İÇLER ACISI DURUMUNDAKİ BAHÇELİ VE MHP

Geçtiğimiz Pazar günü Ankara’da MHP’nin olağanüstü kurultay yapması gerekiyordu. Yapılamadı. Yapılamamasının tek sorumlusu vardır; Kaçaksaraylı ve uzantısı hükümet! Devlet Bahçelinin içinde bulunduğu durum içler acısı durumunda. 7 Haziran seçimlerine kadar kaçak saraylıya demediğini bırakmayıp 17-25 sürecinden dolayı hesap soracağını seçmene deklere edip sonra da ne dediğini kendisi de dahil olmak üzere kimsenin anlamadığı saçma sapan […]

   İÇLER ACISI DURUMUNDAKİ BAHÇELİ VE MHP

Tamer KAYIKÇI

Geçtiğimiz Pazar günü Ankara’da MHP’nin olağanüstü kurultay yapması gerekiyordu. Yapılamadı. Yapılamamasının tek sorumlusu vardır; Kaçaksaraylı ve uzantısı hükümet!

Devlet Bahçelinin içinde bulunduğu durum içler acısı durumunda.

7 Haziran seçimlerine kadar kaçak saraylıya demediğini bırakmayıp 17-25 sürecinden dolayı hesap soracağını seçmene deklere edip sonra da ne dediğini kendisi de dahil olmak üzere kimsenin anlamadığı saçma sapan bahaneler ile iktidar sorumluluğunu almaktan kaçarak 1 Kasım seçimlerinde milletvekili sayısını yarı yarıya düşürerek tarihte görülmemiş bir başarısızlığa imza atmasına rağmen hala hiçbir şey yokmuş gibi koltuğuna yapışıp kalmış durumda.

Koltuğunu bırakmayı unutun düne kadar hesap soracağını açıkladığı kaçak saraylının MHP’deki temsilcisi rolünü de pek benimsemiş görünüyor. Aslında MHP’nin geleneğinde buna benzer bir geçmişi bulunduğunu da unutmamak gerek. Hatırlarsanız yetmişli yıllarda Demirel, Türkeş ve Erbakan liderliğinde kurulan 1. ve 2. milli cephe hükümetlerinde o zaman Türkeş de devletle ortak hareket edip ülkenin kan gölü hale gelmesinde payı olanların başında geliyordu. Bugün kaçak saraylı nasıl Bahçeli’ye sahip çıkıyorsa milli cephe hükümetleri esnasında Süleyman Demirel “bana sağcılar ve milliyetçiler cinayet işliyorlar dedirtemezsiniz” deyip kardeşlerine sahip çıkıyordu.

Bahçeli’nin kurultaya gitmeme gerekçesi de evlere şenlik. Neymiş? MHP’de genel başkan ancak olağan kurultayda değişirmiş, kendi geleneklerinde böyle bir uygulama yokmuş.

Mübarek siyasi parti değil de sanki kanarya sevenler derneği başkanı.

Nerede batıda ki oy kaybetmemesine rağmen seçimi kaybetmiş olduğu için hemen istifa eden parti başkanları nerede Bahçeli’nin oylarını ve milletvekili sayısını yarı yarıya kaybetmiş olmasına rağmen pişmiş kelle gibi olduğu yerde kalması.

Oysa MHP tabanı genel başkanını çoktan belirlemiş durumda. Meral Akşener’in başta kendi partisi olmak üzere ülkenin genelinde bir heyecan yarattığı yadsınamaz. Zaten bütün engellemelere rağmen MHP’nin toplam delegesinin neredeyse yüzde 75’inin Pazar günü gelip ben buradayım, bu kurultayın yapılmasını istiyorum demesi de bunun kanıtı. Akşener’in sadece AKP’den değil hem sol hem de sağdaki diğer kesimlerden de oy alacağı ve AKP’ye ciddi bir rakip olacağı belli.

Bu durumu çok net gören ve Bahçeliyi kendisine yamak yapan kaçak saraydaki de MHP’deki muhaliflerin ayaklanmasını bastırmak için devletin tüm gücünü kullanmaktan vazgeçmiyor.

Pazar günü kurultayın yapılacağı hotelin yollarını devletin kolluk kuvvetleri ile kapatan mahkemenin kararı değil, açıkçası kaçak saraylının iradesidır. Zira kurultayın yapılmasını engelleyen iki küçük yerleşim yerindeki iki mahkemenin verdiği kararların da aynı yerde yazıldığı çok net bir şekilde anlaşılmıştır ve hiç kuşkunuz olmasın ki o karaların yazıldığı yer Ankara’dadır.

Bir partinin kurultayının yapılıp yapılmayacağı yargı kararına kalıyorsa ve o yargı da kendi içinde bin parçaya bölünüp her mahkemenin kendi kafasına göre bir karar alıp yargı sürecini de tıkaması yeni Türkiye’nin resmidir. Yargıtay başkanı Türkiye’de yargıya güvenin yerlerde süründüğünü söylüyor. Sürünmesi de çok doğal çünkü kendisinin de oraya kimlere hizmet ederek geldiğini herkes çok iyi biliyor. Bir yerlere aidiyet borcu olanların o borçları kapatma zamanı geldiği zaman acısını tüm ülkenin çektiğini de yaşayarak görüyoruz.

Meral Akşener’in yarattığı bu heyecanın temelinde ne yatıyor olabilir?

Adaletin ve Özgürlüklerin öncüsü olacağım deyip 14 yıl önce iktidara gelen AKP’nin geldiği son nokta adaletin yerle bir edildiği, özgürlüklerin yerine dikta yönetiminin yerleştiği, hırsızlıkların, yolsuzlukların kurumsallaştığı bir karanlık dönemin içinden geçiyoruz. Bu durumu görüp kerhen de olsa seçimlerde oyunu yine AKP’ye veren azımsanmayacak bir kesim var. Devlet Bahçeli’nin içinde bulunduğu ataletsizlikden de bir sonuç alamayacaklarını gördükleri, ideolojik bakış nedeniyle de CHP’ye oy vermeyecekleri için kendi seslerini duyurabilecekleri yeni bir isme ihtiyaç var ve Meral Akşaner’de o ihtiyaca cevap veriyor.

MHP’de değişim gerçekleşmez ve mahkeme kararıyla Bahçeli hala yapıştığı koltuğunda oturmaya devam ederse biliniz ki birkaç ay sonra bir erken seçim var. O erken seçimde MHP’nin ve HDP’nin barajın altında kalacağını hesaplayarak mecliste Anayasayı tek başına değiştirecek çoğunluğu elde edeceğini düşünen kaçak saraylı başkanlık hayallerine bir adım daha yaklaşmış olacak. İşte bu yüzden dolayıdır ki kaçak saraylı ve AKP başka bir siyasi partinin iç işlerine bu kadar karışıyor ve daha önce DYP ve Has Parti’yi yuttuğu gibi şimdi de MHP’yi yutmaya çalışıyor.

MHP’de ok yaydan çoktan çıktı. Devlet Bahçeli istediği kadar yamaklığına soyunduğu kaçak saraydaki reisini korumaya çalışsın, yaydan çıkan o ok önce kendisini sonra da kaçak saraydakini vuracağa benziyor.

Yorumlar

yorum