FAŞİZME BİR İKİ

Bu ülke birçok askeri darbe yaşadı ama tarihinde ilk defa halk tarafından seçilmiş bir başbakan cumhurbaşkanı tarafından hazledilerek açık bir şekilde hükümet darbesi gerçekleştirilmiş oldu. Yıllardır halkın iradesi deyip onun arkasına sığınarak demokrasiyle bağdaşmayan bir çok olayın altına imza atan kaçak saraydaki ve şürekası kendi darbesini gerçekleştirmiş oldu. Üstelik bunu bir dediğini iki etmeyen, hükümetin […]

   FAŞİZME BİR İKİ

Tamer KAYIKÇI

Bu ülke birçok askeri darbe yaşadı ama tarihinde ilk defa halk tarafından seçilmiş bir başbakan cumhurbaşkanı tarafından hazledilerek açık bir şekilde hükümet darbesi gerçekleştirilmiş oldu.

Yıllardır halkın iradesi deyip onun arkasına sığınarak demokrasiyle bağdaşmayan bir çok olayın altına imza atan kaçak saraydaki ve şürekası kendi darbesini gerçekleştirmiş oldu. Üstelik bunu bir dediğini iki etmeyen, hükümetin bütün işleyişinden bizzat kendisinin haberdar olduğu kadroya karşı yaptı.

Görünen sonuçlara göre Davutoğlu’nun hazledilmesinin tek sebebi var; o da başkanlık konusunda yeteri kadar hızlı olmaması hatta ayak diremesi.

Oysa Gezi olaylarıyla başlayıp 17-25 Aralık dosyalarıyla iyice ayyuka çıkan bütün kanunsuzlukların üstesinden gelebilmek için kendini bir an önce başkanlığa atmak isteyen kaçak saraylı için başkanlık sistemi hayati meselede önemli. Mevcut sistemle biliyor ki bir gün elbet yaptığı tüm kanunsuzlukların hesabı sorulacak ve gerekli cezayı alacak.

Nitekim başbakan olduğunu zanneden kişi de yaptığı konuşmada şimdi sıra fiili olarak yaşadığımız durumun alt yapısını hazırlayıp anayasal değişiklikleri yapacağız diyor. Söyledikleriyle aslında yaşadığımız anayasanın askıya alınıp bilfiil yapılanların hukuksuz olduğunu da itiraftan başka bir şey değil.

Anayasayı korumakla görevli olan ve başında cumhuriyet sıfatı geçen Ankara’daki savcılar da üç maymunu oynayıp duruyorlar.

Üç maymun demişken aklıma nedense hafta sonu yürütmenin başındakine takılıp Rize’ye çay toplayıp çay içmeye giden üç yüksek yargı organı başkanı geldi. Kendilerinin ne olduklarını unutmuş vaziyette Tayip’in peşinde el pençe divan vaziyette utanmadan kameraların karşısında poz vermekten de çekinmediler.

Hafta sonu yapılan AKP kurultayı üzerinde fazla durmaya gerek yok. Zaten kurultay demek için kurultayı oluşturan delegelerin ilk önce özgür iradeye sahip olması gerekir. Daha bir yıl önce Davutoğlu için kalkan o ellerden bir tane numunelik olsun hiç mi muhalif ses çıkmaz, arkadaşlar yapılan bu darbedir, kabul edemeyiz deme cesaretini gösteremez? Ne oldu da bir yıl geçmeden bu kez tüm eller başka birisi için fire vermeden kalktı?

Birçok kişi kurultayda çıkan görüntülerden hareketle tek adamlığın resmen belgelendiğini, AKP’nin islamofaşist bir bünyeye büründüğünü söylüyorlar. Günaydın! Bu yeni çıkan bir görüntü değil ki… malumun ilanı sadece. Anıtkabir’e gidenleri put gibi durmakla suçlayan kişi kurultaya gönderdiği mesajının okunması esnasında hepsinin ayağa kalkıp nasıl put gibi dinlediklerini gördüğü zaman yarattığı eserden gurur duymuş olmalı. Üstelik anayasa gereği tarafsız olması gereken cumhurbaşkanı kurultaya mesaj göndererek istediklerini bir bir sıralamayı da unutmuyor. Tabii ki bu rahatlığı yanına aldığı üç yargı mensubunun çay içerken üç maymunu oynayacaklarından emin olduğu için çok rahat hareket edebiliyor.

17-25 Aralıkta suç ortaklığı yaptığı kişiyi başbakan atayarak başkanlık sistemine rahatlıkla geçebileceğini ve geçinceye kadar da istediği gibi at koşturabilecek mi? Yasaları daha da zorlayacağı kaçınılmaz. Tıpkı 17-25 Aralık dosyalarında olduğu gibi savcıların ve emniyetin verdiği talimatları dinlemeyerek işledikleri suç benzeri yeni suçlar işleyecekleri kesin. Buna rağmen mevcut yasalarla Bilal’i başbakan atasa dahi bir yerde çatışma çıkacağı muhakkak.

Yaşadığımız mevcut durumu Hitler’in Nazi Almanya’sında görmüştük. Hitler’de ipleri eline aldıktan sonra ülkedeki diğer partileri yasaklamış ve ülkeyi tek parti devletine çevirmişti. Kurultayda gördüğümüz AKP manzarasıyla geçen hafta mecliste onaylanan dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla sadece HDP’li milletvekillerinin değil başta CHP lideri olmak üzere tüm muhalif milletvekillerinin AKP’nin emir komutasına girmiş yargı yoluyla dize getirileceği ve siyaset yapmalarının önünün kapanacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok. Üstelik halk oylamasından korkan Kılıçdaroğlu dokunulmazlıkların kaldırılmasının anayasaya aykırı olduğunu söylemesine rağmen gidip destek vermekle bunu kendi elleriyle Tayip’in eline vermiş oldu. Tıpkı 14 yıl önce Baykal vasıtasıyla muhtar bile olamayacak olanın önünün açılması gibi stratejik bir hata yapıldı.

Nazi Almanya’sı üççeyrek yüzyıl önce tüm dünyanın başına bela açtı. Milyonlarca insanın ölümüne neden oldu. Avrupa baştan sona yıkıldı. Kendi ülkesinin de yerle bir edilmesi, tüm tarihin yok olmasına yol açtı. Tek adam diktatörlüğünün bir ülkeyi getirdiği durum örneği karşımızda dururken aynı yolda ilerlemenin ülkemize çok büyük belalar açacağı kaçınılmaz. Almanya’yı tüm dünya birlik olarak durdurabildi. Aydınlanma çağında birçok aydın yetiştirmiş, Avrupa’da gelişimin öncüsü olan Alman halkı Hitler diktatörlüğünün açtığı yarayı sahip olduğu kültürel birikimle kısa sürede aşmasını bildi. Peki biz kısa süren Cumhuriyet aydınlanmasında yaratamadığımız kültürel birikimle içinde bulunduğumuz faşizmin açacağı yaraları kısa sürede aşabilecek miyiz? Bu yüzden önümüzdeki tehlikenin çok kısa zaman içerisinde tüm demokratik olanaklar zorlanarak bertaraf edilmesinde sadece ülkemiz için değil tüm dünya için de sayılamayacak kadar çok faydası var.

Yorumlar

yorum