz. Emekten, barıştan, demokrasiden, bilimden yana demokratik bir ülke için tarafız ve mücadele ediyoruz. Bizim bu tutumumuzdan hoşlanmayan çevreler bizi “terör destekçisi” gibi gösterme gayreti içindeler. Böylece sinip, korkarak, geri çekileceğimizi düşünüyorlar. Tıpkı barış bildirisine imza atan binlerce akademisyene yaptıkları gibi.

Son günlerde Balıkesir, Edremit, Burhaniye ve Ayvalıkta Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)  yönetici ve üyelerine yönelik bazı facebook sayfaları üzerinden saldırılar yapılmaktadır. Kendilerine “Türk siber güvenlik “adını veren sayfadan KESK üyelerine yönelik iftira, tehdit, hakaret içerikli yayınlara yer verilmektedir.

Yalnızca kamu emekçileri değil, emekten, barıştan, demokrasiden yana birçok kişi ve kurum bu site tarafından hedef gösterilmektedir. Sendikamızın, diğer demokratik kurum ve kuruluşlarla birlikte gerçekleştirdiği, eylem ve etkinliklerinden görüntüler kullanılarak, üyelerimiz bazı siyasi parti ve kurumlarla ilişkilendirilmekte ve suçlu ilan edilmektedir.

Kendi kimliklerini dahi kullanamayacak kadar korkak olan bu sayfa yöneticilerinin kimler olduğunu, kimlerden talimat aldıklarını biliyoruz. Vatan, bayrak, millet, ezan gibi kutsal değerleri kendi kirli amaçlarına alet eden bu karanlık odaklar er ya da geç halka hesap vereceklerdir.

Türk siber güvenliği isimli bu sitede iftira, hakaret, nefret suçu işlendiği için cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunduk. Fakat savcılık yaptığı soruşturmadan bir sonuç alamadığını, dosyanın 8 yıl açık kalmak kaydıyla dondurulması kararı almıştır. Biz yeniden dilekçemizi vererek ilgili kişiler hakkında şikâyetçi olduk ve gereğinin yapılmasını istedik

Buradan cumhuriyet savcılarını bir kez daha göreve çağırıyoruz.Suçluları bulun ve adalet karşısına çıkarın.Aksi halde arkadaşlarımızın başına geleceklerden siz sorumlu olacaksınız.

Bilinmelidir ki kamu emekçilerinin emeğine, haklarına ve geleceğine sahip çıktığımız; savaş politikalarına karşı barışın, zalime karşı mazlumun, sömürüye karşı emeğin sesi olduğumuz için işten atılıyor, soruşturmalara maruz kalıyor, sürgün ediliyoruz.

Bu baskı, sürgün ve işten atma politikasının amacı açıktır! AKP, tüm kamu emekçilerini kendisine kapı kulu yapmayı arzulamaktadır. Kamu emekçilerinin kendisini insana, topluma ve doğaya karşı değil, sadece ama sadece AKP’ye karşı sorumlu görmesini istemekte, emekçileri hükümet memuru yapmayı hedeflemektedir!

Özellikle belirtmek isteriz ki AKP’nin bu yaklaşımı tüm kamu emekçilerinin geleceğini ve kamu hizmetlerinin niteliğini doğrudan tehdit etmektedir. Hazırlanan yasa tasarılarında “siyasi olan ve siyasi olmayan grev” tanımları yapılarak grev hakkımıza saldırılması, bu durumun somut ifadesidir!

Ancak baskıyla, sindirme politikalarıyla, sendikal hak ve özgürlüklerimizi yok sayan düzenlemelerle amacına ulaşacağını sanan AKP’nin unuttuğu bir gerçek vardır! O da KESK’in mücadele kararlılığı ve azmidir!

Gerçek demokrasinin, eşit yurttaşlığın, temel hak ve özgürlüklerin, nitelikli kamu hizmetlerinin genişlemesinin en önemli yolunun laik eğitim, laik yaşam ve herkese güvenceli iş mücadelesini güçlendirmekten geçtiğini düşünüyoruz.

İktidarın kendi çıkarları için sürdürdüğü inanç istismarına yönelik girişimlerini boşa çıkarmak, gerçek anlamda laik ve demokratik bir ülkede barış içinde bir arada yaşamak için “Laik Eğitim, Laik Yaşam ve İş Güvencemizden Vazgeçmeyeceğiz! Baskı, Sürgün ve İşten Atmalara Karşı Alanlardayız!” şiarıyla 28-29 Mayıs tarihlerinde 8 ilde bölgesel mitingler düzenleme kararı almış bulunuyoruz.

Çağrımız sadece konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın üyelerine değil, çocuklara, öğrencilere ve ülkenin geleceğinden endişe eden herkesedir. Çocuklarının ve ülkenin geleceğinden endişe eden herkesi, 28-29 Mayıs’ta Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Diyarbakır, Antalya, Samsun ve Van’da yapacağımız bölge mitinglerine katılmaya, ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğine hep birlikte sahip çıkmaya çağırıyoruz” denildi.

 

Yorumlar

yorum